<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[siberbilgi - SAĞLIK]]></title>
		<link>https://www.siberbilgi.net/</link>
		<description><![CDATA[siberbilgi - https://www.siberbilgi.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 13:49:08 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklarımıza Yedirdiğimiz Kimyasallar]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-cocuklarimiza-yedirdigimiz-kimyasallar-834.html</link>
			<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 21:22:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-cocuklarimiza-yedirdigimiz-kimyasallar-834.html</guid>
			<description><![CDATA[2 çocuğum var. <br />
Bir tanesi 3, diğeri 5 yaşında. Çocuklar doğduktan sonra özellikle onlara market v.b. yerlerden bir şeyler alırken kendimce bir koruma yöntemi geliştirdim. Yakın çevremden zamam zaman tepki de gördüm <img src="https://www.siberbilgi.net/images/smilies/smile.gif" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Ama şimdi size az önce karşılaştığım bir şey göstereceģim.<br />
<br />
Resimde bulunan ürünün adres, telefon, marka hatta barkod kısmını kapattım. Benim derdim markalarla değil. Sadece tespitimi paylaşmak istedim. Belki sizlerde de bazı farkındalıklara sebep olurum. Son 5 senedir her market alışverişimde ürünlerin arkasını daha bir dikkatli okuyorum.<br />
<br />
Malum hayatımıza E KOD diye bir SAÇMALIK soktular. Bizleri zehirleyen, çoluk çocuğun düşmanı ne varsa, bunları ürünlere çeşitli kodlarla yazıyorlar. Vatandaş ise bunların çoğuna dikkat etmeden alıyor bir güzel tüketiyor. Az önce büyük bir market zincirinden alışveriş yaptım. <br />
3 yaşında ki Oğlum, baba bana lokum alır mısın dedi. Reyonda gösterdiği ürün, hepimizin hayatımızın bir anında yediği masum bir kuş lokumu gibi görünüyor. Ancak ürünün resmini yakınlaştırırsanız, bazı E KODLARI görebilirsiniz. Şimdi bakalım bu kodların açılımı neymiş..<br />
<br />
E129 <br />
Renklendirici, sentetiktir; tatlılar, içecek ve garnitürlerde, eczacılık ve kozmetik ürünlerinde kullanılır; astım ve aspirin hassasiyeti olan insanlar için risklidir; farelerde kanser oluşturduğu saptanmıştır; çocuklar tarafından tüketilmesi tavsiye edilmiyor; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.<br />
E110<br />
Renklendirici; sentetiktir;unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklandı.<br />
E102<br />
Renklendirici; tiroid tümörü, kromozom hasarı, kurdeşen, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; renkli içecek, tatlı, reçel,unlu gıdalar, çerez, konserve balık ve hazır çorbalarda kullanılır; Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.<br />
<br />
Şimdi soru şu: Siz bu maddelerin bulunduğu, Avrupa'nın bir çok ülkesinde yasak olan bu maddeleri evladınıza yedirir misiniz? <br />
Vahim olan ise, neredeyse bir çok reyon ürününde bunlar ve fazlası mevcut. <br />
İşte bu sebeple alıp sepete atarken 1 değil 5 kere düşünün.<br />
Alışverişi yarım saatte değil gerekirse 45 dakikada bitirin. Hepinizin elinde akıllı telefonlar var. Bu kodları görebileceğiniz uygulamalar mevcut. Kullanın. Umarim bir nebze olsun dikkatinizi çekebilmişimdir.<br />
<br />
Mesela E110 ve E102 de dikkatiniz bir şey çekti mi? Hani diyorsunuz ya bazen yahu milletin çocugu ne kadar uslu, bizimkisi yerinde duramıyor. Heh işte bundan ya da bunlardan. Ne demiş? Cocuklarda hiperaktiviteye sebep olabilir. Düşün ki bunlardan haftada ne kadar tüketiyor..<br />
<br />
Ya da bazen diyorsunuz ya yemeğini düzgün yer, sıkı giyinir, vitamin desen alır burun tıkanıklığı, akıntı bitmiyor..Bak onu da yazmış yukarıda. Burun akıntısı, tıkanıklığı yapar. Alerji yapar.. Yani neresinden tutarsanız elinizde kalıyor..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2 çocuğum var. <br />
Bir tanesi 3, diğeri 5 yaşında. Çocuklar doğduktan sonra özellikle onlara market v.b. yerlerden bir şeyler alırken kendimce bir koruma yöntemi geliştirdim. Yakın çevremden zamam zaman tepki de gördüm <img src="https://www.siberbilgi.net/images/smilies/smile.gif" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> Ama şimdi size az önce karşılaştığım bir şey göstereceģim.<br />
<br />
Resimde bulunan ürünün adres, telefon, marka hatta barkod kısmını kapattım. Benim derdim markalarla değil. Sadece tespitimi paylaşmak istedim. Belki sizlerde de bazı farkındalıklara sebep olurum. Son 5 senedir her market alışverişimde ürünlerin arkasını daha bir dikkatli okuyorum.<br />
<br />
Malum hayatımıza E KOD diye bir SAÇMALIK soktular. Bizleri zehirleyen, çoluk çocuğun düşmanı ne varsa, bunları ürünlere çeşitli kodlarla yazıyorlar. Vatandaş ise bunların çoğuna dikkat etmeden alıyor bir güzel tüketiyor. Az önce büyük bir market zincirinden alışveriş yaptım. <br />
3 yaşında ki Oğlum, baba bana lokum alır mısın dedi. Reyonda gösterdiği ürün, hepimizin hayatımızın bir anında yediği masum bir kuş lokumu gibi görünüyor. Ancak ürünün resmini yakınlaştırırsanız, bazı E KODLARI görebilirsiniz. Şimdi bakalım bu kodların açılımı neymiş..<br />
<br />
E129 <br />
Renklendirici, sentetiktir; tatlılar, içecek ve garnitürlerde, eczacılık ve kozmetik ürünlerinde kullanılır; astım ve aspirin hassasiyeti olan insanlar için risklidir; farelerde kanser oluşturduğu saptanmıştır; çocuklar tarafından tüketilmesi tavsiye edilmiyor; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.<br />
E110<br />
Renklendirici; sentetiktir;unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklandı.<br />
E102<br />
Renklendirici; tiroid tümörü, kromozom hasarı, kurdeşen, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; renkli içecek, tatlı, reçel,unlu gıdalar, çerez, konserve balık ve hazır çorbalarda kullanılır; Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.<br />
<br />
Şimdi soru şu: Siz bu maddelerin bulunduğu, Avrupa'nın bir çok ülkesinde yasak olan bu maddeleri evladınıza yedirir misiniz? <br />
Vahim olan ise, neredeyse bir çok reyon ürününde bunlar ve fazlası mevcut. <br />
İşte bu sebeple alıp sepete atarken 1 değil 5 kere düşünün.<br />
Alışverişi yarım saatte değil gerekirse 45 dakikada bitirin. Hepinizin elinde akıllı telefonlar var. Bu kodları görebileceğiniz uygulamalar mevcut. Kullanın. Umarim bir nebze olsun dikkatinizi çekebilmişimdir.<br />
<br />
Mesela E110 ve E102 de dikkatiniz bir şey çekti mi? Hani diyorsunuz ya bazen yahu milletin çocugu ne kadar uslu, bizimkisi yerinde duramıyor. Heh işte bundan ya da bunlardan. Ne demiş? Cocuklarda hiperaktiviteye sebep olabilir. Düşün ki bunlardan haftada ne kadar tüketiyor..<br />
<br />
Ya da bazen diyorsunuz ya yemeğini düzgün yer, sıkı giyinir, vitamin desen alır burun tıkanıklığı, akıntı bitmiyor..Bak onu da yazmış yukarıda. Burun akıntısı, tıkanıklığı yapar. Alerji yapar.. Yani neresinden tutarsanız elinizde kalıyor..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çayın Sağlık Sırları (ne kadar ilginç)]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-cayin-saglik-sirlari-ne-kadar-ilginc-273.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Nov 2016 20:14:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=11">gakko</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-cayin-saglik-sirlari-ne-kadar-ilginc-273.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çayın Sağlık Sırları<br />
</span></span><br />
</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Çay, Camelia Sinensiz adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. “Siyah”, “yeşil”, “beyaz” ve “oolong” olmak üzere dört kategoriye ayrılır.<br />
Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur.<br />
Yeşil çay hiç fermente edilmez. Bu yüzden çayların vücuda en faydalı olanıdır.<br />
Ekolojik şartlar nedeniyle, Türk çaylarının tarımında kimyasal zirai mücadele ilacı kullanılmaz. Ülkem<br />
izde üretilen siyah ve yeşil çaylarda pestisid kalıntısı bulunmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyah çay<br />
</span><br />
Yaş çay yaprağının, tomurcuk ve bunlarla bitişik taze sap kısımlarının uygun yöntemlerle işlenmesiyle elde edilen üründür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil çay<br />
</span><br />
Siyah çayla aynı bitkinin yapraklarından elde edilen yeşil çay daha farklı işlemlerden geçer. Siyah çayın hazırlanma sürecinde yaprakları tümüyle oksitlenirken yeşil çay için yapraklar kurutulmadan önce hafifçe buharla işlem görür. Bu basit fark yeşil ve siyah çayın flavon miktarını, dolayısıyla da antioksidan kapasitelerini etkiler. Etkilenen sadece antioksidan kapasitesi değildir. Tat ve kokuda da önemli farklar oluşur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz çay<br />
</span><br />
Diğer çaylarla aynı yerde yetişir, ama yapraklar açmadan, tamamen tomurcukken toplanır. En değerli olanı, ilk sürgün zamanında toplananıdır. Beyaz çay, yeşil çaya benzer. Üretim aşamasında çok az işlem görür ve hiç fermente olmaz. Beyaz çay üretiminde sadece iki aşama vardır: soldurma ve kurutma.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oolong çayı<br />
</span><br />
Siyah çayın fermantasyonunun yarıda bırakılmış şeklidir. Siyah çayla yeşil çay arası bir çaydır ve özellikleri siyah çayla hemen hemen aynıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çay Flavonoidleri<br />
</span><br />
Çayın antioksidan özelliği zengin flavonoid içeriğinden kaynaklanmaktadır.<br />
Flavonoidler, hücrelerin oksitlenip paslanmasına ve erken yaşlanmasına neden olan zararlı maddeleri etkisiz hale getiren ve hücreyi koruyan çelikten zırhlar, hücre yıkayıcılar ve pas atıcılardır.<br />
Çay, kuru ağırlığıyla en yüksek flavonoid miktarına sahip bitkilerden biridir. Düzenli olarak çay içenler, beslenme yoluyla almaları gereken flavonoidlerin yaklaşık %80’ini çaydan karşılayabilirler.<br />
Çay flavonoidleri suda kolayca çözünür. Çay ne kadar uzun süreli demlenmeye bırakılırsa flavonoid yoğunluğu o ölçüde artar. Yeşil çay siyah çaydan, beyaz çay ise yeşil çaydan daha fazla flavonoide sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çay mı elma mı? İşte tüm mesele bu!<br />
</span><br />
Araştırmalara göre; günde üç fincan çay içilmesi, altı tane elma yenilmesiyle sağlanan antioksidan güce eşittir. Günde bir iki fincan çay içilmesiyle, 400 mg. C vitamini alınmasına ya da beş porsiyon meyve ya da sebze yenilmesiyle eşdeğer bir “antioksidan destek” ve “serbest radikal yakalama kapasitesi” edildiği belirtilmektedir. Bu karşılaştırmalar, çay içilmesinin taze meyve sebze tüketiminin yerini alması biçiminde yorumlanmamalıdır. Bunun anlamı; çayın güçlü bir antioksidan içecek olduğu, antioksidan kapasiteyi arttırdığı ve hücreye ciddi bir korunma desteği vermesidir.</span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/ClEZR.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ClEZR.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çayın Sağlık Sırları<br />
</span></span><br />
</span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Çay, Camelia Sinensiz adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. “Siyah”, “yeşil”, “beyaz” ve “oolong” olmak üzere dört kategoriye ayrılır.<br />
Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur.<br />
Yeşil çay hiç fermente edilmez. Bu yüzden çayların vücuda en faydalı olanıdır.<br />
Ekolojik şartlar nedeniyle, Türk çaylarının tarımında kimyasal zirai mücadele ilacı kullanılmaz. Ülkem<br />
izde üretilen siyah ve yeşil çaylarda pestisid kalıntısı bulunmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyah çay<br />
</span><br />
Yaş çay yaprağının, tomurcuk ve bunlarla bitişik taze sap kısımlarının uygun yöntemlerle işlenmesiyle elde edilen üründür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil çay<br />
</span><br />
Siyah çayla aynı bitkinin yapraklarından elde edilen yeşil çay daha farklı işlemlerden geçer. Siyah çayın hazırlanma sürecinde yaprakları tümüyle oksitlenirken yeşil çay için yapraklar kurutulmadan önce hafifçe buharla işlem görür. Bu basit fark yeşil ve siyah çayın flavon miktarını, dolayısıyla da antioksidan kapasitelerini etkiler. Etkilenen sadece antioksidan kapasitesi değildir. Tat ve kokuda da önemli farklar oluşur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz çay<br />
</span><br />
Diğer çaylarla aynı yerde yetişir, ama yapraklar açmadan, tamamen tomurcukken toplanır. En değerli olanı, ilk sürgün zamanında toplananıdır. Beyaz çay, yeşil çaya benzer. Üretim aşamasında çok az işlem görür ve hiç fermente olmaz. Beyaz çay üretiminde sadece iki aşama vardır: soldurma ve kurutma.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oolong çayı<br />
</span><br />
Siyah çayın fermantasyonunun yarıda bırakılmış şeklidir. Siyah çayla yeşil çay arası bir çaydır ve özellikleri siyah çayla hemen hemen aynıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çay Flavonoidleri<br />
</span><br />
Çayın antioksidan özelliği zengin flavonoid içeriğinden kaynaklanmaktadır.<br />
Flavonoidler, hücrelerin oksitlenip paslanmasına ve erken yaşlanmasına neden olan zararlı maddeleri etkisiz hale getiren ve hücreyi koruyan çelikten zırhlar, hücre yıkayıcılar ve pas atıcılardır.<br />
Çay, kuru ağırlığıyla en yüksek flavonoid miktarına sahip bitkilerden biridir. Düzenli olarak çay içenler, beslenme yoluyla almaları gereken flavonoidlerin yaklaşık %80’ini çaydan karşılayabilirler.<br />
Çay flavonoidleri suda kolayca çözünür. Çay ne kadar uzun süreli demlenmeye bırakılırsa flavonoid yoğunluğu o ölçüde artar. Yeşil çay siyah çaydan, beyaz çay ise yeşil çaydan daha fazla flavonoide sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çay mı elma mı? İşte tüm mesele bu!<br />
</span><br />
Araştırmalara göre; günde üç fincan çay içilmesi, altı tane elma yenilmesiyle sağlanan antioksidan güce eşittir. Günde bir iki fincan çay içilmesiyle, 400 mg. C vitamini alınmasına ya da beş porsiyon meyve ya da sebze yenilmesiyle eşdeğer bir “antioksidan destek” ve “serbest radikal yakalama kapasitesi” edildiği belirtilmektedir. Bu karşılaştırmalar, çay içilmesinin taze meyve sebze tüketiminin yerini alması biçiminde yorumlanmamalıdır. Bunun anlamı; çayın güçlü bir antioksidan içecek olduğu, antioksidan kapasiteyi arttırdığı ve hücreye ciddi bir korunma desteği vermesidir.</span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/ClEZR.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ClEZR.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sakal Bırakmanın Faydaları]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-sakal-birakmanin-faydalari-596.html</link>
			<pubDate>Fri, 21 Mar 2014 14:57:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-sakal-birakmanin-faydalari-596.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakal Bırakmanın Faydaları</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cilt Kanserini Önlemeye Yardımcı Olur</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Southern Queensland Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalar sonucunda, sakalın zararlı olan UV ışınlarının yüzde 95′ini engellediği sonucuna varılmıştır.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Daha az UV ışınına maruz kalan ciltte ise kanser riski de aynı şekilde azalmaktadır.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Astım ve Alerjiye Karşı Bariyer Oluşturur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Polen ya da toza karşı alerjiniz, hatta astım sıkıntınız bile varsa, uzun sakallar alerjenlere karşı filtre oluşturduklarından sizi bu rahatsızlıklara karşı korur.<br />
