<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[siberbilgi - BAŞARI HİKAYELERİ VE ÖNERİLERİ]]></title>
		<link>https://www.siberbilgi.net/</link>
		<description><![CDATA[siberbilgi - https://www.siberbilgi.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 13:48:48 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Başkalarının olumsuz duygularını sünger gibi çekmeyi bırakın]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-baskalarinin-olumsuz-duygularini-sunger-gibi-cekmeyi-birakin-786.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 15:21:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-baskalarinin-olumsuz-duygularini-sunger-gibi-cekmeyi-birakin-786.html</guid>
			<description><![CDATA[Korku, öfke, heyecan, kızgınlık… Aslında bu hislerin hepsi evrende birer enerji. İnsan bu enerjileri başkalarından da “kapabiliyor”. Eğer siz de bir nevi duygu emici sünger gibiyseniz, başkalarının olumsuz duygularından nasıl kaçınmanız gerektiğini öğrenerek iç huzurunuzu koruyabilirsiniz.<br />
<br />
Olumsuz duyguların kaynağı birbirinden farklı olabilir; bizzat sizden de kaynaklanabilir, bir başkasından da almış olabilirsiniz veya karışım da olabilir. Duygularınızın kaynağını tanıma ve böylelikle size ait olmayan olumsuz duyguları yüklenmek yerine pozitif duygulara yer verme yöntemlerini derledik:<br />
<br />
1. Olumsuz duyguları çekmeye elverişli olup olmadığınızı fark edin<br />
Yoksa siz de duygu emici sünger misiniz? Bunu anlamak için birkaç ipucu:<br />
<br />
İnsanlar sizin için “aşırı hassas” diyorsa, bilin ki bu bir iltifat değil.<br />
Başka insanların korku, gerginlik, stres gibi duygularını kendi bedeninizde hissedip, bunları kendi acılarınız gibi çözmeye çalışıyorsunuz. Bu kişiler, tanımadığınız insanlar olmak zorunda değil; ailenizden, arkadaşlarınızdan da etkileniyor olabilirsiniz.<br />
Kalabalık bir ortamda kolayca mutsuz olabiliyorsunuz.<br />
Koku, ses veya aşırı konuşma kolayca sinirlerinizi bozuyor.<br />
Enerjinizi yeniden toplamak için yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsunuz.<br />
Hislerinizi uzun süre muhafaza edemiyorsunuz, hisleriniz kolayca değişebiliyor.<br />
Cömert, fedakar ve iyi bir dinleyicisiniz.<br />
Her zaman bir kaçış planınızın olmasını seviyorsunuz. Örneğin, buluşmalara kendi aracınızla gidiyorsunuz çünkü istediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.<br />
Yakın ilişkilerdeki samimiyet sizde kontrolü kaybetmiş hissi yaratıyor.<br />
<br />
2. Kaynağını bulun<br />
Öncelikle kendinize, “Bu sizin kendi hissiniz mi yoksa başkasına mı” ait diye sorun. İkisi de olabilir. Eğer yaşadığınız korku veya öfke hissi size aitse, bunun nedenini araştırın, gerekirse profesyonel yardım alın.<br />
<br />
Örneğin sinemadan dönüşte eve gelirken, izlediğiniz filmi beğenmiş olmanıza rağmen öfke hissi taşıyorsanız, yakınınızda oturanların depresyonunu çekmiş olabilirsiniz. Veya alışveriş merkezi, konser alanı gibi kalabalık ortamlarda kendinizi mutsuz hissediyorsanız, etraftaki negatif enerjiyi çekiyorsunuz demektir.<br />
<br />
3. Şüpheli kaynaktan uzaklaşın<br />
Kendinizi kötü hissettiğinizde en az 20 adım uzağa gidin, yaşadığınız olumsuz hisler değişebilir. İnsanlardan uzaklaşırken kendinizi kötü hissetmeyin, alışveriş merkezinde oturduğunuz sandalyeyi değiştirirken çekinmeyin.<br />
<br />
4. Nefesinize konsantre olun<br />
Nefesinize odaklanarak kendi özünüzle iletişime geçmiş olursunuz. Birkaç dakika içinde o negatif hissi dışarı soluyup, sakinliği içinize çekebilirsiniz. Bunu yaparak olumsuz hislerden uzaklaşabilirsiniz.<br />
<br />
5. Kırgınlıklarınızı saklandıkları yerden çıkarın<br />
Negatif duygular midenizin yakınındaki duygu merkezinde toplanır. Stresten arınmak için avuç içinizi midenize götürün ve bir süre bu şekilde durun.<br />
<br />
6. Kendinize siper olun<br />
Bedeninizi saran beyaz bir ışık olduğunu ve bu ışığın negatif hislerin içeri girmesine engel olarak sizi koruduğunu düşünün.<br />
<br />
7. Duygusal yüklenmeyi yönetin<br />
Başkalarının duygularını omuzlamak için kendi yeteneklerinizi heba etmeyin. Bunun yerine yeni stratejiler geliştirin. Örneğin sizi mutsuz eden “duygu vampirlerini” tespit edin ve kendinizi onlara karşı koruyun, stresli bir durum öncesinde protein açısından zengin gıdalarla beslenin, zor durumlardan kurtulmak için başkalarına değil kendinize güvenin, sizi sömürmek isteyenlere karşı sınırlar belirleyin, kendinize özel bir alan yaratın ve başkalarından da buna saygı duymalarını isteyin, meditasyon yapın.<br />
