<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[siberbilgi - DİNİMİZLE İLGİLİ FAYDALI VE PRATİK BİLGİLER ]]></title>
		<link>https://www.siberbilgi.net/</link>
		<description><![CDATA[siberbilgi - https://www.siberbilgi.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 13:49:15 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[İlimde, ahlakta ve medeniyette yüce seviyelere ulaşmak]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-ilimde-ahlakta-ve-medeniyette-yu%CC%88ce-seviyelere-ulasmak-660.html</link>
			<pubDate>Sun, 28 Dec 2014 23:44:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-ilimde-ahlakta-ve-medeniyette-yu%CC%88ce-seviyelere-ulasmak-660.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #141823;" class="mycode_color">Cemaleddin Afgani’ye göre insanların ilimde, ahlakta ve medeniyette yüce seviyelere ulşabilmeleri, dünya ve ahirette mutluluğu yakalayabilmelerinin dört şartı vardır:</span><br />
<br />
<span style="color: #141823;" class="mycode_color">1- Aklın hurafe kiri ve vehim pasından arınmış olması; çünkü bunlardan arınmamış bir akıl doğru düşünemez, gerçeği bulamaz.</span><br />
<br />
<span style="color: #141823;" class="mycode_color">2- Fertlerin ve toplumların diğerleri ile eşit yaratıldıkları, her iyi ve güzel şeyi</span><span style="color: #141823;" class="mycode_color">yapabileceklerine, peygamberlikten başka her kemali elde edebileceklerine inanmalıdır.<br />
<br />
3- İnancın sağlam ve kesin delillere dayanması, taklit ile yetinilmemesidir. İslam bu konuda mensuplarını düşünmeye, akletmeye, inançlarını sağlam delillere dayandırmaya, zan ve vehim peşinden gitmemeye çağırır, körükörüne başkalarının dediğini diyen ve yaptığını yapanları kınar. İslam, aklın mümkün görmediği bir şeyin kabul ve tasdik edilmesini istemez.<br />
<br />
4- Her toplum içinde, işleri öğretme ve eğitmeden ibaret olan kişi ve kurumların bulunmasıdır. Muallimler ve mürşitler bulunmazsa doğruyu öğrenme ve fazileti yaşama konusunda insan kendine yeterli değildir. İslam bu iki zaruri ihtiyacın teminini ümmete farz kılmıştır. (9/Tevbe, 122); 3/Al-i İmran, 104).<br />
<br />
Medeniyeti kurmak ve yüceltmek, insanı da mutlu kılmak için gerekli bulunan bu dört unsur İslam’da, kâmil manada mevcuttur.<br />
<img src="http://i.imgur.com/inCLzFO.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: inCLzFO.jpg?1]" class="mycode_img" /><br />
[Dehriyyun’a Reddiye (Natüralizm Eleştirisi)].</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #141823;" class="mycode_color">Cemaleddin Afgani’ye göre insanların ilimde, ahlakta ve medeniyette yüce seviyelere ulşabilmeleri, dünya ve ahirette mutluluğu yakalayabilmelerinin dört şartı vardır:</span><br />
<br />
<span style="color: #141823;" class="mycode_color">1- Aklın hurafe kiri ve vehim pasından arınmış olması; çünkü bunlardan arınmamış bir akıl doğru düşünemez, gerçeği bulamaz.</span><br />
<br />
<span style="color: #141823;" class="mycode_color">2- Fertlerin ve toplumların diğerleri ile eşit yaratıldıkları, her iyi ve güzel şeyi</span><span style="color: #141823;" class="mycode_color">yapabileceklerine, peygamberlikten başka her kemali elde edebileceklerine inanmalıdır.<br />
<br />
3- İnancın sağlam ve kesin delillere dayanması, taklit ile yetinilmemesidir. İslam bu konuda mensuplarını düşünmeye, akletmeye, inançlarını sağlam delillere dayandırmaya, zan ve vehim peşinden gitmemeye çağırır, körükörüne başkalarının dediğini diyen ve yaptığını yapanları kınar. İslam, aklın mümkün görmediği bir şeyin kabul ve tasdik edilmesini istemez.<br />
<br />
4- Her toplum içinde, işleri öğretme ve eğitmeden ibaret olan kişi ve kurumların bulunmasıdır. Muallimler ve mürşitler bulunmazsa doğruyu öğrenme ve fazileti yaşama konusunda insan kendine yeterli değildir. İslam bu iki zaruri ihtiyacın teminini ümmete farz kılmıştır. (9/Tevbe, 122); 3/Al-i İmran, 104).<br />
<br />
Medeniyeti kurmak ve yüceltmek, insanı da mutlu kılmak için gerekli bulunan bu dört unsur İslam’da, kâmil manada mevcuttur.<br />
<img src="http://i.imgur.com/inCLzFO.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: inCLzFO.jpg?1]" class="mycode_img" /><br />
[Dehriyyun’a Reddiye (Natüralizm Eleştirisi)].</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah’ın İstediği Aile Tipi Nasıldır?]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-allah%E2%80%99in-istedigi-aile-tipi-nasildir-588.html</link>
			<pubDate>Sat, 08 Mar 2014 10:29:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=8">intikamcı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-allah%E2%80%99in-istedigi-aile-tipi-nasildir-588.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın İstediği Aile Tipi Nasıldır?</span><br />
<br />