Özellikle bıyıkların alerjenlerin teneffüsünü engelleme açısından olldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cildinizin Geç Yaşlanmasını Sağlar<img src="http://i.imgur.com/d2cClvq.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: d2cClvq.jpg?1]" class="mycode_img" /></span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Sakallar cildiniz nemli tutar ve soğuk havayla beraber rüzgara karşı cildinizi koruyarak cildinizin kurumasını engeller. Böylece nemli kalan cildiniz daha geç yaşlanır.<br />
Bunun yanı sıra, sakallı cilde sürülen nemlendirici sakalsız cilde sürülen nemlendiricen daha etkilidir, çünkü sakalsız ciltte nemlendiricinin etkin kalma süresi de dış faktörlere daha çok maruz kalacağından azalır.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Soğuk Algınlığa Karşı Korur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Özellikle çene ve boyunda çıkan sakalların sıcaklığı hapsetmesinden kaynaklı olarak soğuk anlığa karşı koruyucu rol edindiği London Clinic’te görevli Doktor Felix Chua tarafından sakalın faydası olarak eklenmiş.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bakteriyel Enfeksiyonlara Karşı Engel Oluşturur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">London Clinic’te görevli dermatolog Dr. Martin Wade, sakal bırakmanın yararlı olabileceğinin belirtiyor.<br />
Çünkü traş olmanın sebep olabileceği tahriş, bakteriyel enfeksiyon ve folliculitis denilen deride oluşan kızarıklık gibi sorunlarla karşılaşmamak için erkeklerin sakal bırakması yardımcı oluyor.<br />
 </span></span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/W6ByVre.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: W6ByVre.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakal Bırakmanın Faydaları</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cilt Kanserini Önlemeye Yardımcı Olur</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Southern Queensland Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalar sonucunda, sakalın zararlı olan UV ışınlarının yüzde 95′ini engellediği sonucuna varılmıştır.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Daha az UV ışınına maruz kalan ciltte ise kanser riski de aynı şekilde azalmaktadır.</span></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Astım ve Alerjiye Karşı Bariyer Oluşturur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Polen ya da toza karşı alerjiniz, hatta astım sıkıntınız bile varsa, uzun sakallar alerjenlere karşı filtre oluşturduklarından sizi bu rahatsızlıklara karşı korur.<br />
Özellikle bıyıkların alerjenlerin teneffüsünü engelleme açısından olldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Cildinizin Geç Yaşlanmasını Sağlar<img src="http://i.imgur.com/d2cClvq.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: d2cClvq.jpg?1]" class="mycode_img" /></span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Sakallar cildiniz nemli tutar ve soğuk havayla beraber rüzgara karşı cildinizi koruyarak cildinizin kurumasını engeller. Böylece nemli kalan cildiniz daha geç yaşlanır.<br />
Bunun yanı sıra, sakallı cilde sürülen nemlendirici sakalsız cilde sürülen nemlendiricen daha etkilidir, çünkü sakalsız ciltte nemlendiricinin etkin kalma süresi de dış faktörlere daha çok maruz kalacağından azalır.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Soğuk Algınlığa Karşı Korur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Özellikle çene ve boyunda çıkan sakalların sıcaklığı hapsetmesinden kaynaklı olarak soğuk anlığa karşı koruyucu rol edindiği London Clinic’te görevli Doktor Felix Chua tarafından sakalın faydası olarak eklenmiş.</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Bakteriyel Enfeksiyonlara Karşı Engel Oluşturur</span></span></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">London Clinic’te görevli dermatolog Dr. Martin Wade, sakal bırakmanın yararlı olabileceğinin belirtiyor.<br />
Çünkü traş olmanın sebep olabileceği tahriş, bakteriyel enfeksiyon ve folliculitis denilen deride oluşan kızarıklık gibi sorunlarla karşılaşmamak için erkeklerin sakal bırakması yardımcı oluyor.<br />
 </span></span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/W6ByVre.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: W6ByVre.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kolanın neden olduğu 12 hastalık]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-kolanin-neden-oldugu-12-hastalik-577.html</link>
			<pubDate>Sun, 26 Jan 2014 21:09:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=8">intikamcı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-kolanin-neden-oldugu-12-hastalik-577.html</guid>
			<description><![CDATA[      <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, 'Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum' adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek,<br />
'Türkiye'de adeta bir kola bağımlılığı var' dedi</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.</span><br />
 <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İşte bırakmanız için en önemli 12 sebep..</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">1- Fazla kilo ve yağlanma</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">2- Karaciğer hasarı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">3- Diş çürümesi</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">4- Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">5- Şeker hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">6- Asit reflü</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">7- Kemik erimesi</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">8- Hipertansiyon</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">9- Kalp hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">10- Sindirim bozukluğu</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">11- Alzheimer (hafıza kaybı)</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">12- Kanser</span><br />
<br />
<img src="https://imageshack.us/download/13/iejd.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: iejd.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[      <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, 'Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum' adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek,<br />
'Türkiye'de adeta bir kola bağımlılığı var' dedi</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.</span> <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.</span><br />
 <span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">İşte bırakmanız için en önemli 12 sebep..</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">1- Fazla kilo ve yağlanma</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">2- Karaciğer hasarı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">3- Diş çürümesi</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">4- Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">5- Şeker hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">6- Asit reflü</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">7- Kemik erimesi</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">8- Hipertansiyon</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">9- Kalp hastalığı</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">10- Sindirim bozukluğu</span> <br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">11- Alzheimer (hafıza kaybı)</span><br />
<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">12- Kanser</span><br />
<br />
<img src="https://imageshack.us/download/13/iejd.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: iejd.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KEMİK ERİMESİNE KARŞI DOĞAL BİR ÇÖZÜM]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-kemik-erimesine-karsi-dogal-bir-cozum-573.html</link>
			<pubDate>Sat, 04 Jan 2014 20:50:50 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=11">gakko</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-kemik-erimesine-karsi-dogal-bir-cozum-573.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KEMİK ERİMESİNE KARŞI DOĞAL BİR ÇÖZÜM</span><br />
<br />
DENEMEKTE FAYDA VAR. NASIL OLSA ZARARI YOK.....<br />
<br />
Yıllarca yoğun kemik erimesi tedavisi görürken, devlet bunun ilaçlarını vermeme kararı aldı biz emeklilere.<br />
<br />
Bu arada ben yoğurdu çok çok sevdiğim için ve rejim olsun diye her akşam yemek yerine bir kase yoğurt yemeye başladım.<br />
<br />
Ancak öylece yemek değil; içine bir avuçta çok sevdiğim naneden ve biraz da z.yağı ile pul biber koyarak ve içine bir de peksimet doğrayarak.<br />
<br />
Geçen sene kemik ölçümü için verilen tarihte dispansere gidip tahlil ve mr' larımın çekiminden sonra doktor, kemik erimesinin sızıntıya dönüştüğü yani hızlı erimenin neredeyse durur gibi olduğunu söyledi ve bana ne kullandığımı sordu, ben de hiçbir şey sadece bol naneyle karışık yoğurtyediğimi söyledim;<br />
<br />
Doktor:" - Nane ile yoğurdun birleşmesiyle doping yapmışsınız..." dedi.<br />
<br />
Şimdiyse, her kadın hastaya "Kür olarak haftanın her günü böyle yoğurt yiyeceksiniz ilaç gibi..." diye tembih ediyormuş.<br />
<br />
Benden söylemesi. Denemekten zarar gelmez. Ancak unutmamalı ki yoğurdun içinde mutlaka bolca kuru nane olacak...<br />
<br />
Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.</span></span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/hfaFVDu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hfaFVDu.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KEMİK ERİMESİNE KARŞI DOĞAL BİR ÇÖZÜM</span><br />
<br />
DENEMEKTE FAYDA VAR. NASIL OLSA ZARARI YOK.....<br />
<br />
Yıllarca yoğun kemik erimesi tedavisi görürken, devlet bunun ilaçlarını vermeme kararı aldı biz emeklilere.<br />
<br />
Bu arada ben yoğurdu çok çok sevdiğim için ve rejim olsun diye her akşam yemek yerine bir kase yoğurt yemeye başladım.<br />
<br />
Ancak öylece yemek değil; içine bir avuçta çok sevdiğim naneden ve biraz da z.yağı ile pul biber koyarak ve içine bir de peksimet doğrayarak.<br />
<br />
Geçen sene kemik ölçümü için verilen tarihte dispansere gidip tahlil ve mr' larımın çekiminden sonra doktor, kemik erimesinin sızıntıya dönüştüğü yani hızlı erimenin neredeyse durur gibi olduğunu söyledi ve bana ne kullandığımı sordu, ben de hiçbir şey sadece bol naneyle karışık yoğurtyediğimi söyledim;<br />
<br />
Doktor:" - Nane ile yoğurdun birleşmesiyle doping yapmışsınız..." dedi.<br />
<br />
Şimdiyse, her kadın hastaya "Kür olarak haftanın her günü böyle yoğurt yiyeceksiniz ilaç gibi..." diye tembih ediyormuş.<br />
<br />
Benden söylemesi. Denemekten zarar gelmez. Ancak unutmamalı ki yoğurdun içinde mutlaka bolca kuru nane olacak...<br />
<br />
Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.</span></span></span><br />
<img src="http://i.imgur.com/hfaFVDu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hfaFVDu.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HASTALIKTAN DEĞİL HAREKETSİZLİKTEN KORKUN]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-hastaliktan-degil-hareketsizlikten-korkun-500.html</link>
			<pubDate>Sat, 23 Nov 2013 07:42:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-hastaliktan-degil-hareketsizlikten-korkun-500.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HASTALIKTAN DEĞİL HAREKETSİZLİKTEN KORKUN</span></span><br />
<br />
Düzenli fiziksel aktivite yapmanın, kalp ve beynin fonksiyonlarını en iyi şekilde yerine getirmesi yanında bazı hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesinde son derece yararlı olduğu bildirildi.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şan, yaptığı açıklamada, kalp ve beyin fonksiyonları açısından büyük önem taşıyan düzenli fiziksel aktivite yapılmasının, özellikle kalp hastalıkları, inme, diyabet, obezite ve osteoporoz gibi rahatsızlıkları önleme ve tedavi yönünden de olumlu sonuçlarının bulunduğunu kaydetti.<br />
<br />
Düzenli spor yapanların sigara bağımlılığından kurtulma konusunda da hareketsiz kişilere oranla daha avantajlı olduklarını ifade eden Prof. Dr. Şan, şöyle devam etti:<br />
<br />
Aktif yaşayanlarda vücudun oksijen kullanım yeteneği artar ve daha iyi yaşam için gereken enerji verimli şekilde sağlanır. Düzenli fiziksel aktivite heyecan ve iyimserliği artırır, gerilimi azaltıp rahatlama sağlar. Bu durum özellikle stresli ortamda çalışanlar için son derece önemlidir.<br />
<br />
Şan, yürüyüş ve yüzme gibi sporlarla vücudun dayanıklılığının artırılabileceğini ve bunun herkes tarafından rahatlıkla yapılabileceğini belirterek, şunları söyledi:<br />
<br />
Haftada 3-4 kez, 30-60 dakika egzersiz yapılması sağlık açısından oldukça önemlidir. Ancak, bunun 10ar ve 15er dakikalık bölümlerle yapılması daha doğru olacaktır. Orta yoğunluktaki egzersizin bile günlük olarak yapılmasının, sağlık üzerine faydaları olduğu tıbbi çalışmalarla kanıtlanmıştır.<br />
<br />
PROGRAMINIZ EĞLENCELİ OLMALI<br />
<br />
Prof. Dr. Şan, aktivitelerin eğlenceli olmasına ve vücudu gereğinden fazla yormamasına özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, programlama yapılırken sağlık durumu ve fiziksel kapasite ve ilgi alanı gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
Düzenli egzersizin aktivitenin süre ve yoğunluğun artmasına yardımcı olduğunu söyleyen Şan, şöyle devam etti:<br />
<br />
Aktif bir yaşam tarzı yaşam şekli olarak benimsenmelidir. Vücudu belli bir süre egzersize alıştırıp ardından keserseniz, faydalı etkileri hızla ortadan kaybolacaktır. Bu nedenle kendinize her zaman için ihtiyaçlarınıza uyan, eğlenceli ve yıl boyu yapabileceğiniz bir egzersiz modeli seçin.</span><br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/D96UuOl.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: D96UuOl.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">HASTALIKTAN DEĞİL HAREKETSİZLİKTEN KORKUN</span></span><br />
<br />
Düzenli fiziksel aktivite yapmanın, kalp ve beynin fonksiyonlarını en iyi şekilde yerine getirmesi yanında bazı hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesinde son derece yararlı olduğu bildirildi.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şan, yaptığı açıklamada, kalp ve beyin fonksiyonları açısından büyük önem taşıyan düzenli fiziksel aktivite yapılmasının, özellikle kalp hastalıkları, inme, diyabet, obezite ve osteoporoz gibi rahatsızlıkları önleme ve tedavi yönünden de olumlu sonuçlarının bulunduğunu kaydetti.<br />
<br />
Düzenli spor yapanların sigara bağımlılığından kurtulma konusunda da hareketsiz kişilere oranla daha avantajlı olduklarını ifade eden Prof. Dr. Şan, şöyle devam etti:<br />
<br />
Aktif yaşayanlarda vücudun oksijen kullanım yeteneği artar ve daha iyi yaşam için gereken enerji verimli şekilde sağlanır. Düzenli fiziksel aktivite heyecan ve iyimserliği artırır, gerilimi azaltıp rahatlama sağlar. Bu durum özellikle stresli ortamda çalışanlar için son derece önemlidir.<br />
<br />
Şan, yürüyüş ve yüzme gibi sporlarla vücudun dayanıklılığının artırılabileceğini ve bunun herkes tarafından rahatlıkla yapılabileceğini belirterek, şunları söyledi:<br />
<br />
Haftada 3-4 kez, 30-60 dakika egzersiz yapılması sağlık açısından oldukça önemlidir. Ancak, bunun 10ar ve 15er dakikalık bölümlerle yapılması daha doğru olacaktır. Orta yoğunluktaki egzersizin bile günlük olarak yapılmasının, sağlık üzerine faydaları olduğu tıbbi çalışmalarla kanıtlanmıştır.<br />
<br />
PROGRAMINIZ EĞLENCELİ OLMALI<br />
<br />
Prof. Dr. Şan, aktivitelerin eğlenceli olmasına ve vücudu gereğinden fazla yormamasına özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, programlama yapılırken sağlık durumu ve fiziksel kapasite ve ilgi alanı gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