<br />
8. Pozitif insanlarla ve durumlarla vakit geçirin<br />
Başkalarının içindeki iyiliği görmeyi bilen arkadaşlarınızı arayın, umutlu insanları dinleyin, başkalarının kendine olan inancını dinleyin, umutlu şeyler söylemeye gayret edin. Olumlu hisleri beslemek, uzun dönemde insanı daha güçlü kılar.<br />
<br />
9. Uyuşmazlıklar için bir sığınak yaratın<br />
Doğanızdan kaynaklanan düşünce biçiminizi açık bırakın. Ara sıra doğanıza dönün, kendinizi zihinsel olarak kurban hissettiğiniz o günleri hatırlayıp ruhsal olarak şarj olmanızı sağlayabilir.<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/mM65mP.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: mM65mP.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Kaynak:<br />
The Mind Unleashed]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Korku, öfke, heyecan, kızgınlık… Aslında bu hislerin hepsi evrende birer enerji. İnsan bu enerjileri başkalarından da “kapabiliyor”. Eğer siz de bir nevi duygu emici sünger gibiyseniz, başkalarının olumsuz duygularından nasıl kaçınmanız gerektiğini öğrenerek iç huzurunuzu koruyabilirsiniz.<br />
<br />
Olumsuz duyguların kaynağı birbirinden farklı olabilir; bizzat sizden de kaynaklanabilir, bir başkasından da almış olabilirsiniz veya karışım da olabilir. Duygularınızın kaynağını tanıma ve böylelikle size ait olmayan olumsuz duyguları yüklenmek yerine pozitif duygulara yer verme yöntemlerini derledik:<br />
<br />
1. Olumsuz duyguları çekmeye elverişli olup olmadığınızı fark edin<br />
Yoksa siz de duygu emici sünger misiniz? Bunu anlamak için birkaç ipucu:<br />
<br />
İnsanlar sizin için “aşırı hassas” diyorsa, bilin ki bu bir iltifat değil.<br />
Başka insanların korku, gerginlik, stres gibi duygularını kendi bedeninizde hissedip, bunları kendi acılarınız gibi çözmeye çalışıyorsunuz. Bu kişiler, tanımadığınız insanlar olmak zorunda değil; ailenizden, arkadaşlarınızdan da etkileniyor olabilirsiniz.<br />
Kalabalık bir ortamda kolayca mutsuz olabiliyorsunuz.<br />
Koku, ses veya aşırı konuşma kolayca sinirlerinizi bozuyor.<br />
Enerjinizi yeniden toplamak için yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsunuz.<br />
Hislerinizi uzun süre muhafaza edemiyorsunuz, hisleriniz kolayca değişebiliyor.<br />
Cömert, fedakar ve iyi bir dinleyicisiniz.<br />
Her zaman bir kaçış planınızın olmasını seviyorsunuz. Örneğin, buluşmalara kendi aracınızla gidiyorsunuz çünkü istediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.<br />
Yakın ilişkilerdeki samimiyet sizde kontrolü kaybetmiş hissi yaratıyor.<br />
<br />
2. Kaynağını bulun<br />
Öncelikle kendinize, “Bu sizin kendi hissiniz mi yoksa başkasına mı” ait diye sorun. İkisi de olabilir. Eğer yaşadığınız korku veya öfke hissi size aitse, bunun nedenini araştırın, gerekirse profesyonel yardım alın.<br />
<br />
Örneğin sinemadan dönüşte eve gelirken, izlediğiniz filmi beğenmiş olmanıza rağmen öfke hissi taşıyorsanız, yakınınızda oturanların depresyonunu çekmiş olabilirsiniz. Veya alışveriş merkezi, konser alanı gibi kalabalık ortamlarda kendinizi mutsuz hissediyorsanız, etraftaki negatif enerjiyi çekiyorsunuz demektir.<br />
<br />
3. Şüpheli kaynaktan uzaklaşın<br />
Kendinizi kötü hissettiğinizde en az 20 adım uzağa gidin, yaşadığınız olumsuz hisler değişebilir. İnsanlardan uzaklaşırken kendinizi kötü hissetmeyin, alışveriş merkezinde oturduğunuz sandalyeyi değiştirirken çekinmeyin.<br />
<br />
4. Nefesinize konsantre olun<br />
Nefesinize odaklanarak kendi özünüzle iletişime geçmiş olursunuz. Birkaç dakika içinde o negatif hissi dışarı soluyup, sakinliği içinize çekebilirsiniz. Bunu yaparak olumsuz hislerden uzaklaşabilirsiniz.<br />
<br />
5. Kırgınlıklarınızı saklandıkları yerden çıkarın<br />
Negatif duygular midenizin yakınındaki duygu merkezinde toplanır. Stresten arınmak için avuç içinizi midenize götürün ve bir süre bu şekilde durun.<br />
<br />
6. Kendinize siper olun<br />
Bedeninizi saran beyaz bir ışık olduğunu ve bu ışığın negatif hislerin içeri girmesine engel olarak sizi koruduğunu düşünün.<br />