Bir bey, mektubunda şöyle bir soru sormuş: “Hocam ben evleneceğim, aile yaşayışım nasıl olmalı? İslamî aile tipi nasıldır?”İslami ailede, erkeğin tahakküm etmesi diye bir şey yoktur. Dil ile, hâl ile telkin vardır. İslamî ailede ölçü ve ahenk olmalı. Bu ölçü ve ahenk İslam dininin emir ve yasaklarıdır. Karı-koca şu sırayı takip ederlerse, inşaAllah mesut olurlar:<br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/ipg95YC.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: ipg95YC.jpg?1]" class="mycode_img" />Evvela iman kuvvetlendirilmeli. Bu iman o derece kuvvetlenmeli ki, mümin, haramlardan kaçabilsin ve helali yaşayabilsin.<br />
<br />
Kuvvetli imanın aileye etkisi nedir? Adam işinden çıkar, elinde fileyle doğru evine gider. Meyhanelere, kumarhanelere uğramaz. İmanlı bir hanım da sırf Allah’ın rızasını kazanmak için eşine her konuda yardımcı olur. Hadis-i şerifte buyruluyor ki, “Bir hanım, kocası ondan memnun olarak ölse, o hanım cennetliktir.” İmanlı insanlar Allah’tan korkar. Tabiri caizse, “Ben eşimi kırsam, Allah bana darılır; Allah’ı kırmamak için eşime güzel davranayım.” diye düşünür. Kırdıysa bir tane çiçekle eve gelir, “Karıcığım, sen bu çiçek kadar güzelsin.” der, buzları eritir.<br />
<br />
Öyle erkekler tanıyorum ki, hanımları bana şikâyete geldi, “Kocam beni öyle dövüyor ki, sakat kalmaktan korkuyorum.” Böyle bir erkeğin, imanla, İslam’la ne ilgisi olabilir?<br />
<br />
Ailede kavgaların en önemli sebebi, cinsel problemlerdir. Cinsî problemler bilhassa erkeği zorlar. Kadınla erkeğin birbirini cinsî yönden tatmin etmesi, ibadettir. Fakat bazı insanlar bunu ters anlıyor. Eşinin elini tutsa günaha girdim sanıyor.<br />
<br />
Herkes kendi hayatını yaşasın!” Avrupa’da böyle. İslamiyet ne diyor? Herkesin kendi hayatını yaşaması haramdır. Çünkü bu, nefsi putlaştırmaktır. İslamiyet’e göre herkes, İslamiyet’i yaşayacak.<br />
Diğer bir mevzu da, aile üyeleri fıkıh ve bilhassa ilmihal üzerinde bilgi sahibi olacak. Bir arkadaş dedi ki, “Hanım cebimden para çalıyor.” Çalma tabiri yanlış dedim. Alma… Hanımın senden para alması önemli değil, parayı nereye harcadığı önemli. Muhakkak evine, mutfağa harcıyor. Bunun nesi kötü? Bir de hanımın parayı israf ettiğini düşünelim. O zaman adam israfa mani olmak zorunda. Bir mantosu varken ikinciyi alıyorsa olmaz. Niye aldın? Hoşuma gitti. Hoşa gidecek çok şey var. Hepsini almaya kalksak yandık. İşte fıkıh, ilmihal bilmek bakın nasıl işe yaradı?<br />
<br />
Aile fertleri kendilerini Allah’ın nezaretinde bilmeli. O’nun huzurunda O’na itaat etmekte bütünleşmeli.<br />
Bir arkadaşım çocuğuna öyle vurmuş ki, çocuk yere yıkılmış. Bunu anlatınca dedim ki, “Bu işi hangi dine göre yaptın?” “Allah’tan kork, Ben Müslüman’ım!” dedi. “Çocuğu dövmek Müslümanlığın neresinde var?” dedim.<br />
Bazı insanlar namaz kıldım, oruç tuttum, tamam sanıyorlar. Ya şahsî hayat, iş hayatı, aile hayatı? Bunlar nasıl düzenlenecek, soran yok… Müslüman, Allah’ın huzurunda olduğunu bilse pek çok sorun çözülecek. İnsan, kendisini huzur-u İlahi’de bilmezse şuursuz Müslüman’dır.<br />
Hekimoğlu İsmail</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın İstediği Aile Tipi Nasıldır?</span><br />
<br />
Bir bey, mektubunda şöyle bir soru sormuş: “Hocam ben evleneceğim, aile yaşayışım nasıl olmalı? İslamî aile tipi nasıldır?”İslami ailede, erkeğin tahakküm etmesi diye bir şey yoktur. Dil ile, hâl ile telkin vardır. İslamî ailede ölçü ve ahenk olmalı. Bu ölçü ve ahenk İslam dininin emir ve yasaklarıdır. Karı-koca şu sırayı takip ederlerse, inşaAllah mesut olurlar:<br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/ipg95YC.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: ipg95YC.jpg?1]" class="mycode_img" />Evvela iman kuvvetlendirilmeli. Bu iman o derece kuvvetlenmeli ki, mümin, haramlardan kaçabilsin ve helali yaşayabilsin.<br />
<br />
Kuvvetli imanın aileye etkisi nedir? Adam işinden çıkar, elinde fileyle doğru evine gider. Meyhanelere, kumarhanelere uğramaz. İmanlı bir hanım da sırf Allah’ın rızasını kazanmak için eşine her konuda yardımcı olur. Hadis-i şerifte buyruluyor ki, “Bir hanım, kocası ondan memnun olarak ölse, o hanım cennetliktir.” İmanlı insanlar Allah’tan korkar. Tabiri caizse, “Ben eşimi kırsam, Allah bana darılır; Allah’ı kırmamak için eşime güzel davranayım.” diye düşünür. Kırdıysa bir tane çiçekle eve gelir, “Karıcığım, sen bu çiçek kadar güzelsin.” der, buzları eritir.<br />
<br />
Öyle erkekler tanıyorum ki, hanımları bana şikâyete geldi, “Kocam beni öyle dövüyor ki, sakat kalmaktan korkuyorum.” Böyle bir erkeğin, imanla, İslam’la ne ilgisi olabilir?<br />
<br />
Ailede kavgaların en önemli sebebi, cinsel problemlerdir. Cinsî problemler bilhassa erkeği zorlar. Kadınla erkeğin birbirini cinsî yönden tatmin etmesi, ibadettir. Fakat bazı insanlar bunu ters anlıyor. Eşinin elini tutsa günaha girdim sanıyor.<br />
<br />
Herkes kendi hayatını yaşasın!” Avrupa’da böyle. İslamiyet ne diyor? Herkesin kendi hayatını yaşaması haramdır. Çünkü bu, nefsi putlaştırmaktır. İslamiyet’e göre herkes, İslamiyet’i yaşayacak.<br />