Düzenli egzersizin aktivitenin süre ve yoğunluğun artmasına yardımcı olduğunu söyleyen Şan, şöyle devam etti:<br />
<br />
Aktif bir yaşam tarzı yaşam şekli olarak benimsenmelidir. Vücudu belli bir süre egzersize alıştırıp ardından keserseniz, faydalı etkileri hızla ortadan kaybolacaktır. Bu nedenle kendinize her zaman için ihtiyaçlarınıza uyan, eğlenceli ve yıl boyu yapabileceğiniz bir egzersiz modeli seçin.</span><br />
<br />
<img src="http://i.imgur.com/D96UuOl.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: D96UuOl.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Metabolizmayı Hızlandıran Bitkiler ve içerikleri]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-metabolizmayi-hizlandiran-bitkiler-ve-icerikleri-476.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Nov 2013 19:48:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-metabolizmayi-hizlandiran-bitkiler-ve-icerikleri-476.html</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://i.imgur.com/vu5dzDf.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.imgur.com/vu5dzDf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: vu5dzDf.jpg]" class="mycode_img" /></a><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Metabolizma, günlük insan vücudunun harcaması gereken minimum enerji miktarı olarak tarif edilebilir ve metabolizmanın doğru şekilde belirli oranda hızlandırılması fazla kilosu olanlar, zayıflamak isteyenler için kilo vermede ve forma girmede gereklidir. Yani bunun tersini düşünürsek metabolizmamız yavaş ise kilo alımımız hızlı olacaktır. Eğer hızlı kilo aldığınızı düşünüyorsanız metabolizmanın yavaş çalışıyor demektir. Metabolizmayı hızlandırmanın çeşitleri yolları vardır, bugün sizlere metabolizmayı hızlandıran bitkiler ve bitki çaylarından bahsedeceğim. Öncelikle Metabolizmayı hızlandıran bir kaç besin, yiyecek söyleyelim; Yumurta, kırmızı acı biber, yeşil çay, badem, sirke, zeytinyağı, salata ve peynir metabolizma hızlandırma da önemli besinlerdendir. Gelelim asıl konumuz olan metabolizma hızlandırıcı bitkiler ve bitki çaylarına, metabolizmayı hızlandırdığı bilinen bitkiler;<br />
Metabolizmayı Hızlandıran Bitkiler ve içerikleri<br />
<br />
Greyfurt: greyfurt çok yüksek lif içeriyor, kalorisi az ve yağ yakan enzimleri içeriyor. Ek olarak insülini düşürüyor. Yapılan bir çalışmada günlük öğünden hiç bir şey çıkarmadan sadece her yemekte bir greyfurt yemek ya da bir greyfurtun suyunu içmenin haftada 1 kilo verilmesine neden olduğu ispatlanmış.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kefir:</span><br />
Amerika ve İtalya’ da yapılan araştırmalar sonucunda, kalsiyum miktarı kiloları da etkiliyor. Süt ürünleri, vücut için çok önemli mineralleri içeriyor. Örneğin yarım litre kefir, protein ve lesitin içeriyor ve günlük kalsiyum ihtiyacının %75’ini karşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sivri Acı Biber:</span><br />
Acı biberin çok az bir miktarı bile hemen alnımızda terlemeye sebep oluyor. Bunun nedeni biberdeki doğal acı maddesi kapsaisin. Aynı spor yaparken olduğu gibi, bu madde de kısa süreli olarak vücut ısısını yaklaşık %25 oranında yükseltiyor. Sonuç olarak kalori ihtiyacı da geçici bir süre için artıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil Çay:</span><br />
Yeşil çayın bilinen etkileri kolesterol düşürmesi, kanser ve kalp krizinden korumasıdır. Yapılan araştırmalar, yeşil çayın aynı zamanda yağın vücutta ve karaciğerde depolanmasını önlediğini de ortaya koydu. Ayrıca vücuttaki enerji tüketimini de artırıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zencefil:</span><br />
Zencefilin köklerindeki maddeler, tıpkı kırmızı biberdeki gibi, dolaşım ve sindirim sistemini uyarıyor. Yemeklerde baharat olarak kullanılan veya çay olarak tüketilen zencefil aynı zamanda mide ve bağırsaklardaki gazı da söktürüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Limon</span>:<br />
C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık sistemine bol enerji sağlıyor. Böylece kaslar daha fazla yağ yakıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soğan:</span><br />
<br />
Soğanın içinde yer alan kükürt bileşimi “Alicin” kan dolaşımını uyarıyor, sindirimi harekete geçiriyor, vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra metabolizmayı hızlandırarak, yağ yakılmasını arttırıyor. Sarımsak ve yeşil soğan da aynı etkiye sahip.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarçın:</span><br />
Tarçın, insülinin etkisini iyileştirdiğinden, daha az insüline ihtiyaç oluyor. Bu sayede yüksek insülin değerinin oluşturduğu komplikasyonlardan kaçınmak mümkün olabiliyor. Yemekleri bu baharatla tatlandırmakta fayda var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hindi </span>: Hindideki proteinler ve B vitamini zengin, yağlar ise düşük miktardadır. Yağların yakılması için gereken enerjiyi barındırıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Badem: </span>Çiğ badem besleyicidir. Ölçülü şekilde yağ asiti içerir. Sindirilmesi için daha çok enerji gerekeceğinden yağ yakımına katkı sağlar. Ancak günde en fazla bir küçük paketi tüketilmeli.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su: </span>Metabolizmayı en yüksek hızda tutmakla görevlidir. tüm yaşamın olmazsa olmazı sudur. Susuz kalan vücut çalışmasını durdurur. Bazen vücut susadığında açlık sinyalleri gönderebilir. Bu yüzden kilosuna dikkat eden biri açlık hissettiğinde ilk olarak bir bardak su içmeyi denemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elma: </span>Elmadaki şekerlek çok konsantre ve tatlı yeme isteğini de köreltiyor. Tok tutma oranı çok yüksek. Ancak elma yenilerek tüketilmeli. Elma suyu aynı etkiyi sağlamıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Acı Biber</span>: Yenildikten sonraki yarım saatte metabolizmayı tetikleyerek hızını arttırıyor. vücut için termojenik etkisi var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yulaf </span>Ezmesi: Kompleks karbonhidratlar içeriyor. Karbonhidrat tüketiminden endişe edilmesini söyleyen diyet programlarının aksine çok sağlıklı. Kilo almadan sorumlu olan kalitesiz ve basit karbonhidratlardan değil. Aksine kalori yakılması için vücuda sinyal veren insülin düzeyini etkiliyor. Kahvaltıda yenilen küçük bir kade yulaf ezmesi, günlük besin ihtiyacının yüzde onunu karşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Badem</span><br />
<br />
Badem, temel yağ asitleri ile metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Ama yüksek kalorili bu besini yerken aşırıya kaçmamaya dikkat etmeniz gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hindi Eti</span><br />
<br />
Protein açısından oldukça zengin bir besin kaynağı olan hindi, kas oluşumunda oldukça faydalıdır. Kas oluşumu da metabolizmayı hızlandırmak ve daha fazla kalori yakmanız anlamına gelmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ispanak</span><br />
<br />
Temel Reis, ıspanağın kişileri güçlü ve sağlıklı yapacağı konusunda tamamen haklı. Çok iyi bir antioksidan olan ıspanak, magnezyum, potasyum, demir ve C vitamini açısından oldukça zengindir. Metabolizmanın hızlanmasında oldukça faydalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fasulye</span><br />
<br />
Fasulye, bol lifli, yüksek proteinli ve düşük yağ oranı ile metabolizmanızın hızlanmasını, uzun süre tok kalmanızı ve kalori yakmanızı sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Brokoli</span><br />
<br />
Brokoli metabolizmanın hızlanmasında oldukça etkili olan kalsiyum ve C vitamini içerir. Kalsiyum metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olurken C vitamini de vücut tarafından daha fazla kalsiyum emilimini sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yulaf</span><br />
<br />
Bol lif içeriği ile yulaf, kandaki insülin seviyesini düşürür, uzun süre tok kalmanızı sağlar ve zayıflamanıza yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soya Sütü</span><br />
<br />
Soya sütü kalsiyum açısından oldukça zengin bir metabolizma hızlandırıcıdır. Fakat şekerli olarak tüketmemek gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köri</span><br />
<br />
Jalapeno gibi köri (acı bir baharat) de metabolizmanın hızlanmasını ve kalori yakımını sağlar</span></span><br />
<br />
 <br />
<br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://i.imgur.com/vu5dzDf.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i.imgur.com/vu5dzDf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: vu5dzDf.jpg]" class="mycode_img" /></a><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font">Metabolizma, günlük insan vücudunun harcaması gereken minimum enerji miktarı olarak tarif edilebilir ve metabolizmanın doğru şekilde belirli oranda hızlandırılması fazla kilosu olanlar, zayıflamak isteyenler için kilo vermede ve forma girmede gereklidir. Yani bunun tersini düşünürsek metabolizmamız yavaş ise kilo alımımız hızlı olacaktır. Eğer hızlı kilo aldığınızı düşünüyorsanız metabolizmanın yavaş çalışıyor demektir. Metabolizmayı hızlandırmanın çeşitleri yolları vardır, bugün sizlere metabolizmayı hızlandıran bitkiler ve bitki çaylarından bahsedeceğim. Öncelikle Metabolizmayı hızlandıran bir kaç besin, yiyecek söyleyelim; Yumurta, kırmızı acı biber, yeşil çay, badem, sirke, zeytinyağı, salata ve peynir metabolizma hızlandırma da önemli besinlerdendir. Gelelim asıl konumuz olan metabolizma hızlandırıcı bitkiler ve bitki çaylarına, metabolizmayı hızlandırdığı bilinen bitkiler;<br />
Metabolizmayı Hızlandıran Bitkiler ve içerikleri<br />
<br />
Greyfurt: greyfurt çok yüksek lif içeriyor, kalorisi az ve yağ yakan enzimleri içeriyor. Ek olarak insülini düşürüyor. Yapılan bir çalışmada günlük öğünden hiç bir şey çıkarmadan sadece her yemekte bir greyfurt yemek ya da bir greyfurtun suyunu içmenin haftada 1 kilo verilmesine neden olduğu ispatlanmış.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kefir:</span><br />
Amerika ve İtalya’ da yapılan araştırmalar sonucunda, kalsiyum miktarı kiloları da etkiliyor. Süt ürünleri, vücut için çok önemli mineralleri içeriyor. Örneğin yarım litre kefir, protein ve lesitin içeriyor ve günlük kalsiyum ihtiyacının %75’ini karşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sivri Acı Biber:</span><br />
Acı biberin çok az bir miktarı bile hemen alnımızda terlemeye sebep oluyor. Bunun nedeni biberdeki doğal acı maddesi kapsaisin. Aynı spor yaparken olduğu gibi, bu madde de kısa süreli olarak vücut ısısını yaklaşık %25 oranında yükseltiyor. Sonuç olarak kalori ihtiyacı da geçici bir süre için artıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil Çay:</span><br />
Yeşil çayın bilinen etkileri kolesterol düşürmesi, kanser ve kalp krizinden korumasıdır. Yapılan araştırmalar, yeşil çayın aynı zamanda yağın vücutta ve karaciğerde depolanmasını önlediğini de ortaya koydu. Ayrıca vücuttaki enerji tüketimini de artırıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zencefil:</span><br />
Zencefilin köklerindeki maddeler, tıpkı kırmızı biberdeki gibi, dolaşım ve sindirim sistemini uyarıyor. Yemeklerde baharat olarak kullanılan veya çay olarak tüketilen zencefil aynı zamanda mide ve bağırsaklardaki gazı da söktürüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Limon</span>:<br />
C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık sistemine bol enerji sağlıyor. Böylece kaslar daha fazla yağ yakıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soğan:</span><br />
<br />
Soğanın içinde yer alan kükürt bileşimi “Alicin” kan dolaşımını uyarıyor, sindirimi harekete geçiriyor, vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra metabolizmayı hızlandırarak, yağ yakılmasını arttırıyor. Sarımsak ve yeşil soğan da aynı etkiye sahip.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarçın:</span><br />
Tarçın, insülinin etkisini iyileştirdiğinden, daha az insüline ihtiyaç oluyor. Bu sayede yüksek insülin değerinin oluşturduğu komplikasyonlardan kaçınmak mümkün olabiliyor. Yemekleri bu baharatla tatlandırmakta fayda var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hindi </span>: Hindideki proteinler ve B vitamini zengin, yağlar ise düşük miktardadır. Yağların yakılması için gereken enerjiyi barındırıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Badem: </span>Çiğ badem besleyicidir. Ölçülü şekilde yağ asiti içerir. Sindirilmesi için daha çok enerji gerekeceğinden yağ yakımına katkı sağlar. Ancak günde en fazla bir küçük paketi tüketilmeli.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su: </span>Metabolizmayı en yüksek hızda tutmakla görevlidir. tüm yaşamın olmazsa olmazı sudur. Susuz kalan vücut çalışmasını durdurur. Bazen vücut susadığında açlık sinyalleri gönderebilir. Bu yüzden kilosuna dikkat eden biri açlık hissettiğinde ilk olarak bir bardak su içmeyi denemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elma: </span>Elmadaki şekerlek çok konsantre ve tatlı yeme isteğini de köreltiyor. Tok tutma oranı çok yüksek. Ancak elma yenilerek tüketilmeli. Elma suyu aynı etkiyi sağlamıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Acı Biber</span>: Yenildikten sonraki yarım saatte metabolizmayı tetikleyerek hızını arttırıyor. vücut için termojenik etkisi var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yulaf </span>Ezmesi: Kompleks karbonhidratlar içeriyor. Karbonhidrat tüketiminden endişe edilmesini söyleyen diyet programlarının aksine çok sağlıklı. Kilo almadan sorumlu olan kalitesiz ve basit karbonhidratlardan değil. Aksine kalori yakılması için vücuda sinyal veren insülin düzeyini etkiliyor. Kahvaltıda yenilen küçük bir kade yulaf ezmesi, günlük besin ihtiyacının yüzde onunu karşılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Badem</span><br />
<br />
Badem, temel yağ asitleri ile metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Ama yüksek kalorili bu besini yerken aşırıya kaçmamaya dikkat etmeniz gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hindi Eti</span><br />
<br />
Protein açısından oldukça zengin bir besin kaynağı olan hindi, kas oluşumunda oldukça faydalıdır. Kas oluşumu da metabolizmayı hızlandırmak ve daha fazla kalori yakmanız anlamına gelmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ispanak</span><br />
<br />
Temel Reis, ıspanağın kişileri güçlü ve sağlıklı yapacağı konusunda tamamen haklı. Çok iyi bir antioksidan olan ıspanak, magnezyum, potasyum, demir ve C vitamini açısından oldukça zengindir. Metabolizmanın hızlanmasında oldukça faydalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fasulye</span><br />
<br />
Fasulye, bol lifli, yüksek proteinli ve düşük yağ oranı ile metabolizmanızın hızlanmasını, uzun süre tok kalmanızı ve kalori yakmanızı sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Brokoli</span><br />
<br />
Brokoli metabolizmanın hızlanmasında oldukça etkili olan kalsiyum ve C vitamini içerir. Kalsiyum metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olurken C vitamini de vücut tarafından daha fazla kalsiyum emilimini sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yulaf</span><br />
<br />
Bol lif içeriği ile yulaf, kandaki insülin seviyesini düşürür, uzun süre tok kalmanızı sağlar ve zayıflamanıza yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soya Sütü</span><br />
<br />
Soya sütü kalsiyum açısından oldukça zengin bir metabolizma hızlandırıcıdır. Fakat şekerli olarak tüketmemek gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köri</span><br />
<br />
Jalapeno gibi köri (acı bir baharat) de metabolizmanın hızlanmasını ve kalori yakımını sağlar</span></span><br />
<br />