<br />
7. Duygusal yüklenmeyi yönetin<br />
Başkalarının duygularını omuzlamak için kendi yeteneklerinizi heba etmeyin. Bunun yerine yeni stratejiler geliştirin. Örneğin sizi mutsuz eden “duygu vampirlerini” tespit edin ve kendinizi onlara karşı koruyun, stresli bir durum öncesinde protein açısından zengin gıdalarla beslenin, zor durumlardan kurtulmak için başkalarına değil kendinize güvenin, sizi sömürmek isteyenlere karşı sınırlar belirleyin, kendinize özel bir alan yaratın ve başkalarından da buna saygı duymalarını isteyin, meditasyon yapın.<br />
<br />
8. Pozitif insanlarla ve durumlarla vakit geçirin<br />
Başkalarının içindeki iyiliği görmeyi bilen arkadaşlarınızı arayın, umutlu insanları dinleyin, başkalarının kendine olan inancını dinleyin, umutlu şeyler söylemeye gayret edin. Olumlu hisleri beslemek, uzun dönemde insanı daha güçlü kılar.<br />
<br />
9. Uyuşmazlıklar için bir sığınak yaratın<br />
Doğanızdan kaynaklanan düşünce biçiminizi açık bırakın. Ara sıra doğanıza dönün, kendinizi zihinsel olarak kurban hissettiğiniz o günleri hatırlayıp ruhsal olarak şarj olmanızı sağlayabilir.<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/mM65mP.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: mM65mP.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Kaynak:<br />
The Mind Unleashed]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zengin Girişimcilerden Hayat Değiştirecek 6 Püf Noktası]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-zengin-girisimcilerden-hayat-degistirecek-6-puf-noktasi-809.html</link>
			<pubDate>Wed, 21 Mar 2018 22:01:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-zengin-girisimcilerden-hayat-degistirecek-6-puf-noktasi-809.html</guid>
			<description><![CDATA[Ünlü ve Zengin girişimcilerden hayata dair 6 püf noktası.<br />
Herkes farklı biçimde çalışır ancak dünyanın başarılı girişimcilerinin ortak noktada buluştukları günlük alışkanlıklar vardır.<br />
<br />
Ne kadar zengin olursa olsun Mark Zuckerberg‘in bile bir düzene ihtiyacı vardır. 2014 yılı boyunca her gün kendi el yazısı ile birilerine “teşekkürler” yazma sebeplerinden biri de budur. Facebook’un kurucusu 2010 yılından beri her yıl için kendisine farklı bir hedef koyuyor ve bu hedefleri gerçekleştirmek için çabalıyor. Ayrıca bu hedefler kesinlikle Facebook ile ya da daha fazla para kazanmasını sağlayacak projelerle alakalı değil bu hedefler tamamen kişisel. Mark Zuckerberg, 2010 yılında Mandarin Çincesi öğrenme hedefini kendisi için belirledi be 2011 yılında ise sadece kendi öldürdüğü hayvanların etini yiyeceğine dair kendisine söz verdi.<br />
<br />
Birçok insana göre ilginç ya da garip gelen bu alışkanlıklar aslında insana kendisini geliştirmesi ve iradesini güçlendirmesi açısında büyük yararlar sağlıyor. İş dünyasının liderlerinin benimsediği ve kullandığı 6 püf noktası var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Elektronik Uykusuzluk</span><br />
<br />
Facebook COO Sherly Sandberg belki de dünyanın en yoğun iletişime sahip insanıdır. Ancak her gece yatmadan önce telefonunu tamamen kapatıyor. Yapılan bir röportajda, rahat uyuyabilmek için tamamen çevrimdışı olması gerektiğini belirtmiş.<br />
<br />
Bu konuda yapılan araştırmalar da Sandberg’i doğrular nitelikte çünkü uyumadan önce kullanılan ve siz uyurken etrafınızda çalışan elektronik cihaz, uykunuzu düşündüğünüzden çok daha fazla, olumsuz yönde etkiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Mizahsız Yaşanmaz</span><br />
<br />
Zappos adlı firmanın CEO’su Tony Hsieh, günün belirli bir dilimini mizah yaparak ya da okuyarak geçirdiğini belirtiyor. Bunun çalışma ortamını, motivasyonu ve hatta çalışanları bile olumlu yönde etkilediğini söylüyor. Mizahla ilgilenmenin insanın veririmliğini arttırdığı biliniyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Zaman Ayırmak</span><br />
<br />
Richard Branson, gün içinde insanların ara vermelerinin doğal olduğunu ancak bu araların verimli kullanılmadığını belirtiyor. Özellikle stresli ortamlarda çalışan insanların dinlenme konusunda kendilerini tanımalarının gerektiğini neler yapmanın, neler içmenin ya da yemenin insanları daha verimli hale getirdiğinin keşfedilmesi gerektiğini, herkesin dinlenme alışkanlıklarının farklı olması gerektiğini belirtiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Sevebileceğiniz Bir Ortam</span><br />