Diğer bir mevzu da, aile üyeleri fıkıh ve bilhassa ilmihal üzerinde bilgi sahibi olacak. Bir arkadaş dedi ki, “Hanım cebimden para çalıyor.” Çalma tabiri yanlış dedim. Alma… Hanımın senden para alması önemli değil, parayı nereye harcadığı önemli. Muhakkak evine, mutfağa harcıyor. Bunun nesi kötü? Bir de hanımın parayı israf ettiğini düşünelim. O zaman adam israfa mani olmak zorunda. Bir mantosu varken ikinciyi alıyorsa olmaz. Niye aldın? Hoşuma gitti. Hoşa gidecek çok şey var. Hepsini almaya kalksak yandık. İşte fıkıh, ilmihal bilmek bakın nasıl işe yaradı?<br />
<br />
Aile fertleri kendilerini Allah’ın nezaretinde bilmeli. O’nun huzurunda O’na itaat etmekte bütünleşmeli.<br />
Bir arkadaşım çocuğuna öyle vurmuş ki, çocuk yere yıkılmış. Bunu anlatınca dedim ki, “Bu işi hangi dine göre yaptın?” “Allah’tan kork, Ben Müslüman’ım!” dedi. “Çocuğu dövmek Müslümanlığın neresinde var?” dedim.<br />
Bazı insanlar namaz kıldım, oruç tuttum, tamam sanıyorlar. Ya şahsî hayat, iş hayatı, aile hayatı? Bunlar nasıl düzenlenecek, soran yok… Müslüman, Allah’ın huzurunda olduğunu bilse pek çok sorun çözülecek. İnsan, kendisini huzur-u İlahi’de bilmezse şuursuz Müslüman’dır.<br />
Hekimoğlu İsmail</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İÇİMİZDE NEDEN NAMAZ SEVGİSİ AZ ?]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-icimizde-neden-namaz-sevgisi-az-587.html</link>
			<pubDate>Sat, 08 Mar 2014 10:23:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=8">intikamcı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-icimizde-neden-namaz-sevgisi-az-587.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İÇİMİZDE NEDEN NAMAZ SEVGİSİ AZ ?</span><br />
<br />
Bir okurum sormuş: “Namaz kılmak İslam’ın birinci şartı. Fakat içimde namaz sevgisi yok. Namaz kılmak neden bu kadar zor geliyor?”<br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/yQd5xVi.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: yQd5xVi.jpg?1]" class="mycode_img" />İnsanları yönlendiren, zevkleri ve menfaatleridir. Evvela Müslüman kendisini gayrimeşru zevklerinden ve menfaatlerinden geri çekecek, ondan sonra helal daireye girecek ve diyecek ki: “Şimdiye kadar canımın istediğini yaptım, bundan sonra Allah’ın isteğine tâbi olacağım.” Bu karar, insanın dünyasını ve ahiretini cennet etmeye yeter. Allah’ın isteğine tabi olmak güçlü bir iman ister. Bu iman da ancak tahkiki iman dersleri ve sohbetleriyle olabilir. Bana göre, namaz kılabilmek için insanın evvela çevresini değiştirmesi lazım. Arkadaşların, dostların, vakit geçirilen muhitin insan üzerinde müspet veya menfi tesiri vardır. Bu o kadar da kolay değildir amma cennet ucuz değil. Mesela Erzincan’a gittiğimde akrabalarımdan evvel Rafet Kavukçu ağabeye gitmek istedim. Yeğenim dedi ki: “Randevu alalım da öyle gidelim.” “Hayır” dedim, “gideyim, kapısını görüp döneyim. Bu bile bana yeter.”<br />
<br />
80 yaşındayım. Hâlâ manevi hayatıma faydalı olacak insanların yanına gidiyorum. Çünkü haramlar sel gibi akıyor. Haramları süslediler, haramları reklam ediyorlar. Bu müthiş zamanda mecburen iyilerin, alimlerin yanına gitmek gerekiyor. Her zaman tefsir okuyamayabiliriz. Amma öyle insanlar var ki, yaşayışıyla, hal ve hareketleriyle bize ilmihali anlatır. Onlardan faydalanmak aklın gereğidir.<br />
<br />
Dikkat edilirse, namaz kılmayan, camiye gitmeyen kişi, evvela dünyada azap çeker. Camiler Nuh’un (as) gemisidir. Bilindiği gibi Nuh aleyhisselam gemisine hayvanları aldı amma oğlu o gemiye binmedi. Çeşitli sebeplerle namaz kılmayanlar da, Nuh aleyhisselamın gemisine binmemiş sayılır. Düşünmek lazım: O gemiye alınmayanlar kimlerdi? Bunu araştırmak, okumak lazım. Namaz kılan kişi fiziken ilan eder ki: “Benim bir önemim yok. Benim önemim, Allah’ın emirlerine tâbi olduğum kadardır.”<br />
<br />
İmza günlerinde veya konferanslarımda soruyorlar: “Çocuklarımıza namaz sevgisini nasıl aşılarız? Onları namaza nasıl alıştırabiliriz?” Ben de diyorum ki, İslamiyet’i evvela kendimiz yaşayacağız. En iyi tebliğ, hal ile yapılan tebliğdir. Ben çocuklarıma ve torunlarıma namaz kılın demedim. Amma namazı, her türlü işimin önünde tuttum. Seyahatlere çıkacağım zaman hanım ve çocuklar hep beraber otururken hesaplardım, hangi arabaya bineyim, nerede ve saat kaçta mola verir ki namazı kaçırmayayım? Çocuklarım namaz konusundaki hassasiyetimi görerek büyüdüler. Belki namaz kılın desem, enaniyetlerine dokunurdu, darılırlardı.<br />
<br />
Benim de canım bazen namaz kılmak istemeyebiliyor. Hastayım, yaşlıyım. Zorlanabiliyorum. Amma canım istemediği halde namaz kılıyorsam, bu Allah’ın bir lütfudur. Çünkü canı istemediği halde namaz kılan kişi, Allah istediği için namaz kılmış olur ve daha ihlaslıdır. İhlas, bir işi yalnız ve yalnız Allah rızası için yapmaktır. Bir arkadaş sordu: “İsteksiz namaz kılmak, namazın sıhhatine mani midir?” “İsteksiz namaz kılmak, sevabı artırır.” dedim, arkadaş şaşırdı. “Olur mu öyle şey!” dedi. “Eğer şevkle, manevi lezzet için namaz kılsan, o şevk ve zevk için kılmış olursun. Amma canın istemediği halde kılsan, Allah için kılmış olursun.” dedim.<br />
<br />