 <br />
<br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kötü anılarınızı uykunuzdayken hafızanızdan silin]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-kotu-anilarinizi-uykunuzdayken-hafizanizdan-silin-461.html</link>
			<pubDate>Thu, 03 Oct 2013 17:10:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-kotu-anilarinizi-uykunuzdayken-hafizanizdan-silin-461.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kötü anılarınızı uykunuzdayken hafızanızdan silin</span><br />
<img src="http://i.imgur.com/GaWPAox.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: GaWPAox.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
İnsanları uykularındayken korkularına maruz bırakmak, korkularını aşmalarına sağladı.<br />
<br />
Vücut uyku halindeyken, beyin, o gün yapılan faaliyetleri işler ve o faaliyetler, daha sonra anımsanır. Ambien (bir tür uyku ilacı) etkisi altındayken, uykunun kötü anıları akla getirdiği görülmüştür. Ancak yeni bir araştırma, uykunun verdiği şeyi, yine uykunun geri alabileceğini de gösteriyor. Korku dolu anılar, korku uyarıcılara maruz bırakılarak uyku sırasında yok edilebiliyor.<br />
<br />
Nortwestern Üniversitesi tıp okulundaki birtakım nörobilimcinin yaptığı bir araştırma, bir kokudan dolayı ortaya çıkan korkunç anıların, katılımcıların uyku süresince o kokuya maruz bırakılması ile azaltılabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, insanlara hafif elektrik şokları vererek, ter ve fMRI (fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) taramaları ile, insanlarda korku oluşmasını sağladı. İnsanlar şoktayken, iki farklı yüz gördüler ve her biri için belli bir koku algıladılar.<br />
<br />
Katılımcılar uyurken, yavaş dalga uykusu sırasında, daha önce elektrik şokunun etkisiyle ilişkilendirmeyi öğrendikleri kokulardan birini algıladılar. Uyandıklarında, uyudukları sırada o koku ile ilişkilendirilmiş yüzü gördüklerinde daha az tepki verdiler.<br />
<br />
Koku ve korku yok edimi üzerine çalışan nöroloji doktoru öncü yazar Katherina Hauner, bir açıklamasında, “Korku üzerinde küçük ama önemli bir azalma oldu,” dedi. “Eğer bu, daha önceden var olan korku üzerine de uygulanabilse, fobiler, uyku sırasında kolaylıkla yenilebilir.”<br />
<br />
Bu, kötü anıları silmekte dünyadaki ilk girişim değil. Geçtiğimiz sonbahar, Stanford’ta yapılan bir araştırmada, uyuyan farelerde kimyasal olarak, korkunç anılar başarı ile silindi. Geçtiğimiz hafta, MIT ve Cambridge Whitehead Biyomedikal Araştırma Enstitüsü, anıların yok edilmesinde önemli Tet1 adlı geni saptadılar ve geni geliştirerek PTSD (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) hastalarına kötü anılarını rahatlıkla unutmalarını sağlayacaklarını öne sürdüler.<br />
<br />
Nortwestern araştırmacıları, araştırma küçük çaplı olsa da (15 kişi içeriyordu) duygusal anıların, uyku sırasında başarılı şekilde yönetildiğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kötü anılarınızı uykunuzdayken hafızanızdan silin</span><br />
<img src="http://i.imgur.com/GaWPAox.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: GaWPAox.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
İnsanları uykularındayken korkularına maruz bırakmak, korkularını aşmalarına sağladı.<br />
<br />
Vücut uyku halindeyken, beyin, o gün yapılan faaliyetleri işler ve o faaliyetler, daha sonra anımsanır. Ambien (bir tür uyku ilacı) etkisi altındayken, uykunun kötü anıları akla getirdiği görülmüştür. Ancak yeni bir araştırma, uykunun verdiği şeyi, yine uykunun geri alabileceğini de gösteriyor. Korku dolu anılar, korku uyarıcılara maruz bırakılarak uyku sırasında yok edilebiliyor.<br />
<br />
Nortwestern Üniversitesi tıp okulundaki birtakım nörobilimcinin yaptığı bir araştırma, bir kokudan dolayı ortaya çıkan korkunç anıların, katılımcıların uyku süresince o kokuya maruz bırakılması ile azaltılabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, insanlara hafif elektrik şokları vererek, ter ve fMRI (fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) taramaları ile, insanlarda korku oluşmasını sağladı. İnsanlar şoktayken, iki farklı yüz gördüler ve her biri için belli bir koku algıladılar.<br />
<br />
Katılımcılar uyurken, yavaş dalga uykusu sırasında, daha önce elektrik şokunun etkisiyle ilişkilendirmeyi öğrendikleri kokulardan birini algıladılar. Uyandıklarında, uyudukları sırada o koku ile ilişkilendirilmiş yüzü gördüklerinde daha az tepki verdiler.<br />
<br />
Koku ve korku yok edimi üzerine çalışan nöroloji doktoru öncü yazar Katherina Hauner, bir açıklamasında, “Korku üzerinde küçük ama önemli bir azalma oldu,” dedi. “Eğer bu, daha önceden var olan korku üzerine de uygulanabilse, fobiler, uyku sırasında kolaylıkla yenilebilir.”<br />
<br />
Bu, kötü anıları silmekte dünyadaki ilk girişim değil. Geçtiğimiz sonbahar, Stanford’ta yapılan bir araştırmada, uyuyan farelerde kimyasal olarak, korkunç anılar başarı ile silindi. Geçtiğimiz hafta, MIT ve Cambridge Whitehead Biyomedikal Araştırma Enstitüsü, anıların yok edilmesinde önemli Tet1 adlı geni saptadılar ve geni geliştirerek PTSD (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) hastalarına kötü anılarını rahatlıkla unutmalarını sağlayacaklarını öne sürdüler.<br />
<br />
Nortwestern araştırmacıları, araştırma küçük çaplı olsa da (15 kişi içeriyordu) duygusal anıların, uyku sırasında başarılı şekilde yönetildiğini söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı (Anneler Babalar DİKKAT!)]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-hayat-bir-cocuga-nasil-anlatilmali-anneler-babalar-dikkat-370.html</link>
			<pubDate>Fri, 08 Mar 2013 10:04:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=8">intikamcı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-hayat-bir-cocuga-nasil-anlatilmali-anneler-babalar-dikkat-370.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı (Anneler Babalar DİKKAT!)</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
<br />
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, <br />
'Sen eğitimcisin neler öğretmem<br />
gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. <br />
Sorusu kolaydı ama,yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmayabaşladım:<br />
<br />
Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, <br />
acı çekmeden olgunlaşamayacağını...<br />
<br />
Kıskanmamayı öğret ona, <br />
arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte<br />
sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...<br />
<br />
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, <br />
ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. <br />
Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları <br />
gösterecek hayat ona nokta.<br />
<br />
Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. <br />
Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün<br />
keyif vermeyebileceğini. <br />
<br />
Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen<br />
yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, <br />
tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. <br />
Kitaplardan keyif almasını,ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona.<br />
Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, <br />
ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. <br />
Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret<br />
ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.<br />
<br />
Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. <br />
Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, <br />
yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını<br />
sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret,<br />
belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar <br />
ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine<br />
sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...<br />
<br />
Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.<br />
<br />
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli<br />
olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.<br />
<br />
Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.<br />
Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi<br />
gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...<br />
Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden<br />
geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini<br />
anlat.<br />
<br />
<br />
Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.<br />
Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine<br />
saklaması gerektiğini öğret.<br />
<br />
<br />
Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmemesini öğret ve haklıyken dik<br />
durmasını.<br />
<br />
Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini<br />
öğret.<br />
<br />
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı...<br />
<br />
'İstemiyorum', 'hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi,<br />
<br />
Sevdiğinde ise 'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona.<br />
<br />
Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz<br />
kokmasını...<br />
<br />
Sorgusuz sevmeyi...<br />
<br />
El yazısı ile notlar yazmayı...<br />
<br />
Lafı dolandırmamayı...<br />
<br />
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, <br />
dostluğa yatırım<br />
yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden <br />
uzaklaşmasını <br />
öğret ona.<br />
<br />
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını,<br />
<br />
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, <br />
en yoğun zamanda bile kendine<br />
vakit ayırması gerektiğini öğret...<br />
<br />
Ama en çok da kendini sevmesini öğret... <br />
Kendini sevmezse kimsenin onusevmeyeceğini... <br />
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi<br />
gerektiğini... Kendine özenli yemekler <br />
yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun<br />
için yemek hazırlamayacağını...<br />
<br />
<br />
Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...<br />
<br />
<br />
YAZAN: Aylin Kotil<br />
<br />
</span></span>ÜŞENMEDEN OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM ! <br />
 <img src="http://i.imgur.com/y5Iosjz.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: y5Iosjz.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı (Anneler Babalar DİKKAT!)</span></span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
<br />
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, <br />
'Sen eğitimcisin neler öğretmem<br />
gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. <br />
Sorusu kolaydı ama,yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmayabaşladım:<br />
<br />
Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, <br />
acı çekmeden olgunlaşamayacağını...<br />
<br />
Kıskanmamayı öğret ona, <br />
arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte<br />
sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...<br />
<br />
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, <br />
ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. <br />
Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları <br />
gösterecek hayat ona nokta.<br />
<br />
Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. <br />
Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün<br />
keyif vermeyebileceğini. <br />
<br />
Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen<br />
yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, <br />
tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. <br />
Kitaplardan keyif almasını,ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona.<br />
Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, <br />
ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. <br />
Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret<br />
ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.<br />
<br />
Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. <br />
Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, <br />
yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını<br />
sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret,<br />
belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar <br />
ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine<br />
sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...<br />
<br />
Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.<br />
<br />
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli<br />
olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.<br />
<br />
Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.<br />
Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi<br />
gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...<br />
Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden<br />
geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini<br />
anlat.<br />
<br />
<br />
Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.<br />
Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine<br />
saklaması gerektiğini öğret.<br />
<br />
<br />
Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmemesini öğret ve haklıyken dik<br />
durmasını.<br />
<br />
Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini<br />
öğret.<br />
<br />
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı...<br />
<br />
'İstemiyorum', 'hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi,<br />
<br />
Sevdiğinde ise 'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona.<br />
<br />
Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz<br />
kokmasını...<br />
<br />
Sorgusuz sevmeyi...<br />
<br />
El yazısı ile notlar yazmayı...<br />
<br />
Lafı dolandırmamayı...<br />
<br />
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, <br />
dostluğa yatırım<br />
yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden <br />
uzaklaşmasını <br />
öğret ona.<br />
<br />
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını,<br />
<br />
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, <br />
en yoğun zamanda bile kendine<br />
vakit ayırması gerektiğini öğret...<br />
<br />
Ama en çok da kendini sevmesini öğret... <br />
Kendini sevmezse kimsenin onusevmeyeceğini... <br />
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi<br />
gerektiğini... Kendine özenli yemekler <br />
yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun<br />
için yemek hazırlamayacağını...<br />
<br />
<br />
Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...<br />
<br />
<br />
YAZAN: Aylin Kotil<br />
<br />
</span></span>ÜŞENMEDEN OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM ! <br />