<br />
İnsanların işlerini genelde bilinen ofis ortamlarında değilde, sevebilecekleri bir ortamda yapmasının verimliliği ve mutluluğu artırdığı moda tasarımcısı Marc Ecko tarafından anlatılıyor. Ecko kendinden örnek vererek Star Wars adlı filmin hatıralarının koleksiyonunu yaptığını ve kendisine çalışmak için daha mutlu bir ortam hazırladığını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Meditasyon Yapmak</span><br />
<br />
Bir çok insan meditasyon yapmayı kendisine alışkanlık edinmek istemiyor. Çünkü yine bir çok insana göre bu tam bir vakit kaybı. Ancak iş adamı Def Jam meditasyon yapmanın insanı dinginleştirdiğini, stresten uzaklaştırdığını ve insanın özgüvenini arttırdığını belirtiyor. Başarı ve mutluluğu aynı anda sürdürmenin çok zor olduğu bir ortamda meditasyon yapmadan kendini bulamayacağını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Okumak</span><br />
<br />
Mark Zuckerbeg 2015 yılı için hedefinin her hafta farklı bir kitap okumak olduğunu belirtti. İlginçtir ki bütün başarılı girişimciler mutlaka sürekli olarak kitap okuyor. Ayrıca okudukları kitaplar her zaman işleriyle ilgili ya da kişisel gelişimle alakalı olmayabiliyor. Kitaplarda anlatılan ne olursa olsun insanlar farklı şeyler görebilir ve farklı anlamlar çıkarabilir ve iş yaşamıyla ilgisi olmayan bir kitaptan dahi büyük bir ip ucu öğrenilebilinir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/418Z90.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 418Z90.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ünlü ve Zengin girişimcilerden hayata dair 6 püf noktası.<br />
Herkes farklı biçimde çalışır ancak dünyanın başarılı girişimcilerinin ortak noktada buluştukları günlük alışkanlıklar vardır.<br />
<br />
Ne kadar zengin olursa olsun Mark Zuckerberg‘in bile bir düzene ihtiyacı vardır. 2014 yılı boyunca her gün kendi el yazısı ile birilerine “teşekkürler” yazma sebeplerinden biri de budur. Facebook’un kurucusu 2010 yılından beri her yıl için kendisine farklı bir hedef koyuyor ve bu hedefleri gerçekleştirmek için çabalıyor. Ayrıca bu hedefler kesinlikle Facebook ile ya da daha fazla para kazanmasını sağlayacak projelerle alakalı değil bu hedefler tamamen kişisel. Mark Zuckerberg, 2010 yılında Mandarin Çincesi öğrenme hedefini kendisi için belirledi be 2011 yılında ise sadece kendi öldürdüğü hayvanların etini yiyeceğine dair kendisine söz verdi.<br />
<br />
Birçok insana göre ilginç ya da garip gelen bu alışkanlıklar aslında insana kendisini geliştirmesi ve iradesini güçlendirmesi açısında büyük yararlar sağlıyor. İş dünyasının liderlerinin benimsediği ve kullandığı 6 püf noktası var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Elektronik Uykusuzluk</span><br />
<br />
Facebook COO Sherly Sandberg belki de dünyanın en yoğun iletişime sahip insanıdır. Ancak her gece yatmadan önce telefonunu tamamen kapatıyor. Yapılan bir röportajda, rahat uyuyabilmek için tamamen çevrimdışı olması gerektiğini belirtmiş.<br />
<br />
Bu konuda yapılan araştırmalar da Sandberg’i doğrular nitelikte çünkü uyumadan önce kullanılan ve siz uyurken etrafınızda çalışan elektronik cihaz, uykunuzu düşündüğünüzden çok daha fazla, olumsuz yönde etkiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Mizahsız Yaşanmaz</span><br />
<br />
Zappos adlı firmanın CEO’su Tony Hsieh, günün belirli bir dilimini mizah yaparak ya da okuyarak geçirdiğini belirtiyor. Bunun çalışma ortamını, motivasyonu ve hatta çalışanları bile olumlu yönde etkilediğini söylüyor. Mizahla ilgilenmenin insanın veririmliğini arttırdığı biliniyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Zaman Ayırmak</span><br />
<br />
Richard Branson, gün içinde insanların ara vermelerinin doğal olduğunu ancak bu araların verimli kullanılmadığını belirtiyor. Özellikle stresli ortamlarda çalışan insanların dinlenme konusunda kendilerini tanımalarının gerektiğini neler yapmanın, neler içmenin ya da yemenin insanları daha verimli hale getirdiğinin keşfedilmesi gerektiğini, herkesin dinlenme alışkanlıklarının farklı olması gerektiğini belirtiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Sevebileceğiniz Bir Ortam</span><br />
<br />