Bazı geceler uyanıyorum. Saate bakıyorum, imsak girmiş. Hanımdan abdest almak için yardım istiyorum. “Hanım, yakında öleceğiz!” diyorum “İyisi mi ibadet edelim.” “Nereden biliyorsun yakında öleceğini?” diyor. “Biyolojik olarak ömrü bitirdim, takvimler bunu gösteriyor.” dedim. Her namazımızı son namazımızmış gibi kılsak, namaz bize usanç vermez. Öğleni kıldım, ikindiyi düşünmem. Çünkü ikindiye çıkıp çıkmayacağımı bilmiyorum.<br />
<br />
Hem düşünmek lazım. Yaptığımız işler namazdan daha mı kıymetli? Namazdan daha kıymetli bir iş olamaz. Mezarlıklar diyor ki, “dünyada ebediyen kalmayacaksın.” Burada ne ibadet ettiysek, ahirette onu bulacağız.<br />
<br />
(Hekimoğlu İsmail, Aralık 2011)</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İÇİMİZDE NEDEN NAMAZ SEVGİSİ AZ ?</span><br />
<br />
Bir okurum sormuş: “Namaz kılmak İslam’ın birinci şartı. Fakat içimde namaz sevgisi yok. Namaz kılmak neden bu kadar zor geliyor?”<br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/yQd5xVi.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: yQd5xVi.jpg?1]" class="mycode_img" />İnsanları yönlendiren, zevkleri ve menfaatleridir. Evvela Müslüman kendisini gayrimeşru zevklerinden ve menfaatlerinden geri çekecek, ondan sonra helal daireye girecek ve diyecek ki: “Şimdiye kadar canımın istediğini yaptım, bundan sonra Allah’ın isteğine tâbi olacağım.” Bu karar, insanın dünyasını ve ahiretini cennet etmeye yeter. Allah’ın isteğine tabi olmak güçlü bir iman ister. Bu iman da ancak tahkiki iman dersleri ve sohbetleriyle olabilir. Bana göre, namaz kılabilmek için insanın evvela çevresini değiştirmesi lazım. Arkadaşların, dostların, vakit geçirilen muhitin insan üzerinde müspet veya menfi tesiri vardır. Bu o kadar da kolay değildir amma cennet ucuz değil. Mesela Erzincan’a gittiğimde akrabalarımdan evvel Rafet Kavukçu ağabeye gitmek istedim. Yeğenim dedi ki: “Randevu alalım da öyle gidelim.” “Hayır” dedim, “gideyim, kapısını görüp döneyim. Bu bile bana yeter.”<br />
<br />
80 yaşındayım. Hâlâ manevi hayatıma faydalı olacak insanların yanına gidiyorum. Çünkü haramlar sel gibi akıyor. Haramları süslediler, haramları reklam ediyorlar. Bu müthiş zamanda mecburen iyilerin, alimlerin yanına gitmek gerekiyor. Her zaman tefsir okuyamayabiliriz. Amma öyle insanlar var ki, yaşayışıyla, hal ve hareketleriyle bize ilmihali anlatır. Onlardan faydalanmak aklın gereğidir.<br />
<br />
Dikkat edilirse, namaz kılmayan, camiye gitmeyen kişi, evvela dünyada azap çeker. Camiler Nuh’un (as) gemisidir. Bilindiği gibi Nuh aleyhisselam gemisine hayvanları aldı amma oğlu o gemiye binmedi. Çeşitli sebeplerle namaz kılmayanlar da, Nuh aleyhisselamın gemisine binmemiş sayılır. Düşünmek lazım: O gemiye alınmayanlar kimlerdi? Bunu araştırmak, okumak lazım. Namaz kılan kişi fiziken ilan eder ki: “Benim bir önemim yok. Benim önemim, Allah’ın emirlerine tâbi olduğum kadardır.”<br />
<br />
İmza günlerinde veya konferanslarımda soruyorlar: “Çocuklarımıza namaz sevgisini nasıl aşılarız? Onları namaza nasıl alıştırabiliriz?” Ben de diyorum ki, İslamiyet’i evvela kendimiz yaşayacağız. En iyi tebliğ, hal ile yapılan tebliğdir. Ben çocuklarıma ve torunlarıma namaz kılın demedim. Amma namazı, her türlü işimin önünde tuttum. Seyahatlere çıkacağım zaman hanım ve çocuklar hep beraber otururken hesaplardım, hangi arabaya bineyim, nerede ve saat kaçta mola verir ki namazı kaçırmayayım? Çocuklarım namaz konusundaki hassasiyetimi görerek büyüdüler. Belki namaz kılın desem, enaniyetlerine dokunurdu, darılırlardı.<br />
<br />
Benim de canım bazen namaz kılmak istemeyebiliyor. Hastayım, yaşlıyım. Zorlanabiliyorum. Amma canım istemediği halde namaz kılıyorsam, bu Allah’ın bir lütfudur. Çünkü canı istemediği halde namaz kılan kişi, Allah istediği için namaz kılmış olur ve daha ihlaslıdır. İhlas, bir işi yalnız ve yalnız Allah rızası için yapmaktır. Bir arkadaş sordu: “İsteksiz namaz kılmak, namazın sıhhatine mani midir?” “İsteksiz namaz kılmak, sevabı artırır.” dedim, arkadaş şaşırdı. “Olur mu öyle şey!” dedi. “Eğer şevkle, manevi lezzet için namaz kılsan, o şevk ve zevk için kılmış olursun. Amma canın istemediği halde kılsan, Allah için kılmış olursun.” dedim.<br />
<br />
Bazı geceler uyanıyorum. Saate bakıyorum, imsak girmiş. Hanımdan abdest almak için yardım istiyorum. “Hanım, yakında öleceğiz!” diyorum “İyisi mi ibadet edelim.” “Nereden biliyorsun yakında öleceğini?” diyor. “Biyolojik olarak ömrü bitirdim, takvimler bunu gösteriyor.” dedim. Her namazımızı son namazımızmış gibi kılsak, namaz bize usanç vermez. Öğleni kıldım, ikindiyi düşünmem. Çünkü ikindiye çıkıp çıkmayacağımı bilmiyorum.<br />
<br />
Hem düşünmek lazım. Yaptığımız işler namazdan daha mı kıymetli? Namazdan daha kıymetli bir iş olamaz. Mezarlıklar diyor ki, “dünyada ebediyen kalmayacaksın.” Burada ne ibadet ettiysek, ahirette onu bulacağız.<br />
<br />