 <img src="http://i.imgur.com/y5Iosjz.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: y5Iosjz.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalp krizi ve Aspirin ( ÖNEMLİ )]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-kalp-krizi-ve-aspirin-onemli-359.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Dec 2012 14:49:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=1">mevthawk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-kalp-krizi-ve-aspirin-onemli-359.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kalp krizi ve Aspirin ( ÖNEMLİ )</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Neden yatağınızın başucunda aspirin olsun?</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Kalp krizleri hakkında...</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sol kol ağrısı dışında başka işaretleri de var kalp krizinin..</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yoğun ense ağrısı, kusma, terleme de daha seyrek ama gözardı edilmemesi gereken belirtilerden. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Not: Kalp krizinde göğüste illa ki ağrı olacak diye bir şey yok!!.</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Uykularında kalp krizi geçiren çoğu (yaklaşık 60%) insan, bir daha uyanamadı. Yine de, yoğun göğüs ağrısı ile de uyanabilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diyelim ki başınıza geldi, derhal ağzınıza iki aspirin atın bir damla su ile yutun Sonra da:</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - Yakında oturan bir akraba ya da arkadaşınızı arayın. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - "kalp krizi!" deyin</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - 2 aspirin aldığınızı da söyleyin .</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - Mutfak ya da holden bir sandalye alıp giriş kapısına yakın bir yere oturun ve, yardımın gelmesini bekleyin.</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ~Sakın yere uzanmayın!!!~</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Bir kalp cerrahına göre, eğer bu mesajın ulaştığı herkes, en az 10 kişiye dağıtırsa, muhtemelen bir kişinin hayatı kurtulabilir. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Ben öyle yaptım!!</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sen de PAYLAŞ, bir hayat kurtar!!!</span></span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/wB1d3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: wB1d3.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Dr.TUNA DOĞAN</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kalp krizi ve Aspirin ( ÖNEMLİ )</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Neden yatağınızın başucunda aspirin olsun?</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Kalp krizleri hakkında...</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sol kol ağrısı dışında başka işaretleri de var kalp krizinin..</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yoğun ense ağrısı, kusma, terleme de daha seyrek ama gözardı edilmemesi gereken belirtilerden. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Not: Kalp krizinde göğüste illa ki ağrı olacak diye bir şey yok!!.</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Uykularında kalp krizi geçiren çoğu (yaklaşık 60%) insan, bir daha uyanamadı. Yine de, yoğun göğüs ağrısı ile de uyanabilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diyelim ki başınıza geldi, derhal ağzınıza iki aspirin atın bir damla su ile yutun Sonra da:</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - Yakında oturan bir akraba ya da arkadaşınızı arayın. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - "kalp krizi!" deyin</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - 2 aspirin aldığınızı da söyleyin .</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> - Mutfak ya da holden bir sandalye alıp giriş kapısına yakın bir yere oturun ve, yardımın gelmesini bekleyin.</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ~Sakın yere uzanmayın!!!~</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Bir kalp cerrahına göre, eğer bu mesajın ulaştığı herkes, en az 10 kişiye dağıtırsa, muhtemelen bir kişinin hayatı kurtulabilir. </span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Ben öyle yaptım!!</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sen de PAYLAŞ, bir hayat kurtar!!!</span></span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/wB1d3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: wB1d3.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Dr.TUNA DOĞAN</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diş Fırçalamada Herkesin Yaptığı Çok Zarar veren Yanlışlar..]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-dis-fircalamada-herkesin-yaptigi-cok-zarar-veren-yanlislar-358.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Dec 2012 14:46:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=1">mevthawk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-dis-fircalamada-herkesin-yaptigi-cok-zarar-veren-yanlislar-358.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">1-Diş macununu ıslatmayın !</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> </span> <img src="http://i.imgur.com/upnWu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: upnWu.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">1-Diş macununu ıslatmayın !</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Türkiye, ağız-diş sağlığı konusunda sınıfta kalan ülkeler arasında ilk sıralarda...</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Doğru bilinen yanlışlar ve önemsenmeyen detaylar ağız sağlığının bozulmasına neden oluyor.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yemeklerden hemen sonra dişleri fırçalamak besinlerdeki asitlerin ağızda dağılmasına neden olduğu için dişleri zayıflatıyor. Dişleri yemeklerden en az bir saat sonra fırçalamanın daha uygun olduğunu söyleyen Memorial </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü'nden Dt. Hacer Esved </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Alireisoğlu, Türkiye'de ağız ve diş sağlığına yeterince önem verilmediğini söyledi ve bu konuda sık yapılan hataları şöyle sıraladı:</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> DİŞ MACUNUNU ISLATMAYIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diş macununun bilinenin aksine suyla ıslatılmaması gerekir. Islanan diş macunu etken maddesini kaybeder. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde kullanılmalıdır. Unutmayalım ki diş macunu sadece diş fırçalamayı kolaylaştırıcı bir ajandır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> "NE KADAR UZUN FIRÇALARSAM O KADAR İYİ" DİYE DÜŞÜNMEYİN !</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diş temizliği hakkında bilinen yanlışlardan biri de dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancıdır. Yapılan araştırmalar iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediğini gösteriyor. Dişlerin günde en az bir kez iki dakika süreyle çok sert olmadan fırçalanması ve diş ipi kullanımıyla ideal bir diş temizliği sağlanabilir. Sigara, çay ve kahve tüketimi fazla olanlarda meydana gelen dil pası kokuya neden olabilir. Bu durumda dişler fırçalandıktan sonra </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> dili de fırçalamak gerekir.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ARITICI GIDALAR TÜKETİN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz özellikle yemek aralarında tüketildiğinde mekanik bir temizlik sağlayacaktır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ELMA SİRKESİYLE GARGARA YAPIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> AĞIZ KOKUSU İÇİN KAHVE ÇEKİRDEĞİ ÇİĞNEYİN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Ağız kokusu gündelik yaşamda insanı sosyal ve psikolojik olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Kötü ağız kokusu, hem kişiyi etkiler hem de çoğu zaman mahçubiyete sebep olur. Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek bu sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> KEYİFLİ BİR KEŞİF "KAKAO"</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Kakao çekirdeğindeki antibakteriyal içerik nedeniyle, çikolata dişlere zarar vermiyor. Şekerlemeler ise dişlerin baş düşmanı. Meyve sularındaki asit ise her türlü dişe zararlı. Aynı şekilde laktoz içeren süt de, diş çürüklerine yol açıyor.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> YEMEĞİ PEYNİRLE SONLANDIRIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Meyve suları, tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, muz gibi </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. Tatlı yedikten sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önler. Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için koruyucu kalkan oluşturur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">1-Diş macununu ıslatmayın !</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> </span> <img src="http://i.imgur.com/upnWu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: upnWu.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">1-Diş macununu ıslatmayın !</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Türkiye, ağız-diş sağlığı konusunda sınıfta kalan ülkeler arasında ilk sıralarda...</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Doğru bilinen yanlışlar ve önemsenmeyen detaylar ağız sağlığının bozulmasına neden oluyor.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yemeklerden hemen sonra dişleri fırçalamak besinlerdeki asitlerin ağızda dağılmasına neden olduğu için dişleri zayıflatıyor. Dişleri yemeklerden en az bir saat sonra fırçalamanın daha uygun olduğunu söyleyen Memorial </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü'nden Dt. Hacer Esved </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Alireisoğlu, Türkiye'de ağız ve diş sağlığına yeterince önem verilmediğini söyledi ve bu konuda sık yapılan hataları şöyle sıraladı:</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> DİŞ MACUNUNU ISLATMAYIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diş macununun bilinenin aksine suyla ıslatılmaması gerekir. Islanan diş macunu etken maddesini kaybeder. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde kullanılmalıdır. Unutmayalım ki diş macunu sadece diş fırçalamayı kolaylaştırıcı bir ajandır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> "NE KADAR UZUN FIRÇALARSAM O KADAR İYİ" DİYE DÜŞÜNMEYİN !</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Diş temizliği hakkında bilinen yanlışlardan biri de dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancıdır. Yapılan araştırmalar iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediğini gösteriyor. Dişlerin günde en az bir kez iki dakika süreyle çok sert olmadan fırçalanması ve diş ipi kullanımıyla ideal bir diş temizliği sağlanabilir. Sigara, çay ve kahve tüketimi fazla olanlarda meydana gelen dil pası kokuya neden olabilir. Bu durumda dişler fırçalandıktan sonra </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> dili de fırçalamak gerekir.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ARITICI GIDALAR TÜKETİN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz özellikle yemek aralarında tüketildiğinde mekanik bir temizlik sağlayacaktır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ELMA SİRKESİYLE GARGARA YAPIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> AĞIZ KOKUSU İÇİN KAHVE ÇEKİRDEĞİ ÇİĞNEYİN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Ağız kokusu gündelik yaşamda insanı sosyal ve psikolojik olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Kötü ağız kokusu, hem kişiyi etkiler hem de çoğu zaman mahçubiyete sebep olur. Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek bu sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> KEYİFLİ BİR KEŞİF "KAKAO"</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Kakao çekirdeğindeki antibakteriyal içerik nedeniyle, çikolata dişlere zarar vermiyor. Şekerlemeler ise dişlerin baş düşmanı. Meyve sularındaki asit ise her türlü dişe zararlı. Aynı şekilde laktoz içeren süt de, diş çürüklerine yol açıyor.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> YEMEĞİ PEYNİRLE SONLANDIRIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Meyve suları, tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, muz gibi </span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. Tatlı yedikten sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önler. Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için koruyucu kalkan oluşturur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güçlü Bir Hafıza İçim Mükemmel ve Pratik Öneriler]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-guclu-bir-hafiza-icim-mukemmel-ve-pratik-oneriler-357.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Dec 2012 13:44:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=1">mevthawk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-guclu-bir-hafiza-icim-mukemmel-ve-pratik-oneriler-357.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Daha sağlam ve güçlü bir bellek ile yaşamınızı sürdürmek için öneriler:</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> AKTİF OLUN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Düzenli fiziksel egzersizler, size bellek takviyesi de yapabilir. Yapılan bir çalışmada düzenli aerobik egzersiz yapanların yapmayanlara göre bellek testinde daha başarılı oldukları görülmüştür. Aerobik egzersizler beyinde oksijen verimliliğini artırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ODAKLANIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Bu, en basit ve en çok unutulan bellek yardımıdır. Başka bir müşteriyle konuşurken diğer müşterinizin adını zberlemeyi beklemeyin. Çok basit bir kuralı en az üç kez hatırlayın: Odaklanın, odaklanın, odaklanın. Eğer bir şey gerçekten belleğinize girmezse, onu hatırlamanız imkânsızdır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> HER ŞEYİ HATIRLAMAYA ÇALIŞMAYIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> İnsanoğlu; telefon rehberini, adres defterini, bilgisayar dosyalarını, kalemi, post-itleri keşfetmiş. Bunların hepsini hatırlamak için kullanın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> PLANLAYIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yapacağınız işleri “zamanında ve unutmadan” yapmak istiyorsanız, işlerinizi de zamanınızı da iyi planlayın. Masanızın yanına asacağınız bir takvimden “yaşamınızı ve işinizi planlama” konusunda yararlanın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> LİSTE YAPIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Gününüzü iyi planlamanın ve “unutmadan” sürdürmenin en kolay yolu, bir “yapılacak işler listesi” oluşturmaktır. Tamamlamayı düşündüğünüz işler için bir görev listesi oluşturun. Yaptıklarınızın üstünü çizin ve hemen unutun. Birkaç gün sonra hâlâ tamamlanmamış olanlar varsa bunları yeni listenize geçirin. Strese girmeden, gününüzü iyi planlayarak bu görev listesini tamamlamayın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> GÜZEL UYUYUN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> İyi bir akşam uykusu, belleğiniz için mucizeler yaratır. Araştırmalar, rüya görürken uyanan insanların bellek testinde başarısız olduklarını göstermiştir. Düzenli uyku aynı zamanda vücudu yeniden şarj eder, ayrıntılara dikkatinizi yoğunlaştırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> YERİNİZİ UNUTMAYIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Belirli eşyalarınızı belirli yerlere koyma alışkanlığı edinin. Anahtarlarınızı, randevu defterinizi, kaleminizi koyduğunuz yerleri değiştirmeyin.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ÖZETLEYİN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yeni öğrendiklerinizle ilgili kısa notlar alıp bu bilgileri yeniden kullanılmak üzere kayıt tutma, dosyalama ve saklamaya özen gösterin. Not almak, özetler yapıp muhafaza etmek, yeni bilgileri belleğimize kayıt etmeyi de kolaylaştırır.</span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/P26ya.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: P26ya.