İnsanların işlerini genelde bilinen ofis ortamlarında değilde, sevebilecekleri bir ortamda yapmasının verimliliği ve mutluluğu artırdığı moda tasarımcısı Marc Ecko tarafından anlatılıyor. Ecko kendinden örnek vererek Star Wars adlı filmin hatıralarının koleksiyonunu yaptığını ve kendisine çalışmak için daha mutlu bir ortam hazırladığını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Meditasyon Yapmak</span><br />
<br />
Bir çok insan meditasyon yapmayı kendisine alışkanlık edinmek istemiyor. Çünkü yine bir çok insana göre bu tam bir vakit kaybı. Ancak iş adamı Def Jam meditasyon yapmanın insanı dinginleştirdiğini, stresten uzaklaştırdığını ve insanın özgüvenini arttırdığını belirtiyor. Başarı ve mutluluğu aynı anda sürdürmenin çok zor olduğu bir ortamda meditasyon yapmadan kendini bulamayacağını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Okumak</span><br />
<br />
Mark Zuckerbeg 2015 yılı için hedefinin her hafta farklı bir kitap okumak olduğunu belirtti. İlginçtir ki bütün başarılı girişimciler mutlaka sürekli olarak kitap okuyor. Ayrıca okudukları kitaplar her zaman işleriyle ilgili ya da kişisel gelişimle alakalı olmayabiliyor. Kitaplarda anlatılan ne olursa olsun insanlar farklı şeyler görebilir ve farklı anlamlar çıkarabilir ve iş yaşamıyla ilgisi olmayan bir kitaptan dahi büyük bir ip ucu öğrenilebilinir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/418Z90.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 418Z90.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İş Fikri Bulmak İçin 10 Şahane Yöntem]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-is-fikri-bulmak-icin-10-sahane-yontem-822.html</link>
			<pubDate>Sun, 27 Aug 2017 07:25:15 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-is-fikri-bulmak-icin-10-sahane-yontem-822.html</guid>
			<description><![CDATA[Kendi işinizi kurmanın vakti geldiğini düşünüyorsunuz, ancak ne iş yapacağınızı bilmiyor musunuz? Bu fikirlerle hayallerinizdeki işi kurun.<br />
<br />
Şahane iş fikirleri her yerdedir. İhtimallere karşı açık ve uyanık olun. Dünyayı sarsacak iş fikrini araştırırken aşağıda söylediklerimize kulak asmakta fayda var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Ailenizden başlayın.</span><br />
<br />
Şahane bir iş fikri bulmak için ailenize yönelmek ilk adım gibi gözükmeyebilir. Elbette sermaye için onların kapısını çalacaksınız fikrinizi geliştirdiğiniz zaman. Ancak emekliliğin tadını çıkaran babanız ya da kuzeniniz size sürecin başlarında birçok açıdan yardım edebilir doğrusu. Donald Trump, emlak konusunda babasından çok şey öğrendi. Trump, ülkenin en büyük müteahhiti ve emlakçısı olmadan önce paha biçilemez bir eğitim aldı ailesinde. Babası ona temel bilgileri öğretmeseydi ve onu eğitmeseydi, Trump bugün olduğu yerde olamazdı. Maalesef birçok insan ailesinden yardım almadan bir şeyler yapma konusunda inat ediyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Arkadaşlarınızdan yardım alın.</span><br />
<br />
“Salt fikir odaklı hareket ederseniz kendinizi çok sınırlarsınız. Özellikle yaratıcılığınız duraksama dönemine girdiğinde bundan çok yara alırsınız. Diğer insanların fikirlerini dinlemek bu nedenle önemlidir. Ne kadar çok arkadaşınız varsa şahane bir iş fikri bulmanız da o oranda artar.”<br />
<br />
“Steve Wozniak olmasaydı Steve Jobs ve dolayısıyla Apple diye bir firma da olmazdı. Jobs bilgisayarlar hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Wozniak ise tam bir bilgisayar dahisiydi.” Ancak Steve Jobs iş fikri konusunda oldukça algısı açık biriydi ve yeni bir bilgisayar geliştirmede gelecek olduğunu gördü.<br />
<br />
Haliyle başka insanların fikirlerini geliştirmenin sıfırdan fikir üretmekten çok daha kazançlı olabilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Sizi rahatsız eden şeylere dikkat edin.</span><br />
<br />
Bu şahane iş fikri bulma konusunda oldukça verimli bir alandır. King C. Gillette, usturasını bilemekten bıkmasaydı bugün tıraş bıçağı sektörü olmayacaktı. Birkaç kez kullanılabilen taşınabilir tıraş bıçağı fikrini üniversiteye sunduğu zaman mühendisler onu deli sanmışlardı. Fakat Gillette yüreğinin sesini dinledi. Bugün o mühendislerin değil, Gillette’in adını biliyor herkes.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. İlgi alanlarınızdan istifade edin.</span><br />
<br />