(Hekimoğlu İsmail, Aralık 2011)</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz. Ömer (r.a.) 'dan "BİR İNSANI TANIMA YOLLARI NELERDİR?"]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-hz-omer-r-a-dan-bir-insani-tanima-yollari-nelerdir-576.html</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jan 2014 13:47:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=11">gakko</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-hz-omer-r-a-dan-bir-insani-tanima-yollari-nelerdir-576.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Hz. Ömer (r.a.) 'dan "BİR İNSANI TANIMA YOLLARI NELERDİR?"</span><br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/KRssz51.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: KRssz51.jpg?1]" class="mycode_img" />Bir adam Hz. Ömer (r.a.)'in yanında bir hususta şâhitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü'l-Hattâb hazretleri ona,<br />
' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.<br />
Orada bulunanlardan birisi,<br />
' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer,<br />
' Nasıl bilirsin? diye sordu. O da,<br />
' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.<br />
Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu:<br />
' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?<br />
' Hayır, diye cevap verdi adam.<br />
Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti:<br />
' İnsanın takvâsını ortaya koyan, muâmelesidir. Bu adam, alış'veriş yaptığın bir kimse midir?<br />
Adam tekrar,<br />
' Hayır, dedi.<br />
Hz. Ömer (r.a.) bu defa;<br />
' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu.<br />
Adam bu soruya da,<br />
' Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.),<br />
' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,<br />
' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.'<br />
Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.</span></span></span><br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Hz. Ömer (r.a.) 'dan "BİR İNSANI TANIMA YOLLARI NELERDİR?"</span><br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/KRssz51.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: KRssz51.jpg?1]" class="mycode_img" />Bir adam Hz. Ömer (r.a.)'in yanında bir hususta şâhitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü'l-Hattâb hazretleri ona,<br />
' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.<br />
Orada bulunanlardan birisi,<br />
' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer,<br />
' Nasıl bilirsin? diye sordu. O da,<br />
' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.<br />
Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu:<br />
' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?<br />
' Hayır, diye cevap verdi adam.<br />
Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti:<br />
' İnsanın takvâsını ortaya koyan, muâmelesidir. Bu adam, alış'veriş yaptığın bir kimse midir?<br />
Adam tekrar,<br />
' Hayır, dedi.<br />
Hz. Ömer (r.a.) bu defa;<br />
' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu.<br />
Adam bu soruya da,<br />
' Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.),<br />
' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,<br />
' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.'<br />
Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.</span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran’da Müşrik Kavramı]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-kuran%E2%80%99da-musrik-kavrami-466.html</link>
			<pubDate>Sat, 12 Oct 2013 11:40:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=1">mevthawk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-kuran%E2%80%99da-musrik-kavrami-466.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuran’da Müşrik Kavramı</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Kuranda müşrik kavramı; İslam karşıtı insanlarca;hep islamın savaş tekniğine yönelik bir kavramsal değerler bütünü olduğu anlaşılmaktadır.yani müşrik kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeden,islamda, karsıt görüşün yaşamasına imkan yok.nerde görürseniz öldürün mantığı vardır.aslında bunun böyle olmadığını bu yazımızda görücez inşallah.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bakara 190: “size karşı savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın;ancak aşırı gitmeyin.Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">A- “size karşı savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın (ve kaatilü fi sebilillahilleziyne yukaatilunekum)</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve kaatilü=”savaşın”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Fi sebilillahi=”Allah yolunda” =&gt; fi sebilillahilleziyne=”onlarla Allah yolunda”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yukaatiluneküm=”sizinle savaşanlar”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bir kıraate göre müfaale(mukatele) babından olan “vela tükatiluhum hatta yukatiluhum=Onlar sizinle savaşmadıkça sizde onlarla savaşmayın” fiilleri “vela taktüluhum hatta yaktüluhum=Onlar sizi katletmedikçe sizde onları katletmeyiné şeklinde de okunmuştur.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bilindiği gibi mufaale ( mukatele ) kipi karşılıklı olarak birbirini öldürmek,çarpışmak,savaşmak,yani müşareket manası içerir.”Ka-Te-Le” ,yaktulü kipinde ise müşareket yoktur.fiil münferiddir.yani burada birinin diğerini öldürmesi söz konusudur.bunun anlamı ,onlar ,sizin bir kısmınızı öldürmedikçe,sizde onları öldürmeyin demektir.”