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Daha sağlam ve güçlü bir bellek ile yaşamınızı sürdürmek için öneriler:</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> AKTİF OLUN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Düzenli fiziksel egzersizler, size bellek takviyesi de yapabilir. Yapılan bir çalışmada düzenli aerobik egzersiz yapanların yapmayanlara göre bellek testinde daha başarılı oldukları görülmüştür. Aerobik egzersizler beyinde oksijen verimliliğini artırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ODAKLANIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Bu, en basit ve en çok unutulan bellek yardımıdır. Başka bir müşteriyle konuşurken diğer müşterinizin adını zberlemeyi beklemeyin. Çok basit bir kuralı en az üç kez hatırlayın: Odaklanın, odaklanın, odaklanın. Eğer bir şey gerçekten belleğinize girmezse, onu hatırlamanız imkânsızdır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> HER ŞEYİ HATIRLAMAYA ÇALIŞMAYIN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> İnsanoğlu; telefon rehberini, adres defterini, bilgisayar dosyalarını, kalemi, post-itleri keşfetmiş. Bunların hepsini hatırlamak için kullanın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> PLANLAYIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yapacağınız işleri “zamanında ve unutmadan” yapmak istiyorsanız, işlerinizi de zamanınızı da iyi planlayın. Masanızın yanına asacağınız bir takvimden “yaşamınızı ve işinizi planlama” konusunda yararlanın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> LİSTE YAPIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Gününüzü iyi planlamanın ve “unutmadan” sürdürmenin en kolay yolu, bir “yapılacak işler listesi” oluşturmaktır. Tamamlamayı düşündüğünüz işler için bir görev listesi oluşturun. Yaptıklarınızın üstünü çizin ve hemen unutun. Birkaç gün sonra hâlâ tamamlanmamış olanlar varsa bunları yeni listenize geçirin. Strese girmeden, gününüzü iyi planlayarak bu görev listesini tamamlamayın.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> GÜZEL UYUYUN</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> İyi bir akşam uykusu, belleğiniz için mucizeler yaratır. Araştırmalar, rüya görürken uyanan insanların bellek testinde başarısız olduklarını göstermiştir. Düzenli uyku aynı zamanda vücudu yeniden şarj eder, ayrıntılara dikkatinizi yoğunlaştırır.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> YERİNİZİ UNUTMAYIN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Belirli eşyalarınızı belirli yerlere koyma alışkanlığı edinin. Anahtarlarınızı, randevu defterinizi, kaleminizi koyduğunuz yerleri değiştirmeyin.</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> ÖZETLEYİN!</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> Yeni öğrendiklerinizle ilgili kısa notlar alıp bu bilgileri yeniden kullanılmak üzere kayıt tutma, dosyalama ve saklamaya özen gösterin. Not almak, özetler yapıp muhafaza etmek, yeni bilgileri belleğimize kayıt etmeyi de kolaylaştırır.</span><br />
 <img src="http://i.imgur.com/P26ya.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: P26ya.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"> OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İran'dan kansere çare!]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-iran-dan-kansere-care-321.html</link>
			<pubDate>Mon, 10 Dec 2012 21:32:14 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-iran-dan-kansere-care-321.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İran'dan kansere çare!</span><br />
<br />
<br />
İranlı bilim adamları yılan ve akrep zehirlerinden yeni bir kanser ilacı geliştirdi.<br />
<br />
Fars Haber Ajansı’nın haberine göre, İran Razi Aşı ve Serum Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Abbas Zari, yılan ve akrep zehirlerinin karıştırılması suretiyle birkaç yıldır yapılan araştırmaların başarılı sonuç verdiğini ve kanserli hücrelerin yok edilmesinde etkili olan bir ilaç geliştirdiklerini açıkladı. <br />
<br />
Zari, laboratuar testlerinden başarıyla geçen ilacın insanlarda denenmesi için sağlık bakanlığının onayını beklediklerini duyurdu. <br />
<br />
İranlı bilim adamı, yeni ilacın yılan ve akrep zehirlerindeki “peptitö adı verilen yağların sentezlenerek ekstrelerinin alınması suretiyle elde edildiğini bildirdi.</span></span><br />
<br />
<img src="http://img834.imageshack.us/img834/1204/dankansereare.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dankansereare.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: comic sans ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İran'dan kansere çare!</span><br />
<br />
<br />
İranlı bilim adamları yılan ve akrep zehirlerinden yeni bir kanser ilacı geliştirdi.<br />
<br />
Fars Haber Ajansı’nın haberine göre, İran Razi Aşı ve Serum Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Abbas Zari, yılan ve akrep zehirlerinin karıştırılması suretiyle birkaç yıldır yapılan araştırmaların başarılı sonuç verdiğini ve kanserli hücrelerin yok edilmesinde etkili olan bir ilaç geliştirdiklerini açıkladı. <br />
<br />
Zari, laboratuar testlerinden başarıyla geçen ilacın insanlarda denenmesi için sağlık bakanlığının onayını beklediklerini duyurdu. <br />
<br />
İranlı bilim adamı, yeni ilacın yılan ve akrep zehirlerindeki “peptitö adı verilen yağların sentezlenerek ekstrelerinin alınması suretiyle elde edildiğini bildirdi.</span></span><br />
<br />
<img src="http://img834.imageshack.us/img834/1204/dankansereare.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dankansereare.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Doktorunuz Kabak Çekirdeği..!!]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-yeni-doktorunuz-kabak-cekirdegi-313.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Dec 2012 22:22:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=1">mevthawk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-yeni-doktorunuz-kabak-cekirdegi-313.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">kabak çekirdeği, kendi başına veya salatalarda ve diğer hoş kokulu yemek sonrası yenen lezzetli bir çerezdir. Mineraller, esansiyel yağlar ve protein bakımından zengindir. Solucan düşürme özellikleri vardır. Şerit solucanları ve diğer solucanları iyi bir defedicidir. Çinko içeriği, kabak çekirdeğini genellikle erkek ve kadın verimliliği için özellikle önemli yapar.<br />
<br />
İyi huylu prostatı büyümüş erkek<br />
lerin prostatının büyümesini durdurmak için kullanılır. Mesane iltihabı veya idrar tutulması gibi ikinci derecede böbrek rahatsızlıklarında da kullanılır.<br />
<br />
Kabak çekirdeği, büyümüş prostat veya prostat kanserinin mesaneden idrar çıkışını engellediği zaman gelişebilecek idrar yolları zorluklarından kurtarır.<br />
<br />
Eskiden beri ev ilaçları olarak mide bulantılarında ve deniz tutmalarında da kullanılmıştır<br />
<br />
Hangi zenginlikleri vardır?<br />
<br />
Kabak çekirdeği, minerallerin mükemmel bir kaynağıdır. Bir bardağın ¼ ünü dolduracak kabak çekirdeği çinkonun tavsiye edilen günlük alımının %20 sini, magnezyum ve manganezin ise %50 sini sağlamaktadır.<br />
<br />
Bazı B vitaminlerini içerdiği gibi kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için ihtiyaç olan K vitaminini önemli bir miktarda da içermektedir.<br />
<br />
Yağ içeriğine gelince, kabak çekirdeği, hormon dengesi, beyin fonksiyonu ve cilt sağlığı için ihtiyaç olan omega 3 ve omega 6 esansiyel yağlarını birlikte almak için iyi bir kaynaktır.<br />
<br />
Özellikle kimler yemelidir?<br />
<br />
• Prostatı büyümüş kimseler<br />
• Kısırlık veya hormonal dengesizliği olan kimseler<br />
• Solucan ve tenya bulunan kimseler<br />
• İdrar tutukluğu olan kimseler<br />
• Mesane iltihabı olan kimseler<br />
• Kemik erimesi olan kimseler<br />
Kabak Çekirdeği prostat sağlığına katkı sağlayabilir<br />
<br />
İyi huylu prostat büyümesi çoğunlukla 50 ve üstü yaşlardaki erkekleri etkilemektedir. Büyümeyi oluşturan faktörlerden biri testosteron ve onun ürünü olan DHT(dihydotestosteron) tarafından prostat hücrelerinin aşırı uyarılması olarak bilinmektedir. Kabak çekirdeği bünyesinde bulunan yağ bileşenlerinin, testosteron ve DHT tarafından oluşturulan prostat hücre çoğalımının tetiklenmesini engellediği gözlemlenmiştir. Bu konudaki bilimsel tartışmalar halen devam etmektedir. Kabak çekirdeği ekstratı ile kabak çekirdeğinin kendisi arasındaki ilişkiler de aynı derecede tartışmaya açıktır. Kabak çekirdeği yağı ekstratında bulunan Prostata faydalı olan bileşenler, kesinlikle kabak çekirdeğinde bulunmaktadır. Tek problem, çerez olarak alındığında prostatı destekleyecek bileşen miktarının yeteri miktarda alınıp alınamıyacağı hususudur.<br />
<br />
Kabak çekirdeğindeki karotenoidler ve omega 3 yağlarının potansiyel prostat faydaları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Diyetlerinde daha yüksek karotenoid bulunan erkeklerin BPH için daha az risk taşıdıkları bu çalışmalarda ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Kabak çekirdeğinde Prostad fonksiyonunu pekiştirebilen ilave bir besin kaynağı da çinkodur. Bu sebeple çinko ve BPH arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar sürdürülmektedir.<br />
<br />
Erkeklerin Kemikleri için Koruyucudur<br />
<br />
Daha yaşlı erkekler için kemik erimesi (osteoporotik) büyük önem taşımaktadır. 50 yaşın üzerinde 8 erkekten birinde kemik erimesine rastlanmaktadır. 45-92 yaş arasına değişen yaşlarda 400 erkek üzerinde yapılan bir(American Journal of Clinical Nutrition) çalışmada düşük çinkolu diyetle, düşük kan seviyesi ile osteoporosis arasında bir korolasyon olduğu tesbit edilmiştir. Kabak çekirdeği gibi çinko bakımından zengin bir diyetin prostad sağlığına yaptığı katkıya ek olarak kemik yoğunluğunun iyileştirilmesine de katkı sağlar<br />
<br />
Mafsal İltihaplarında(artrit) Anti-enflamatuar Yararları Vardır<br />
<br />
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kabak çekirdeği eklenmiş diyetlerin uygulanması sonucunda enflamantuar semptomları düşürmede etkili olduğu belirlenmiştir<br />
<br />
Sağlığa yararlı minerallerin, Protein ve Mono doymamış yağların Zengin bir Kaynağıdır<br />
<br />
¼ bardak dolusu kabak çekirdeği almakla günlük magnezyum diyetinin %46.1' ini, günlük demir diyetinin %28.7'sini, günlük manganez diyetinin %52'sini, günlük bakır diyetinin %24'ünü, günlük protein diyetini %16.9'unu, günlük çinko diyetinin %17.1'ini sağlanmış olmaktadır.<br />
<br />
Kabak Çekirdeğindeki Phytosterollerle Daha Düşük Kolestor<br />
<br />
Phytosteroller, kolestrole çok benzeyen kimyasal yapıya sahip, bitkilerde bulunan bileşiklerdir. Diyette yeterli miktarda bulunduğunda, kolestrolun kan seviyesini düşürmekte, bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve çeşitli kanserlerin riskini azaltmaktadır.<br />
</span> <img src="http://i.imgur.com/BHrNF.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: BHrNF.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
<br />
OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ ..</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">kabak çekirdeği, kendi başına veya salatalarda ve diğer hoş kokulu yemek sonrası yenen lezzetli bir çerezdir. Mineraller, esansiyel yağlar ve protein bakımından zengindir. Solucan düşürme özellikleri vardır. Şerit solucanları ve diğer solucanları iyi bir defedicidir. Çinko içeriği, kabak çekirdeğini genellikle erkek ve kadın verimliliği için özellikle önemli yapar.<br />
<br />
İyi huylu prostatı büyümüş erkek<br />
lerin prostatının büyümesini durdurmak için kullanılır. Mesane iltihabı veya idrar tutulması gibi ikinci derecede böbrek rahatsızlıklarında da kullanılır.<br />
<br />
Kabak çekirdeği, büyümüş prostat veya prostat kanserinin mesaneden idrar çıkışını engellediği zaman gelişebilecek idrar yolları zorluklarından kurtarır.<br />
<br />
Eskiden beri ev ilaçları olarak mide bulantılarında ve deniz tutmalarında da kullanılmıştır<br />
<br />
Hangi zenginlikleri vardır?<br />
<br />
Kabak çekirdeği, minerallerin mükemmel bir kaynağıdır. Bir bardağın ¼ ünü dolduracak kabak çekirdeği çinkonun tavsiye edilen günlük alımının %20 sini, magnezyum ve manganezin ise %50 sini sağlamaktadır.<br />
<br />
Bazı B vitaminlerini içerdiği gibi kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için ihtiyaç olan K vitaminini önemli bir miktarda da içermektedir.<br />
<br />
Yağ içeriğine gelince, kabak çekirdeği, hormon dengesi, beyin fonksiyonu ve cilt sağlığı için ihtiyaç olan omega 3 ve omega 6 esansiyel yağlarını birlikte almak için iyi bir kaynaktır.<br />
<br />
Özellikle kimler yemelidir?<br />
<br />
• Prostatı büyümüş kimseler<br />
• Kısırlık veya hormonal dengesizliği olan kimseler<br />
• Solucan ve tenya bulunan kimseler<br />
• İdrar tutukluğu olan kimseler<br />
• Mesane iltihabı olan kimseler<br />
• Kemik erimesi olan kimseler<br />
Kabak Çekirdeği prostat sağlığına katkı sağlayabilir<br />
<br />
İyi huylu prostat büyümesi çoğunlukla 50 ve üstü yaşlardaki erkekleri etkilemektedir. Büyümeyi oluşturan faktörlerden biri testosteron ve onun ürünü olan DHT(dihydotestosteron) tarafından prostat hücrelerinin aşırı uyarılması olarak bilinmektedir. Kabak çekirdeği bünyesinde bulunan yağ bileşenlerinin, testosteron ve DHT tarafından oluşturulan prostat hücre çoğalımının tetiklenmesini engellediği gözlemlenmiştir. Bu konudaki bilimsel tartışmalar halen devam etmektedir. Kabak çekirdeği ekstratı ile kabak çekirdeğinin kendisi arasındaki ilişkiler de aynı derecede tartışmaya açıktır. Kabak çekirdeği yağı ekstratında bulunan Prostata faydalı olan bileşenler, kesinlikle kabak çekirdeğinde bulunmaktadır. Tek problem, çerez olarak alındığında prostatı destekleyecek bileşen miktarının yeteri miktarda alınıp alınamıyacağı hususudur.<br />
<br />
Kabak çekirdeğindeki karotenoidler ve omega 3 yağlarının potansiyel prostat faydaları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Diyetlerinde daha yüksek karotenoid bulunan erkeklerin BPH için daha az risk taşıdıkları bu çalışmalarda ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Kabak çekirdeğinde Prostad fonksiyonunu pekiştirebilen ilave bir besin kaynağı da çinkodur. Bu sebeple çinko ve BPH arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar sürdürülmektedir.<br />
<br />
Erkeklerin Kemikleri için Koruyucudur<br />
<br />
Daha yaşlı erkekler için kemik erimesi (osteoporotik) büyük önem taşımaktadır. 50 yaşın üzerinde 8 erkekten birinde kemik erimesine rastlanmaktadır. 45-92 yaş arasına değişen yaşlarda 400 erkek üzerinde yapılan bir(American Journal of Clinical Nutrition) çalışmada düşük çinkolu diyetle, düşük kan seviyesi ile osteoporosis arasında bir korolasyon olduğu tesbit edilmiştir. Kabak çekirdeği gibi çinko bakımından zengin bir diyetin prostad sağlığına yaptığı katkıya ek olarak kemik yoğunluğunun iyileştirilmesine de katkı sağlar<br />
<br />
Mafsal İltihaplarında(artrit) Anti-enflamatuar Yararları Vardır<br />
<br />
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kabak çekirdeği eklenmiş diyetlerin uygulanması sonucunda enflamantuar semptomları düşürmede etkili olduğu belirlenmiştir<br />
<br />
Sağlığa yararlı minerallerin, Protein ve Mono doymamış yağların Zengin bir Kaynağıdır<br />
<br />
¼ bardak dolusu kabak çekirdeği almakla günlük magnezyum diyetinin %46.1' ini, günlük demir diyetinin %28.7'sini, günlük manganez diyetinin %52'sini, günlük bakır diyetinin %24'ünü, günlük protein diyetini %16.9'unu, günlük çinko diyetinin %17.1'ini sağlanmış olmaktadır.<br />
<br />
Kabak Çekirdeğindeki Phytosterollerle Daha Düşük Kolestor<br />
<br />
Phytosteroller, kolestrole çok benzeyen kimyasal yapıya sahip, bitkilerde bulunan bileşiklerdir. Diyette yeterli miktarda bulunduğunda, kolestrolun kan seviyesini düşürmekte, bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve çeşitli kanserlerin riskini azaltmaktadır.<br />