Binlerce zeki insan hobilerini başarılı işlere dönüştürmüştür. ” Sevdiğiniz işi yapıyorsanız bunun adı iş değildir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Seyahat edin.</span><br />
<br />
Seyahat etmek gözlerinizi binbir çeşit potansiyel iş fikrine karşı açar. Dominos Pizza’nın kuruluşu bununla ilgili güzel bir örnek teşkil ediyor. Leopoldo Fernandez Pujals, ülkesi İspanya’dan ABD’ye gittiğinde fast food sisteminden o kadar etkilenmiş ki 1986 yılında ülkesine döndüğünde TelePizza adında bir servis kurmuş. İlerleyen zamanlarda ise Dominos ismini almış. Domino’s Pizza şu anda yıllık 260 milyon dolarlık satış yapıyor ve firmanın, onlarca farklı ülkede 1o binlerce çalışanı var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Gözlerinizi açık tutun.</span><br />
<br />
İlginizi çeken bir şey gördüğünüz zaman kendinize şu soruyu sorun: “Bu durumu özel kılan şey ne?” Daha sonra odağınızı küçülterek somut bir fikre ulaşın . Spesifikleşmek genelde önemli niş pazarlara gebedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Eski fare tuzaklarını inceleyin ve daha iyisini üretin.</span><br />
<br />
“Bir ürün yüksek kalite standartlarını yakalayamıyorsa daha iyisini üretin.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Sokağa çıkın.</span><br />
<br />
Gelecek vadeden fikirler için sokaklardan daha iyi bir yer yoktur. Şahane iş fikirleri, sadece Türkiye’nin büyük şehirlerindeki mahalle hayatı gözlemlenerek bile bulunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Uykuyu hafife almayın.</span><br />
<br />
Birçok insan rüyaları önemsemez. Birçoğu da zaten rüyalarını hatırlamaz. Ancak bazen içsel mesajlara kulak vermek gerekir. “Uyurken dünyanın en parlak fikirlerini bulabilirsiniz.” İşin en zor kısmı ise uykuda akla gelen fikirleri unutmadan not almak için gecenin bir vakti yataktan kalkmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. İnterneti takip edin.</span><br />
<br />
Son olarak, internette sörf yaparak da yeni iş fikirleri bulabilirsiniz. Farklı siteleri düzenli olarak takip etmeyi alışkanlık haline getirin. Hiç aklınızda olmayan fikirleri ve konseptleri tetikleyebilir bu siteler.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/69zQdE.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 69zQdE.jpg]" class="mycode_img" /><br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kendi işinizi kurmanın vakti geldiğini düşünüyorsunuz, ancak ne iş yapacağınızı bilmiyor musunuz? Bu fikirlerle hayallerinizdeki işi kurun.<br />
<br />
Şahane iş fikirleri her yerdedir. İhtimallere karşı açık ve uyanık olun. Dünyayı sarsacak iş fikrini araştırırken aşağıda söylediklerimize kulak asmakta fayda var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Ailenizden başlayın.</span><br />
<br />
Şahane bir iş fikri bulmak için ailenize yönelmek ilk adım gibi gözükmeyebilir. Elbette sermaye için onların kapısını çalacaksınız fikrinizi geliştirdiğiniz zaman. Ancak emekliliğin tadını çıkaran babanız ya da kuzeniniz size sürecin başlarında birçok açıdan yardım edebilir doğrusu. Donald Trump, emlak konusunda babasından çok şey öğrendi. Trump, ülkenin en büyük müteahhiti ve emlakçısı olmadan önce paha biçilemez bir eğitim aldı ailesinde. Babası ona temel bilgileri öğretmeseydi ve onu eğitmeseydi, Trump bugün olduğu yerde olamazdı. Maalesef birçok insan ailesinden yardım almadan bir şeyler yapma konusunda inat ediyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Arkadaşlarınızdan yardım alın.</span><br />
<br />
“Salt fikir odaklı hareket ederseniz kendinizi çok sınırlarsınız. Özellikle yaratıcılığınız duraksama dönemine girdiğinde bundan çok yara alırsınız. Diğer insanların fikirlerini dinlemek bu nedenle önemlidir. Ne kadar çok arkadaşınız varsa şahane bir iş fikri bulmanız da o oranda artar.”<br />
<br />
“Steve Wozniak olmasaydı Steve Jobs ve dolayısıyla Apple diye bir firma da olmazdı. Jobs bilgisayarlar hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Wozniak ise tam bir bilgisayar dahisiydi.” Ancak Steve Jobs iş fikri konusunda oldukça algısı açık biriydi ve yeni bir bilgisayar geliştirmede gelecek olduğunu gördü.<br />
<br />
Haliyle başka insanların fikirlerini geliştirmenin sıfırdan fikir üretmekten çok daha kazançlı olabilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Sizi rahatsız eden şeylere dikkat edin.</span><br />