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani anlaşılacağı gibi burada ki sizinle savaşanlar tabiri,müşrik statüsündedir.bir sonraki ayette bunu desteklemektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühüm haysu sekıftumuhün=” onları (müşrikleri) nerede yakalarsanız öldürün”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Burada ki sekıfe kelimesi lügatte “yakalamak,yetişmek; demektir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ayetin bu kısmında ki “yakalama” ve “çıkarma” fiilleri,düşmanların saldırısından sonra olduğu için 190.ayetle yakından alakalıdır.dolayısıyla müşrik kelimesinin tanımı; saldıran ve yurdundan çıkaran manasındadır.Müslümanları yurtlarından çıkardıkları için ,yüce Allah ta savaş anında onları yurtlarından çıkarmaya Müslümanlara izin vermektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani müşrik kelimesinin tanımı; dine,değerlere ve bütünlüğe saldıran manasına tekabül etmiş oluyor.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Hicretin 6.yılı (m.628) zilkade ayında resulullah umre ziyareti amacıyla ashabı ile medineden çıktı.fakat müşrikler geçit yerlerini tutarak ve Müslümanlar üzerine taş ve ok yağdırarak ilerlemelerine ve mekkeye girmelerine engel oldular.resulullah,mekkeye bir günlük mesafede hudeybiye köyüne çekilmek zorunda kaldı.Müşriklerle yapılan çetin müzakereler sonunda hudeybiye müsalahası imzalandı.Böylece umre gelecek yıla kaldı.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Müslümanlar,hicretin 7.yılı,bir önceki yıl yapamadıkları,umreyi kaza için Mekke’ye geldiklerinde,müşriklerin,andlaşmaya bağlı kalmayıp harem toprağında ve haram ayda,kendileri ile savaşmalarından endişe ettiler.ve bu durumdan hoşlanmadılar.işte bunun üzerine bu ayet nazil oldu.bu ayetin,haccın hükümlerinin beyan edildiği ayetlerle beraber zikredilmesi de bu görüşü destekler.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani rivayette de görüldüğü gibi,savaşı başlatanlara karşılık bir savunma rolü yönünde ki ayet,müşrik kelimesinde bize iyi bir tanım yapma olanağı vermiştir.kaldı ki; peygamber efendimizin 63 yıllık hayatı boyunca sadece 28 gunde sefer yapması bize bu savaş statüsünün nasıl yapılacağı ve müşrik tanımının o kadar basit olmadığını apacık göstermektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühum haysu sekıftumühüm (onları nerede yakalarsanız öldürün)</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ayeti yukarda açıkladığımızla doğru orantılı olarak,sizinle savaşanlar ayetiyle yani yukaatilunekum ayetiyle sıkı sıkıya irtibatlıdır.ayetin devamında ise;</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve’l fitnetü eşeddü mine’l-katli ( fitne beterdir adam öldürmekten) denmektedir..</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve’l –fitnetü=”fitne”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Eşeddü=”beterdir”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Mine’l-katli=”adam öldürmekten”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Fitne kelimesi fetene kalıbından fiil olarak alınınca; “dönmek,sapmak,günaha maruz kalmak,büyülemek,çıldırtmak,esir etmek,gönül çelmek,aklını çelmek,işkence etmek,hakikati tahrif etmek,bir şeyi yakmak,birini görüşünden vazgeçirmek” manalarına tekabul etmektedir…</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">dolayısıyla ayette geçen ;</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühum haysu sekıftumühum veahricuhum minhaysu ahrecukum ve’l fitnetü eşeddü minel katli=onları yakaladığınız yerde öldürün,sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın,fitne adam öldürmeden daha beterdir</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">manası,fitne kelimesinin müşrik tanımıyla bire bir oturduğunu kendi gözlerimizle gördük.yukarda yaptığımız fitne tanımıda müşrik tanımıyla bağlantılı oludugundan.müşrik konusunda fitne kelimesinin içerdiği tüm mana ihtivalarının aynı olduğu beyan edilmiş olunur.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani inkarcıların dediği gibi,inkarcıyı gördüğün yerde öldürün bu islamın faşistliğindendir manası asla cıkartılamaz.cunku birebir tevilde tumevarım yöntemi kullanılarak bunun böyle olmadığını yazımızda görmüş olduk…</span><br />