</span> <img src="http://i.imgur.com/BHrNF.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: BHrNF.jpg]" class="mycode_img" /> <span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
<br />
OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ ..</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bebeğe süt içirmeyin...]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-bebege-sut-icirmeyin-309.html</link>
			<pubDate>Tue, 04 Dec 2012 14:12:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-bebege-sut-icirmeyin-309.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK METABOLİZMA VE BESLENME BİLİM DALI BAŞKANI PROF. AHMET AYDIN:<br />
<br />
</span></span> <img src="http://i.imgur.com/2eTni.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: 2eTni.jpg?1]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Ben anne sütü dışında çocuklara süt içirilmesini doğru bulmuyorum. En doğrusu ek gıdalara başlar başlamaz yoğurt verin, kefir verin, ama süt içirmeyin. Sadece kutu sütleri değil, günlük sütleri de... Çünkü süt en alerjik gıdadır. Çocukta başta astım olmak üzere pek çok kronik hastalığa sebep olabilir...<br />
<br />
<br />
- Hocam dünkü konuşmamızda, “Bol bol tereyağ yiyip, unu şekeri keserseniz kolesterolünüz düşer” demiştiniz. Bu kadar basit mi?<br />
<br />
Unlu şekerli gıdalar diyorum. Bu basit bir cümle ama bir düşünün. Unlu şekerli her şey. Yani ekmek, makarna, pilav... Hele ki dışarıda yiyorsanız, yandınız. Börekler, çörekler, poğaçalar, simitler, hepsi çok tehlikeli. Bu arada meyvelerin çok tatlılarına da yanaşmayacağız...<br />
<br />
- Peki baştan konuşalım mı o zaman? Nasıl beslenmemiz gerekiyor? Siz herhalde Taş Devri Diyeti’ni uyguluyorsunuzdur ama... Bize ne önerirsiniz? Nasıl vazgeçeceğiz unlu şekerli gıdalardan?<br />
<br />
Bence Karatay Diyeti de, Taş Devri Diyeti de uygundur. Ben ikisine birden ‘Tabiat Ananın Diyeti’ diyorum. Kolayca uygulayabilirsiniz. Eğer unlu şekerli gıdalarla beslenirseniz metabolik sendrom olursunuz. Vücudunuzda, o dün söylediğimiz damarları tahrip eden, daraltan iltihap hücreleri artar.<br />
<br />
- Metabolik sendrom nedir?<br />
<br />
Metabolik sendrom diyabet öncesi durumdur. Prediyabet diyoruz biz bu döneme. Birden bire diyabet olmuyorsunuz, çocukluğunuzda beslenme alışkanlığınıza bağlı olarak yavaş yavaş hastalanmaya başlıyorsunuz. Kan şekeriniz yükseliyor yükseliyor, 100-110’ları bulunca ‘Diyabet oldun’ diyorlar. Bu metabolik sendrom daha siz diyabet olmadan önce iltihap hücrelerini artırıyor vücudunuzda ve damar sertliği de çocukluktan itibaren başlıyor. 30’lu, 40’lı yaşlarda değil... Unlu şekerli gıdaları fazla yediğiniz için hastalanıyorsunuz. Bu yüzden biz her türlü gazoz, meyve suyu, hatta doğal meyve sularına bile karşıyız.<br />
<br />
- Yani meyveden sıkılmışına bile...<br />
<br />
Evet. Meyvenin kendisini yiyin diyoruz. Çünkü lifli olduğu için geç emilir bağırsaklarda, damarlara o kadar zarar vermez. Ama çok tatlı meyveleri de çok yemeyin diyoruz...<br />
<br />
- Üzüm gibi mi?<br />
<br />
Evet. Tabii ki, makul miktarda yiyebilirsiniz. Ama üzüm yerine, kivi, vişne, kiraz ya da ekşi elmayı tercih edin diyoruz... Meyveye biraz kısıtlama getiriyoruz ama sebzede hiç kısıtlamamız yok.<br />
<br />
- Mesela bugün benim yanımda iki mandalina ile küçük birer elma ve armut var. Bir gün için bu kadar meyve çok mu?<br />
<br />
Armut çok tatlı olabilir. Ama diğer üçünü yiyebilirsiniz...<br />
<br />
- Peki ya kuru meyveler?<br />
<br />
Kuru incirin içindeki şeker oranı korkunçtur, kuru kayısının da öyle... <br />
<br />
- Ama günde bir incir ya da iki kayısı yeniyorsa?<br />
<br />
O zaten günlük şeker limitinizi doldurur. Bir tane incir yiyeceğinize, dört tane mandalina yiyin daha iyi.<br />
<br />
- Peki Karatay Hoca hiç ekmek önermiyor? Ama sizin kitabınızda dikkat ettim siz bir-iki dilim ekmeğe hayır demiyorsunuz...<br />
<br />
Bizim görüşlerimizin yüzde 99’u aynıdır. Bence de hiç ekmek yenmese daha iyidir. Ben üzerine tereyağ sürmek için yiyorum. Tereyağ yemiyorsam o gün, ekmek de yemiyorum. Tereyağ, zeytinyağ bunları yediğiniz müddetçe sorun yok. Çünkü bunlar aynı zamanda tok da tutar insanı. Bizim derdimiz un ve şekerle. Çünkü insanlar bu iki gıda ucuz da olduğu için çok fazla tüketiyor.<br />
<br />
- Meyvelerin çok tatlılarına yanaşmayacağız. Peki ya çikolata, bal, pekmez?<br />
<br />
Biz sadece esmer çikolataysa ona biraz izin veriyoruz. Haftada iki gün bitter çikolataya... Balı ancak çok saf bir balsa yiyebilirsiniz. Ama maalesef piyasada fiyatı 10 lira olan bal gerçek bal değildir. Belki arı yapıyordur. Ama gerçek bal değildir. Önüne konan glikoz şurubundan yapıyordur. Bizim baldan istediğimiz şey ne? Arı gidip bir yığın çiçeği dolaşıyor, oradaki özleri, vitaminleri alıyor, o sizin vücudunuz için çok gerekli, bunun için de bu balı yiyin istiyoruz. Ama günde bir-iki çay kaşığı kadar. Bir de ne istiyoruz, her mevsimin kendi sebzesini yiyin istiyoruz. Şimdi pırasa, ıspanak varsa onları, yazın da domates, salatalık yiyin diyoruz. Bunların mevsimi dışında yenmesini de istemiyoruz.<br />
<br />
- Peki organikse salatalık ve domates?<br />
<br />
Bu mevsimde organik salatalık domates olmaz. Varsa serada yetiştirilmiştir. Onu da önermiyoruz. Dedeleriniz gibi, nineleriniz gibi beslenin. Eğer koroner kalp hastalığını önleyici tedbirler üzerinde duracaksak, diyoruz ki bir unlu şekerli gıdaları iyice çıkartacaksınız diyetinizden. İki, her mevsimin taze sebze ve meyvesini yiyeceksiniz. Meyvede aşırıya kaçmayacaksınız. Sebzede istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Et yumurta gibi gıdaları serbestçe yiyebilirsiniz, ama bu et mümkünse merada beslenen, özgürce dolaşan hayvanların eti olsun. Tabii bunları bulmak çok zor ama eğer talep yaratılırsa mutlaka karşılığı bulunur. Köylü de bir şeyler kazanmaya başlar. Ben ayrıca D vitamini konusuna çok önem veriyorum. Ya iyi güneşleneceksiniz, ki bu şehir hayatında çok mümkün değil, o zaman mutlaka D vitamini alacaksınız. Pratikte erişkinler için söylüyorum, iki ayda bir en azından bir ampul D vitamini için. İğne olarak yaptırmanıza gerek yok. Tanesi 2 lira. Reçeteye bile yazdırmaya gerek yok. Herkesin ulaşabileceği kadar ucuz.<br />
<br />
- Süt ürünleri dediniz. Ya süt? İçmeyecek miyiz?<br />
<br />
Hayır. Süt ürünlerini tüketeceksiniz. Peynir, yoğurt, kefir... Peynir, beyaz peynirse klasik ezine peyniri olacak, kaşarsa Kars ya da Trakya’nın tekerlek peyniri olacak. Ya da tulum peyniri.<br />
<br />
- Ne kadar yiyebiliriz?<br />
<br />
Peynirde sınır yok. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz.<br />
<br />
*****<br />
<br />
<br />
Günde 5 yumurta bile yiyebilirsiniz, zararı yok<br />
<br />
- Bazı diyetisyenler peynir için zararlı diyorlar...<br />
<br />
İstediğiniz kadar peynir, istediğiniz kadar yumurta yiyebilirsiniz...<br />
<br />
- Yumurtayı da istediğimiz kadar yiyebilir miyiz?Bir zararı olmaz mı?<br />
<br />
İsterseniz 5 tane bile yiyebilirsiniz. Ama yiyemezsiniz ki! Bir de ağız tadınıza bakacaksınız. Yani biz demiyoruz ki, her gün illa 5 tane yiyin. Canınız istiyorsa, yiyebiliyorsanız yiyin ama ertesi gün isteseniz de 5 tane yiyemezsiniz... Ama 5 tane de yemenizin bir zararı yoktur. Bakın, o yumurtadan 21 gün sonra bir civciv çıkıyor. Yumurtanın neresi kötü olacak? Tam tersine faydası var. Olağanüstü bir besin. Tam bir yiyecek. Hele de bu özgür dolaşan bir tavuğun yumurtasıysa, börtü böcek yiyorsa o tavuk. Ama börtü böcek yemiyorsa onun yumurtasının yerini tutmaz. O yumurtadan kolay kolay civciv de çıkmaz zaten. Çünkü Omega 3’ü falan yeteri kadar alamıyordur. Ben her sabah mutlaka tereyağına iki yumurta kırıyorum. Ama yüksek değil kısık ateşte pişiriyorum. Hem gün içinde çok tok tutuyor, hem de çok besleyici...<br />
<br />
- Peki hocam neden süt içmeyin diyorsunuz?<br />
<br />
Bir kere hangi sütü içeceksiniz? Bırakın kutu sütünü, sütü mandradan alsanız bile kaynatıyorsunuz, birçok özelliğini kaybediyor o süt, enzimleri kayboluyor... Bu yüzden bu sütü alıp ne yapacaksınız? Yoğurt haline getireceksiniz. Aslında bizim geleneğimizde de süt içmek yoktur. Yoğurt, peynir yenir. Tabii şu anda peyniri rahat bulabiliyorsunuz da, doğal yoğurt bulmak çok zor. Marketten aldığınız hiçbir yoğurt ekşimiyor. Ekşimeyen, sulanmayan yoğurdu yemeyeceksiniz. Çünkü içinde faydalı enzimleri yok. En güzeli kendiniz yapacaksınız. Bunun için de sütü ya mandradan almalısınız ya da günlük olanını kullanmalısınız. Yoğurt gibi kefir de yapabilirsiniz. Hatta kefir yoğurda göre bir gömlek daha üsttedir. Kefir de yoğurt da ikisi de mayalandıkça, ekşidikçe değerleri artıyor. İçlerinde bir yığın faydalı mikrop oluşuyor. Faydalı mikroplar insanı başta alerji ve astım olmak üzere birçok kronik hastalığa karşı koruyor. İçindeki enzimler sindirimi kolaylaştırıyor. Bu arada mutlaka Omega 3 takviyesi alınsın istiyoruz, her gün en az 2 gram kadar balıkyağı kapsülü alınmalı. Dün de belirttiğim gibi hem kandaki Omega 3’ü artırır hem de kanı sulandırır! Tabii bu arada mutlaka zeytinyağı, tereyağı ve hayvansal yağlar dışındaki diğer yağları da azaltmak gerekiyor. Ayçiçek yağı, mısır yağı, margarin gibi yağların diyetten çıkartılması gerekiyor. Pilavı makarnayı elbette önermiyoruz ancak bulgura biraz izin var. Karatay Hoca da karşı çıkmıyor bulgura. Tereyağlı bulgur içine domatesi katarsanız çok lezzetli ve sağlıklı bir yiyecek olur.<br />
<br />
*****<br />
<br />
<br />
Baklagilleri iki gün suda bekletin<br />
<br />
- Hocam ben süt konusuna takılıp kaldım. Süt içmenin bir zararı var mı?<br />
<br />
Var tabii. Bir numaralı alerjen süttür.<br />
<br />
- Siz çocuklara kaç yaşından sonra süt önermiyorsunuz?<br />
<br />
Ben anne sütü dışında süt verilsin istemiyorum, süt ürünleri verilsin diyorum. Yani yoğurt, peynir, kefir... Ek gıdalara başlar başlamaz hemen. Zaten kefire alıştığı zaman tatlı şey de istemiyor çocuklar...<br />
<br />
- Benim çevremde insanlar zorla süt içiriyorlar...<br />
<br />
Kesinlikle yanlış. Bir kere sütü sıcak işlemden geçiriyorsunuz, içindeki vitaminler, enzimler kayboluyor. Sonra bizim ırkımız süt içmeye çok uygun değil. Sütün şekerini vücudumuz zor sindiriyor. Onun için birçok çocukta süt mide bulantısı yapabilir. Tabii bir de bağırsaklarda iyice parçalanmadığı için süt bir numaralı alerjik gıdadır. En fazla alerjik olan besinler evrimde insan diyetine en son giren gıdalardır. Bunların başında bebeğin annesinin sütünü değil başka hayvanların sütünü içmesi gelir, ikincisi ise buğday glutenidir. Üçüncüsü de baklagillerdir. Bu yüzden de baklagilleri, nohutu, kuru fasulyeyi iki gün suda bekletmek gerekir. 8 saatte bir suyunu değiştirerek... Mercimeği de mutlaka suda bekletmelisiniz ama o kadar fazla değil.<br />
<br />
- Baklagilleri de konuşalım istiyorum ama bebek hiç anne sütü almıyorsa ne yapacağız peki?<br />
<br />
6 aya kadar mecburen mama vereceksiniz... Ama sonra yoğurt ya da kefir verebilirsiniz.<br />
<br />
- Ne miktarda?<br />
<br />
Belli bir miktarı yok. Alıştırmak için önce birkaç kaşıkla başlarsınız, sonra bir kase verebilirsiniz. Ama tabii çocuk bu arada başka ek gıdalar da alacak. Bu arada yoğurtta ya da kefirde kullanacağınız sütü mandradan alırsanız daha iyi, günlük şişe süt de olabilir. Kefiri piyasadan da alabilirsiniz eğer meyveli değilse...<br />
<br />
- Diyelim ki bebek köyde yaşıyor ve günlük süte ulaşmak mümkün. O zaman içirebilir miyiz?<br />
<br />
Hayır. Ben anne sütü dışında süt içilmesini önermiyorum. O sütü de, keçi sütü de olsa yoğurt yapsınlar. Çünkü dediğim gibi süt bir sürü ısıl işlemden geçiyor, içindeki sindirici enzimler özelliklerini kaybediyor, vitaminler azalıyor. Halbuki siz onu mayaladığınız zaman enzimler tekrar canlanıyor, yeni enzimler, sindirici enzimler oluşuyor. Günümüzde o kadar çok alerjik çocuk var ki, daha sonra astım ya da ottoümmin hastalıklara yakalanabiliyorlar. En büyük sebeplerden biri de süt.<br />
<br />
- Siz kutu sütleri hiç önermiyorsunuz.<br />
<br />
Evet. Çok yüksek ısıl işlemden geçiyorlar, süt molekülleri tahrip oluyor, sütün bütün molekül yapısı değişiyor, süt süt olmaktan çıkıyor ve en büyük alerjen oluyor.<br />
<br />
- Peki ama süt içmezseniz osteoporoz riskiniz artıyor deniyor?<br />
<br />
En fazla süt içilen ülke Amerika’dır. En fazla osteoporoz de beyaz Ameriklılar’da görülür. Ama zenciler ya da Latin Amerikalılar’da Kızılderililerde süt tüketimi azdır. Çünkü tıpkı Türkler gibi sindiremezler sütü ve kemik erimesi daha azdır onlarda. Sütün içinde kalsiyum yüksek ama bunun emilmesi çok büyük sorun. Bu yüzden bu görüş de yanlış. Dediğim gibi bunun için yoğurt yiyin, kefir yiyin, çok daha iyi... <br />
<br />
Nineleriniz dedeleriniz gibi beslenin<br />
<br />
- Hocam bu söylediklerinizi yerine getirebilmemiz için bütün okullarda seferberlik başlatılması lazım hocam.<br />
<br />
Kim yapacak onu?<br />
<br />
- İyi ama çocukların beslenme çantasına meyve suyu ve süt istiyorlar... Anne babalar beslenme çantalarına kolay diye marketten bisküvi, gofret alıp koyuyor... İlkokula giden çocukların hepsi benden daha şişman. O kadar hareket etmelerine rağmen...<br />
<br />
Size bir örnek vereyim, Marmara Adası’nda bizim bir tanıdığımız öğretmenlik yaptı. Bakıyor herkes kutu süt kullanıyor. Diyor ki, “Bakın sizin burada keçileriniz var. Tamamen doğal besleniyorlar, ağılları bile yok, yaz kış serbestler, çok güzel sütleri var. Bu UHT’li kutu sütleri almayın, çünkü o sütler sağlıklı değil, sizin zaten keçileriniz var, onların sütünü için, en sağlıklı süt o.” Ama kaymakamlık da sütlerin açıkta satılmasına izin vermiyor. Diyor ki, “Ertesi gün bir baktım geniş bir beyaz afiş hazırlanmış, üzerine de ‘En sağlıklı süt ambalajlı süttür’ diye yazmışlar... Kutu sütü konusuna girdiğiniz zaman, ki ben girdim, ‘Süt savaşları’ diye, hakkımda bir sürü dava açıldı. Onun için sütçüler de, tavukçular da düşmandırlar bana...<br />
<br />
- Tavukları yemek zaten günah bence... Bir din adamı çıkıp böyle bir açıklama yapmalı bence. Hayvancağızları, bir an önce et yapsın diye dapdaracık yerlerde, kıpırdamalarına bile izin vermeden büyütüyorlar...<br />
<br />
Ayağı yere değmeden tencereye düşüyor tavuk, güneş yüzü görmeden. Yumurta tavuklarının da gagaları kesiliyor ki birbirlerine zarar vermesinler diye...<br />
<br />
- Karnımız doyacak diye nasıl da işkence ediyoruz bu canlılara hocam. Buna dur diyecek birileri olmalı mutlaka...<br />
<br />
Bu kuş gribi gündemdeyken, “Tavuklara başlatılan haçlı seferlerine hayır” diye açıklama yaptım. Tavukçular Derneği Başkanı geldi “İyi hocam da niye böyle yapıyorsunuz, biz insanlara ucuza tavuk üretiyoruz” dedi. “İyi de insanları tam tersine açlığa mahkum ediyorsunuz. Köylü 3 tane tavuğunu, 20 tane yumurtasını pazarda satıyordu, onları da yapamıyor artık. Üç tavuk 10 liradan 30 lira, 20 yumurta da 1 liradan 20 lira. O 50 lirayla, biraz Amerikan bezi, biraz un, biraz yağ alıyordu. Onunla geçiniyordu. Bir yandan da o tavuğun etini, yumurtasını yiyordu. Ama sen onun elinden tavukları aldın ne oldu birdenbire. Adamcağız İstanbul’a göç etti, iş bulamıyor” dedim.<br />
<br />
- Eskiden tavuklar pazardan alınır, kestirilirdi çok iyi hatırlıyorum, o tavukların lezzeti de farklı olurdu... Çok daha sağlıklı olduklarını ise hepimiz biliyoruz...<br />
<br />
Bu tavukların kesimi kuş gribinden sonra yasaklandı biliyorsunuz. Biz de kuş gribine kadar pazardan alıp kestirirdik tavuğu. Şimdi yok artık.<br />
<br />
- Beslenme konusunda bir eskiye dönüş olması ve vicdanlı üretim yapılması lazım. Nasıl olacakbu? İnsanlara doğrular nasıl anlatılacak, onların bunu anlamaları nasıl sağlanacak?<br />
<br />