<br />
Bu şahane iş fikri bulma konusunda oldukça verimli bir alandır. King C. Gillette, usturasını bilemekten bıkmasaydı bugün tıraş bıçağı sektörü olmayacaktı. Birkaç kez kullanılabilen taşınabilir tıraş bıçağı fikrini üniversiteye sunduğu zaman mühendisler onu deli sanmışlardı. Fakat Gillette yüreğinin sesini dinledi. Bugün o mühendislerin değil, Gillette’in adını biliyor herkes.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. İlgi alanlarınızdan istifade edin.</span><br />
<br />
Binlerce zeki insan hobilerini başarılı işlere dönüştürmüştür. ” Sevdiğiniz işi yapıyorsanız bunun adı iş değildir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Seyahat edin.</span><br />
<br />
Seyahat etmek gözlerinizi binbir çeşit potansiyel iş fikrine karşı açar. Dominos Pizza’nın kuruluşu bununla ilgili güzel bir örnek teşkil ediyor. Leopoldo Fernandez Pujals, ülkesi İspanya’dan ABD’ye gittiğinde fast food sisteminden o kadar etkilenmiş ki 1986 yılında ülkesine döndüğünde TelePizza adında bir servis kurmuş. İlerleyen zamanlarda ise Dominos ismini almış. Domino’s Pizza şu anda yıllık 260 milyon dolarlık satış yapıyor ve firmanın, onlarca farklı ülkede 1o binlerce çalışanı var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Gözlerinizi açık tutun.</span><br />
<br />
İlginizi çeken bir şey gördüğünüz zaman kendinize şu soruyu sorun: “Bu durumu özel kılan şey ne?” Daha sonra odağınızı küçülterek somut bir fikre ulaşın . Spesifikleşmek genelde önemli niş pazarlara gebedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Eski fare tuzaklarını inceleyin ve daha iyisini üretin.</span><br />
<br />
“Bir ürün yüksek kalite standartlarını yakalayamıyorsa daha iyisini üretin.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Sokağa çıkın.</span><br />
<br />
Gelecek vadeden fikirler için sokaklardan daha iyi bir yer yoktur. Şahane iş fikirleri, sadece Türkiye’nin büyük şehirlerindeki mahalle hayatı gözlemlenerek bile bulunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Uykuyu hafife almayın.</span><br />
<br />
Birçok insan rüyaları önemsemez. Birçoğu da zaten rüyalarını hatırlamaz. Ancak bazen içsel mesajlara kulak vermek gerekir. “Uyurken dünyanın en parlak fikirlerini bulabilirsiniz.” İşin en zor kısmı ise uykuda akla gelen fikirleri unutmadan not almak için gecenin bir vakti yataktan kalkmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. İnterneti takip edin.</span><br />
<br />
Son olarak, internette sörf yaparak da yeni iş fikirleri bulabilirsiniz. Farklı siteleri düzenli olarak takip etmeyi alışkanlık haline getirin. Hiç aklınızda olmayan fikirleri ve konseptleri tetikleyebilir bu siteler.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/69zQdE.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 69zQdE.jpg]" class="mycode_img" /><br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HAYALLER GERÇEKLEŞİR(Soichiro HONDA Başarısı)]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-hayaller-gerceklesir-soichiro-honda-basarisi-815.html</link>
			<pubDate>Sun, 06 Nov 2016 11:24:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-hayaller-gerceklesir-soichiro-honda-basarisi-815.html</guid>
			<description><![CDATA[Bay Honda hiç bir zaman yoluna engellerin, trajedilerin ve problemlerin çıkmasına müsaade etmedi. Yoluna çıkan engelleri bir atlet gibi tek tek aştı. Bay Honda 1938 yılında piston halkası üretip bunu Toyota şirketine satmayı hayal eden fakir bir öğrenciydi. Gündüzleri okula gidiyor geceleri ise dirseklerine kadar yağ ile kirlenmiş vaziyette projesi üzerine çalışıyordu. Projeye tüm parasını yatırmıştı ama hala hazır değildi. Sonunda devam edebilmek için eşinin mücevherlerini rehin vermek zorunda kaldı. Yıllarca uğraştıktan sonra Toyota'nın alacağından emin olduğu piston halkasının yapımını tamamladı. Bunları Toyota'ya götürdüğünde ise reddettiler. Onu böyle komik bir projeyi yapmaya çalıştığından dolayı kınadılar.<br />
<br />
Sizce umutsuzluğa mı düştü? Elbette parasızdı? Teslim oldu mu? Kesinlikle hayır. Bunun yerine sonraki 2 yıl boyunca pistonu nasıl daha fazla mükemmelleştirebileceği üzerine çalıştı.<br />
<br />
Başarıya giden yolu biliyordu:<br />
1- Ne istediğine karar verdi.<br />
2- Bunun üzerine çalıştı.<br />