<img src="http://i.imgur.com/WNHb6WY.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: WNHb6WY.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuran’da Müşrik Kavramı</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Kuranda müşrik kavramı; İslam karşıtı insanlarca;hep islamın savaş tekniğine yönelik bir kavramsal değerler bütünü olduğu anlaşılmaktadır.yani müşrik kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeden,islamda, karsıt görüşün yaşamasına imkan yok.nerde görürseniz öldürün mantığı vardır.aslında bunun böyle olmadığını bu yazımızda görücez inşallah.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bakara 190: “size karşı savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın;ancak aşırı gitmeyin.Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">A- “size karşı savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın (ve kaatilü fi sebilillahilleziyne yukaatilunekum)</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve kaatilü=”savaşın”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Fi sebilillahi=”Allah yolunda” =&gt; fi sebilillahilleziyne=”onlarla Allah yolunda”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yukaatiluneküm=”sizinle savaşanlar”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bir kıraate göre müfaale(mukatele) babından olan “vela tükatiluhum hatta yukatiluhum=Onlar sizinle savaşmadıkça sizde onlarla savaşmayın” fiilleri “vela taktüluhum hatta yaktüluhum=Onlar sizi katletmedikçe sizde onları katletmeyiné şeklinde de okunmuştur.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Bilindiği gibi mufaale ( mukatele ) kipi karşılıklı olarak birbirini öldürmek,çarpışmak,savaşmak,yani müşareket manası içerir.”Ka-Te-Le” ,yaktulü kipinde ise müşareket yoktur.fiil münferiddir.yani burada birinin diğerini öldürmesi söz konusudur.bunun anlamı ,onlar ,sizin bir kısmınızı öldürmedikçe,sizde onları öldürmeyin demektir.”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani anlaşılacağı gibi burada ki sizinle savaşanlar tabiri,müşrik statüsündedir.bir sonraki ayette bunu desteklemektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühüm haysu sekıftumuhün=” onları (müşrikleri) nerede yakalarsanız öldürün”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Burada ki sekıfe kelimesi lügatte “yakalamak,yetişmek; demektir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ayetin bu kısmında ki “yakalama” ve “çıkarma” fiilleri,düşmanların saldırısından sonra olduğu için 190.ayetle yakından alakalıdır.dolayısıyla müşrik kelimesinin tanımı; saldıran ve yurdundan çıkaran manasındadır.Müslümanları yurtlarından çıkardıkları için ,yüce Allah ta savaş anında onları yurtlarından çıkarmaya Müslümanlara izin vermektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani müşrik kelimesinin tanımı; dine,değerlere ve bütünlüğe saldıran manasına tekabül etmiş oluyor.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Hicretin 6.yılı (m.628) zilkade ayında resulullah umre ziyareti amacıyla ashabı ile medineden çıktı.fakat müşrikler geçit yerlerini tutarak ve Müslümanlar üzerine taş ve ok yağdırarak ilerlemelerine ve mekkeye girmelerine engel oldular.resulullah,mekkeye bir günlük mesafede hudeybiye köyüne çekilmek zorunda kaldı.Müşriklerle yapılan çetin müzakereler sonunda hudeybiye müsalahası imzalandı.Böylece umre gelecek yıla kaldı.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Müslümanlar,hicretin 7.yılı,bir önceki yıl yapamadıkları,umreyi kaza için Mekke’ye geldiklerinde,müşriklerin,andlaşmaya bağlı kalmayıp harem toprağında ve haram ayda,kendileri ile savaşmalarından endişe ettiler.ve bu durumdan hoşlanmadılar.işte bunun üzerine bu ayet nazil oldu.bu ayetin,haccın hükümlerinin beyan edildiği ayetlerle beraber zikredilmesi de bu görüşü destekler.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani rivayette de görüldüğü gibi,savaşı başlatanlara karşılık bir savunma rolü yönünde ki ayet,müşrik kelimesinde bize iyi bir tanım yapma olanağı vermiştir.kaldı ki; peygamber efendimizin 63 yıllık hayatı boyunca sadece 28 gunde sefer yapması bize bu savaş statüsünün nasıl yapılacağı ve müşrik tanımının o kadar basit olmadığını apacık göstermektedir.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühum haysu sekıftumühüm (onları nerede yakalarsanız öldürün)</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ayeti yukarda açıkladığımızla doğru orantılı olarak,sizinle savaşanlar ayetiyle yani yukaatilunekum ayetiyle sıkı sıkıya irtibatlıdır.ayetin devamında ise;</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve’l fitnetü eşeddü mine’l-katli ( fitne beterdir adam öldürmekten) denmektedir..</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve’l –fitnetü=”fitne”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Eşeddü=”beterdir”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Mine’l-katli=”adam öldürmekten”</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Fitne kelimesi fetene kalıbından fiil olarak alınınca; “dönmek,sapmak,günaha maruz kalmak,büyülemek,çıldırtmak,esir etmek,gönül çelmek,aklını çelmek,işkence etmek,hakikati tahrif etmek,bir şeyi yakmak,birini görüşünden vazgeçirmek” manalarına tekabul etmektedir…</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">dolayısıyla ayette geçen ;</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Vaktülühum haysu sekıftumühum veahricuhum minhaysu ahrecukum ve’l fitnetü eşeddü minel katli=onları yakaladığınız yerde öldürün,sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın,fitne adam öldürmeden daha beterdir</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">manası,fitne kelimesinin müşrik tanımıyla bire bir oturduğunu kendi gözlerimizle gördük.yukarda yaptığımız fitne tanımıda müşrik tanımıyla bağlantılı oludugundan.müşrik konusunda fitne kelimesinin içerdiği tüm mana ihtivalarının aynı olduğu beyan edilmiş olunur.</span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Yani inkarcıların dediği gibi,inkarcıyı gördüğün yerde öldürün bu islamın faşistliğindendir manası asla cıkartılamaz.cunku birebir tevilde tumevarım yöntemi kullanılarak bunun böyle olmadığını yazımızda görmüş olduk…</span><br />