Biz de onun için uğraşıyoruz işte. En azından ben şunu diyorum, şimdiye kadar ben bunu bilmiyordum diyemezsiniz artık, ben bunu söyledim size söyledim, bitti. “Ben bunu duymamıştım” diyemezsiniz, şimdi duydunuz, duyduysanız gereğini yapacaksınız.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK METABOLİZMA VE BESLENME BİLİM DALI BAŞKANI PROF. AHMET AYDIN:<br />
<br />
</span></span> <img src="http://i.imgur.com/2eTni.jpg?1" loading="lazy"  alt="[Resim: 2eTni.jpg?1]" class="mycode_img" /> <span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Ben anne sütü dışında çocuklara süt içirilmesini doğru bulmuyorum. En doğrusu ek gıdalara başlar başlamaz yoğurt verin, kefir verin, ama süt içirmeyin. Sadece kutu sütleri değil, günlük sütleri de... Çünkü süt en alerjik gıdadır. Çocukta başta astım olmak üzere pek çok kronik hastalığa sebep olabilir...<br />
<br />
<br />
- Hocam dünkü konuşmamızda, “Bol bol tereyağ yiyip, unu şekeri keserseniz kolesterolünüz düşer” demiştiniz. Bu kadar basit mi?<br />
<br />
Unlu şekerli gıdalar diyorum. Bu basit bir cümle ama bir düşünün. Unlu şekerli her şey. Yani ekmek, makarna, pilav... Hele ki dışarıda yiyorsanız, yandınız. Börekler, çörekler, poğaçalar, simitler, hepsi çok tehlikeli. Bu arada meyvelerin çok tatlılarına da yanaşmayacağız...<br />
<br />
- Peki baştan konuşalım mı o zaman? Nasıl beslenmemiz gerekiyor? Siz herhalde Taş Devri Diyeti’ni uyguluyorsunuzdur ama... Bize ne önerirsiniz? Nasıl vazgeçeceğiz unlu şekerli gıdalardan?<br />
<br />
Bence Karatay Diyeti de, Taş Devri Diyeti de uygundur. Ben ikisine birden ‘Tabiat Ananın Diyeti’ diyorum. Kolayca uygulayabilirsiniz. Eğer unlu şekerli gıdalarla beslenirseniz metabolik sendrom olursunuz. Vücudunuzda, o dün söylediğimiz damarları tahrip eden, daraltan iltihap hücreleri artar.<br />
<br />
- Metabolik sendrom nedir?<br />
<br />
Metabolik sendrom diyabet öncesi durumdur. Prediyabet diyoruz biz bu döneme. Birden bire diyabet olmuyorsunuz, çocukluğunuzda beslenme alışkanlığınıza bağlı olarak yavaş yavaş hastalanmaya başlıyorsunuz. Kan şekeriniz yükseliyor yükseliyor, 100-110’ları bulunca ‘Diyabet oldun’ diyorlar. Bu metabolik sendrom daha siz diyabet olmadan önce iltihap hücrelerini artırıyor vücudunuzda ve damar sertliği de çocukluktan itibaren başlıyor. 30’lu, 40’lı yaşlarda değil... Unlu şekerli gıdaları fazla yediğiniz için hastalanıyorsunuz. Bu yüzden biz her türlü gazoz, meyve suyu, hatta doğal meyve sularına bile karşıyız.<br />
<br />
- Yani meyveden sıkılmışına bile...<br />
<br />
Evet. Meyvenin kendisini yiyin diyoruz. Çünkü lifli olduğu için geç emilir bağırsaklarda, damarlara o kadar zarar vermez. Ama çok tatlı meyveleri de çok yemeyin diyoruz...<br />
<br />
- Üzüm gibi mi?<br />
<br />
Evet. Tabii ki, makul miktarda yiyebilirsiniz. Ama üzüm yerine, kivi, vişne, kiraz ya da ekşi elmayı tercih edin diyoruz... Meyveye biraz kısıtlama getiriyoruz ama sebzede hiç kısıtlamamız yok.<br />
<br />
- Mesela bugün benim yanımda iki mandalina ile küçük birer elma ve armut var. Bir gün için bu kadar meyve çok mu?<br />
<br />
Armut çok tatlı olabilir. Ama diğer üçünü yiyebilirsiniz...<br />
<br />
- Peki ya kuru meyveler?<br />
<br />
Kuru incirin içindeki şeker oranı korkunçtur, kuru kayısının da öyle... <br />
<br />
- Ama günde bir incir ya da iki kayısı yeniyorsa?<br />
<br />
O zaten günlük şeker limitinizi doldurur. Bir tane incir yiyeceğinize, dört tane mandalina yiyin daha iyi.<br />
<br />
- Peki Karatay Hoca hiç ekmek önermiyor? Ama sizin kitabınızda dikkat ettim siz bir-iki dilim ekmeğe hayır demiyorsunuz...<br />
<br />
Bizim görüşlerimizin yüzde 99’u aynıdır. Bence de hiç ekmek yenmese daha iyidir. Ben üzerine tereyağ sürmek için yiyorum. Tereyağ yemiyorsam o gün, ekmek de yemiyorum. Tereyağ, zeytinyağ bunları yediğiniz müddetçe sorun yok. Çünkü bunlar aynı zamanda tok da tutar insanı. Bizim derdimiz un ve şekerle. Çünkü insanlar bu iki gıda ucuz da olduğu için çok fazla tüketiyor.<br />
<br />
- Meyvelerin çok tatlılarına yanaşmayacağız. Peki ya çikolata, bal, pekmez?<br />
<br />
Biz sadece esmer çikolataysa ona biraz izin veriyoruz. Haftada iki gün bitter çikolataya... Balı ancak çok saf bir balsa yiyebilirsiniz. Ama maalesef piyasada fiyatı 10 lira olan bal gerçek bal değildir. Belki arı yapıyordur. Ama gerçek bal değildir. Önüne konan glikoz şurubundan yapıyordur. Bizim baldan istediğimiz şey ne? Arı gidip bir yığın çiçeği dolaşıyor, oradaki özleri, vitaminleri alıyor, o sizin vücudunuz için çok gerekli, bunun için de bu balı yiyin istiyoruz. Ama günde bir-iki çay kaşığı kadar. Bir de ne istiyoruz, her mevsimin kendi sebzesini yiyin istiyoruz. Şimdi pırasa, ıspanak varsa onları, yazın da domates, salatalık yiyin diyoruz. Bunların mevsimi dışında yenmesini de istemiyoruz.<br />
<br />
- Peki organikse salatalık ve domates?<br />
<br />
Bu mevsimde organik salatalık domates olmaz. Varsa serada yetiştirilmiştir. Onu da önermiyoruz. Dedeleriniz gibi, nineleriniz gibi beslenin. Eğer koroner kalp hastalığını önleyici tedbirler üzerinde duracaksak, diyoruz ki bir unlu şekerli gıdaları iyice çıkartacaksınız diyetinizden. İki, her mevsimin taze sebze ve meyvesini yiyeceksiniz. Meyvede aşırıya kaçmayacaksınız. Sebzede istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Et yumurta gibi gıdaları serbestçe yiyebilirsiniz, ama bu et mümkünse merada beslenen, özgürce dolaşan hayvanların eti olsun. Tabii bunları bulmak çok zor ama eğer talep yaratılırsa mutlaka karşılığı bulunur. Köylü de bir şeyler kazanmaya başlar. Ben ayrıca D vitamini konusuna çok önem veriyorum. Ya iyi güneşleneceksiniz, ki bu şehir hayatında çok mümkün değil, o zaman mutlaka D vitamini alacaksınız. Pratikte erişkinler için söylüyorum, iki ayda bir en azından bir ampul D vitamini için. İğne olarak yaptırmanıza gerek yok. Tanesi 2 lira. Reçeteye bile yazdırmaya gerek yok. Herkesin ulaşabileceği kadar ucuz.<br />
<br />
- Süt ürünleri dediniz. Ya süt? İçmeyecek miyiz?<br />
<br />
Hayır. Süt ürünlerini tüketeceksiniz. Peynir, yoğurt, kefir... Peynir, beyaz peynirse klasik ezine peyniri olacak, kaşarsa Kars ya da Trakya’nın tekerlek peyniri olacak. Ya da tulum peyniri.<br />
<br />
- Ne kadar yiyebiliriz?<br />
<br />
Peynirde sınır yok. İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz.<br />
<br />
*****<br />
<br />
<br />
Günde 5 yumurta bile yiyebilirsiniz, zararı yok<br />
<br />
- Bazı diyetisyenler peynir için zararlı diyorlar...<br />
<br />
İstediğiniz kadar peynir, istediğiniz kadar yumurta yiyebilirsiniz...<br />
<br />
- Yumurtayı da istediğimiz kadar yiyebilir miyiz?Bir zararı olmaz mı?<br />
<br />
İsterseniz 5 tane bile yiyebilirsiniz. Ama yiyemezsiniz ki! Bir de ağız tadınıza bakacaksınız. Yani biz demiyoruz ki, her gün illa 5 tane yiyin. Canınız istiyorsa, yiyebiliyorsanız yiyin ama ertesi gün isteseniz de 5 tane yiyemezsiniz... Ama 5 tane de yemenizin bir zararı yoktur. Bakın, o yumurtadan 21 gün sonra bir civciv çıkıyor. Yumurtanın neresi kötü olacak? Tam tersine faydası var. Olağanüstü bir besin. Tam bir yiyecek. Hele de bu özgür dolaşan bir tavuğun yumurtasıysa, börtü böcek yiyorsa o tavuk. Ama börtü böcek yemiyorsa onun yumurtasının yerini tutmaz. O yumurtadan kolay kolay civciv de çıkmaz zaten. Çünkü Omega 3’ü falan yeteri kadar alamıyordur. Ben her sabah mutlaka tereyağına iki yumurta kırıyorum. Ama yüksek değil kısık ateşte pişiriyorum. Hem gün içinde çok tok tutuyor, hem de çok besleyici...<br />
<br />
- Peki hocam neden süt içmeyin diyorsunuz?<br />
<br />
Bir kere hangi sütü içeceksiniz? Bırakın kutu sütünü, sütü mandradan alsanız bile kaynatıyorsunuz, birçok özelliğini kaybediyor o süt, enzimleri kayboluyor... Bu yüzden bu sütü alıp ne yapacaksınız? Yoğurt haline getireceksiniz. Aslında bizim geleneğimizde de süt içmek yoktur. Yoğurt, peynir yenir. Tabii şu anda peyniri rahat bulabiliyorsunuz da, doğal yoğurt bulmak çok zor. Marketten aldığınız hiçbir yoğurt ekşimiyor. Ekşimeyen, sulanmayan yoğurdu yemeyeceksiniz. Çünkü içinde faydalı enzimleri yok. En güzeli kendiniz yapacaksınız. Bunun için de sütü ya mandradan almalısınız ya da günlük olanını kullanmalısınız. Yoğurt gibi kefir de yapabilirsiniz. Hatta kefir yoğurda göre bir gömlek daha üsttedir. Kefir de yoğurt da ikisi de mayalandıkça, ekşidikçe değerleri artıyor. İçlerinde bir yığın faydalı mikrop oluşuyor. Faydalı mikroplar insanı başta alerji ve astım olmak üzere birçok kronik hastalığa karşı koruyor. İçindeki enzimler sindirimi kolaylaştırıyor. Bu arada mutlaka Omega 3 takviyesi alınsın istiyoruz, her gün en az 2 gram kadar balıkyağı kapsülü alınmalı. Dün de belirttiğim gibi hem kandaki Omega 3’ü artırır hem de kanı sulandırır! Tabii bu arada mutlaka zeytinyağı, tereyağı ve hayvansal yağlar dışındaki diğer yağları da azaltmak gerekiyor. Ayçiçek yağı, mısır yağı, margarin gibi yağların diyetten çıkartılması gerekiyor. Pilavı makarnayı elbette önermiyoruz ancak bulgura biraz izin var. Karatay Hoca da karşı çıkmıyor bulgura. Tereyağlı bulgur içine domatesi katarsanız çok lezzetli ve sağlıklı bir yiyecek olur.<br />
<br />
*****<br />
<br />
<br />
Baklagilleri iki gün suda bekletin<br />
<br />
- Hocam ben süt konusuna takılıp kaldım. Süt içmenin bir zararı var mı?<br />
<br />
Var tabii. Bir numaralı alerjen süttür.<br />
<br />
- Siz çocuklara kaç yaşından sonra süt önermiyorsunuz?<br />
<br />
Ben anne sütü dışında süt verilsin istemiyorum, süt ürünleri verilsin diyorum. Yani yoğurt, peynir, kefir... Ek gıdalara başlar başlamaz hemen. Zaten kefire alıştığı zaman tatlı şey de istemiyor çocuklar...<br />
<br />
- Benim çevremde insanlar zorla süt içiriyorlar...<br />
<br />
Kesinlikle yanlış. Bir kere sütü sıcak işlemden geçiriyorsunuz, içindeki vitaminler, enzimler kayboluyor. Sonra bizim ırkımız süt içmeye çok uygun değil. Sütün şekerini vücudumuz zor sindiriyor. Onun için birçok çocukta süt mide bulantısı yapabilir. Tabii bir de bağırsaklarda iyice parçalanmadığı için süt bir numaralı alerjik gıdadır. En fazla alerjik olan besinler evrimde insan diyetine en son giren gıdalardır. Bunların başında bebeğin annesinin sütünü değil başka hayvanların sütünü içmesi gelir, ikincisi ise buğday glutenidir. Üçüncüsü de baklagillerdir. Bu yüzden de baklagilleri, nohutu, kuru fasulyeyi iki gün suda bekletmek gerekir. 8 saatte bir suyunu değiştirerek... Mercimeği de mutlaka suda bekletmelisiniz ama o kadar fazla değil.<br />
<br />
- Baklagilleri de konuşalım istiyorum ama bebek hiç anne sütü almıyorsa ne yapacağız peki?<br />
<br />
6 aya kadar mecburen mama vereceksiniz... Ama sonra yoğurt ya da kefir verebilirsiniz.<br />
<br />
- Ne miktarda?<br />
<br />
Belli bir miktarı yok. Alıştırmak için önce birkaç kaşıkla başlarsınız, sonra bir kase verebilirsiniz. Ama tabii çocuk bu arada başka ek gıdalar da alacak. Bu arada yoğurtta ya da kefirde kullanacağınız sütü mandradan alırsanız daha iyi, günlük şişe süt de olabilir. Kefiri piyasadan da alabilirsiniz eğer meyveli değilse...<br />
<br />
- Diyelim ki bebek köyde yaşıyor ve günlük süte ulaşmak mümkün. O zaman içirebilir miyiz?<br />
<br />
Hayır. Ben anne sütü dışında süt içilmesini önermiyorum. O sütü de, keçi sütü de olsa yoğurt yapsınlar. Çünkü dediğim gibi süt bir sürü ısıl işlemden geçiyor, içindeki sindirici enzimler özelliklerini kaybediyor, vitaminler azalıyor. Halbuki siz onu mayaladığınız zaman enzimler tekrar canlanıyor, yeni enzimler, sindirici enzimler oluşuyor. Günümüzde o kadar çok alerjik çocuk var ki, daha sonra astım ya da ottoümmin hastalıklara yakalanabiliyorlar. En büyük sebeplerden biri de süt.<br />
<br />
- Siz kutu sütleri hiç önermiyorsunuz.<br />
<br />
Evet. Çok yüksek ısıl işlemden geçiyorlar, süt molekülleri tahrip oluyor, sütün bütün molekül yapısı değişiyor, süt süt olmaktan çıkıyor ve en büyük alerjen oluyor.<br />
<br />
- Peki ama süt içmezseniz osteoporoz riskiniz artıyor deniyor?<br />
<br />
En fazla süt içilen ülke Amerika’dır. En fazla osteoporoz de beyaz Ameriklılar’da görülür. Ama zenciler ya da Latin Amerikalılar’da Kızılderililerde süt tüketimi azdır. Çünkü tıpkı Türkler gibi sindiremezler sütü ve kemik erimesi daha azdır onlarda. Sütün içinde kalsiyum yüksek ama bunun emilmesi çok büyük sorun. Bu yüzden bu görüş de yanlış. Dediğim gibi bunun için yoğurt yiyin, kefir yiyin, çok daha iyi... <br />
<br />
Nineleriniz dedeleriniz gibi beslenin<br />
<br />
- Hocam bu söylediklerinizi yerine getirebilmemiz için bütün okullarda seferberlik başlatılması lazım hocam.<br />
<br />
Kim yapacak onu?<br />
<br />
- İyi ama çocukların beslenme çantasına meyve suyu ve süt istiyorlar... Anne babalar beslenme çantalarına kolay diye marketten bisküvi, gofret alıp koyuyor... İlkokula giden çocukların hepsi benden daha şişman. O kadar hareket etmelerine rağmen...<br />
<br />
Size bir örnek vereyim, Marmara Adası’nda bizim bir tanıdığımız öğretmenlik yaptı. Bakıyor herkes kutu süt kullanıyor. Diyor ki, “Bakın sizin burada keçileriniz var. Tamamen doğal besleniyorlar, ağılları bile yok, yaz kış serbestler, çok güzel sütleri var. Bu UHT’li kutu sütleri almayın, çünkü o sütler sağlıklı değil, sizin zaten keçileriniz var, onların sütünü için, en sağlıklı süt o.” Ama kaymakamlık da sütlerin açıkta satılmasına izin vermiyor. Diyor ki, “Ertesi gün bir baktım geniş bir beyaz afiş hazırlanmış, üzerine de ‘En sağlıklı süt ambalajlı süttür’ diye yazmışlar... Kutu sütü konusuna girdiğiniz zaman, ki ben girdim, ‘Süt savaşları’ diye, hakkımda bir sürü dava açıldı. Onun için sütçüler de, tavukçular da düşmandırlar bana...<br />
<br />
- Tavukları yemek zaten günah bence... Bir din adamı çıkıp böyle bir açıklama yapmalı bence. Hayvancağızları, bir an önce et yapsın diye dapdaracık yerlerde, kıpırdamalarına bile izin vermeden büyütüyorlar...<br />
<br />
Ayağı yere değmeden tencereye düşüyor tavuk, güneş yüzü görmeden. Yumurta tavuklarının da gagaları kesiliyor ki birbirlerine zarar vermesinler diye...<br />
<br />
- Karnımız doyacak diye nasıl da işkence ediyoruz bu canlılara hocam. Buna dur diyecek birileri olmalı mutlaka...<br />
<br />
Bu kuş gribi gündemdeyken, “Tavuklara başlatılan haçlı seferlerine hayır” diye açıklama yaptım. Tavukçular Derneği Başkanı geldi “İyi hocam da niye böyle yapıyorsunuz, biz insanlara ucuza tavuk üretiyoruz” dedi. “İyi de insanları tam tersine açlığa mahkum ediyorsunuz. Köylü 3 tane tavuğunu, 20 tane yumurtasını pazarda satıyordu, onları da yapamıyor artık. Üç tavuk 10 liradan 30 lira, 20 yumurta da 1 liradan 20 lira. O 50 lirayla, biraz Amerikan bezi, biraz un, biraz yağ alıyordu. Onunla geçiniyordu. Bir yandan da o tavuğun etini, yumurtasını yiyordu. Ama sen onun elinden tavukları aldın ne oldu birdenbire. Adamcağız İstanbul’a göç etti, iş bulamıyor” dedim.<br />
<br />
- Eskiden tavuklar pazardan alınır, kestirilirdi çok iyi hatırlıyorum, o tavukların lezzeti de farklı olurdu... Çok daha sağlıklı olduklarını ise hepimiz biliyoruz...<br />
<br />
Bu tavukların kesimi kuş gribinden sonra yasaklandı biliyorsunuz. Biz de kuş gribine kadar pazardan alıp kestirirdik tavuğu. Şimdi yok artık.<br />
<br />
- Beslenme konusunda bir eskiye dönüş olması ve vicdanlı üretim yapılması lazım. Nasıl olacakbu? İnsanlara doğrular nasıl anlatılacak, onların bunu anlamaları nasıl sağlanacak?<br />
<br />
Biz de onun için uğraşıyoruz işte. En azından ben şunu diyorum, şimdiye kadar ben bunu bilmiyordum diyemezsiniz artık, ben bunu söyledim size söyledim, bitti. “Ben bunu duymamıştım” diyemezsiniz, şimdi duydunuz, duyduysanız gereğini yapacaksınız.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>