<img src="http://i.imgur.com/WNHb6WY.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: WNHb6WY.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah Rasulü’nü aktif iyi yapan Kur’an’dı]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-allah-rasulu%E2%80%99nu-aktif-iyi-yapan-kur%E2%80%99an%E2%80%99di-263.html</link>
			<pubDate>Tue, 06 Nov 2012 08:58:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-allah-rasulu%E2%80%99nu-aktif-iyi-yapan-kur%E2%80%99an%E2%80%99di-263.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Rasulü’nü aktif iyi yapan Kur’an’dı</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Biri var: Hiç kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, hiç kimsenin tavuğuna kış demeyen biri. Kırk yaşına kadar her hangi biriyle kavga ettiği, nizalaştığı, sürtüştüğü duyulmamış. Toplumsal bir talebi olmamış. Ne toplum yönetmeye talip olmuş. Ne din adamları veya onların işlevini gören şairler, şamanlar, kâhinler, arraflar ve kıssacılar sınıfına dâhil olm<br />
uş. O, en büyük iddiası iddiasızlığı olan biri. Misyon iddiası yok, vizyon iddiası yok. O, sessiz, sakin, kendi halinde biri.<br />
<br />
O biri, bir gün geliyor, ötelerden bir emir alıyor. Allah’ın elçisi olan melek Allah’ın elçisi olan isnasa “Oku!” diyor. Hemen ardından bir emir daha alıyor: “Kalk!” <br />
Ve o yattığı yerden kalkıyor. Kaçtığı şehre geri dönüyor. Sığındığı mağaraya, bir daha ayak basmıyor. Hiç susmuyor. Hep haykırıyor. Hem de karşısında tüm insanlık varmış gibi haykırıyor: “Ey insanlar!” diyor; “La ilahe illallah deyin kurtulun!” <br />
<br />
Görmezden geliyorlar, o yürüyor. <br />
Alay ediyorlar, o tebessüm ediyor. <br />
İftira ediyorlar, o aldırmıyor. <br />
Küfrediyorlar, o duymuyor. <br />
Tükürük yağmuruna tutuyorlar, o susmuyor. <br />
Taş atıyorlar, o dönüp onlara laf bile atmıyor.<br />
Saldırıyorlar, o elini kaldırmıyor ve sadece “Rabbim” diyor. <br />
Ölümüne ferman çıkarıyorlar, o bir adım geri çekilmiyor. <br />
Öyle bir kalkış kalkıyor ki, ölünceye kadar bir daha oturmuyor.<br />
- Dünyanın en sakin, en sessiz, en kendi halinde insanı olan Abdullah oğlu Muhammed’i, yeryüzünün en büyük iman hamlesinin öznesi olan âlemlere rahmet Hz. Muhammed yapan nedir?<br />
<br />
- Tek kelimeyle: Kur’an.<br />
<br />
- Mustafa İSLAMOĞLU -</span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/yHit5.jpg?2" loading="lazy"  alt="[Resim: yHit5.jpg?2]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Rasulü’nü aktif iyi yapan Kur’an’dı</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Biri var: Hiç kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, hiç kimsenin tavuğuna kış demeyen biri. Kırk yaşına kadar her hangi biriyle kavga ettiği, nizalaştığı, sürtüştüğü duyulmamış. Toplumsal bir talebi olmamış. Ne toplum yönetmeye talip olmuş. Ne din adamları veya onların işlevini gören şairler, şamanlar, kâhinler, arraflar ve kıssacılar sınıfına dâhil olm<br />
uş. O, en büyük iddiası iddiasızlığı olan biri. Misyon iddiası yok, vizyon iddiası yok. O, sessiz, sakin, kendi halinde biri.<br />
<br />
O biri, bir gün geliyor, ötelerden bir emir alıyor. Allah’ın elçisi olan melek Allah’ın elçisi olan isnasa “Oku!” diyor. Hemen ardından bir emir daha alıyor: “Kalk!” <br />
Ve o yattığı yerden kalkıyor. Kaçtığı şehre geri dönüyor. Sığındığı mağaraya, bir daha ayak basmıyor. Hiç susmuyor. Hep haykırıyor. Hem de karşısında tüm insanlık varmış gibi haykırıyor: “Ey insanlar!” diyor; “La ilahe illallah deyin kurtulun!” <br />
<br />
Görmezden geliyorlar, o yürüyor. <br />
Alay ediyorlar, o tebessüm ediyor. <br />
İftira ediyorlar, o aldırmıyor. <br />
Küfrediyorlar, o duymuyor. <br />
Tükürük yağmuruna tutuyorlar, o susmuyor. <br />
Taş atıyorlar, o dönüp onlara laf bile atmıyor.<br />
Saldırıyorlar, o elini kaldırmıyor ve sadece “Rabbim” diyor. <br />
Ölümüne ferman çıkarıyorlar, o bir adım geri çekilmiyor. <br />
Öyle bir kalkış kalkıyor ki, ölünceye kadar bir daha oturmuyor.<br />
- Dünyanın en sakin, en sessiz, en kendi halinde insanı olan Abdullah oğlu Muhammed’i, yeryüzünün en büyük iman hamlesinin öznesi olan âlemlere rahmet Hz. Muhammed yapan nedir?<br />
<br />
- Tek kelimeyle: Kur’an.<br />
<br />
- Mustafa İSLAMOĞLU -</span></span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
</span></span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/yHit5.jpg?2" loading="lazy"  alt="[Resim: yHit5.jpg?2]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>