3- Bunun çalışıp çalışmadığını kontrol etti. Ve başarısız olduğunda,<br />
4- Sürekli olarak izlediği yöntemi değiştirdi.<br />
<br />
Gittiği amaca paralel yöntemlerinde hep esnek oldu ve bunun sonucunda projesini ondan sonraki 2 yıl içinde sürekli geliştirdi ve Toyota'ya sattı! Honda'nın piston halkaları fabrikasının yapımı için tonlarca beton gerekiyordu ancak o dönemlerde Japonya hükümeti 2. dünya savaşına hazırlandığı için çimentoyu bulmak zordu.<br />
Rüyası yine gerçekleşmeyecek gibi görünüyordu. Ona kimse yardım etmeyecek gibiydi. Teslim olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır. Fabrikayı kurmaya karar vermişti bir kere. Teslim olması mümkün değildi. Bir grup arkadaşıyla kafa kafaya verip haftalar boyunca gece gündüz çalışarak birçok metot deneyerek yeni bir beton üretme yöntemi buldular. Fabrikayı kurdu ve piston halkalarını üretmeye başladı.<br />
<br />
Hikaye burada bitmiyor. Savaş sırasında Amerikalılar fabrikasını bombaladı ve kısmen fabrikayı harabeye döndürdüler. Honda bu durumda dahi yenilmişlik duygusuna teslim olmadı. Tüm çalışanları toplayıp söyle dedi: Dışarı çıkın ve uçakları izleyin. Mutlaka benzin bidonlarını dışarı atacaklar. Onları bulmalıyız. Çünkü onların içinde bizim üretimimiz için gerekli ham madde var. Bu Japonya'da o dönemde bulunmayan bir hammaddeydi. Honda hayatın ona sunduğu her şeyi kullanmanın bir şeklini bulmuştu. Bunların üstüne fabrika sonraki depremde yıkıldı ve piston üretimini Toyota'ya satmak zorunda kaldı.<br />
<br />
Ancak hayat bir kapıyı açmadan diğerini kapatmıyor. Hayatın bize sunduğu fırsatları görebilmek için daima uyanık olmalıyız. Savaş bittiği zaman Japonya tam bir kaos içindeydi. Ülke ham madde krizindeydi benzin karneyle dağıtılıyordu ve buna rağmen bulmak mümkün değildi. Honda ailesine yiyecek almak için pazara gidecek benzini dahi bulamıyordu. Ama bu yüzden kendini yenilmiş ve aciz görmedi, sadece yeni bir karar verdi. Böylesi bir yaşamı kabullenmeyecekti.<br />
Kendisine çok önemli bir soru sordu: Ailemi başka hangi şekilde geçindirebilirim? Bunun için elimin altındaki şeyleri nasıl kullanabilirim? Evinde küçük bir motorun olduğunu fark etti, bahçede çim biçme makinesi için kullanılanlardan. Onu bisiklete bağlamaya çalıştı bu anda ilk motorlu bisiklet ortaya çıkmış oldu. Onunla pazara gitti ve kısa bir süre sonrada onu gören arkadaşları ondan kendileri içinde böyle bir şey yapmasını istediler.<br />
<br />
Kısa bir süre sonra bulabildiği motorları motosiklet için kullandı ve bunun için bir fabrika kurmaya karar verdi. Ancak parası yoktu ve Japonya darmadağındı, nasıl yapmalıydı?<br />
<br />
Kader ağlarını kararlar verirken örer. Yenilgiyi kabul edip, olmuyor demek yerine bir çıkış yolu ararken aklına dahice bir fikir geldi.. Japonya'daki tüm bisiklet üreticilerine bir mektup yazmaya karar verdi. Onlara Japonya'yı tekrar nasıl harekete geçireceğini bulduğunu yazdı. Onun motosikletinin ucuz olacağını ve insanların bununla istedikleri yere gidebileceğini belirtti. Onlardan yatırım yardımı istedi.<br />
<br />
Toplam 18000 bisiklet satan dükkan sahibinden 3000'i Honda'ya para yolladı ve o ilk üretimini yapmaya başladı. Sonrada başarı geldi, öyle değil mi, öyle mi sanıyorsunuz? Hayır! Motosiklet çok büyüktü ve onu çok az Japon satın aldı. Honda ise tekrar neyin yolunda gitmediğini buldu, teslim olmak yerine uyguladığı yöntemi değiştirdi. Motosikletleri daha hafif ve küçük olarak üretmeye karar verdi. Başarı hemen arkasından geldi. Bu Honda'ya imparator nişanı ödülünü kazandırdı.<br />
Herkes ona kıskançlıkla bakarak böyle bir dahiyane fikir aklına geldiği için onun ne kadar şanslı olduğunu düşündü. ŞansIımıydı? Belki. Fakat ondan önce büyük fedakarlık ve zahmetli çalışma vardı. HONDA şirketi dünyadaki en başarılı şirketlerden biridir ve şirketin bünyesinde 100.000 den fazla insan çalışıyor. Honda'nın arabaları Amerika'da Toyota'dan daha fazla satan bir markaya dönüştü. Honda insanın bir şeyi gerçekten istediğinde ce çaba gösterdiğinde başarısının mutlaka geleceğini göstermiş oldu.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.imgur.com/LQynzWX.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: LQynzWX.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bay Honda hiç bir zaman yoluna engellerin, trajedilerin ve problemlerin çıkmasına müsaade etmedi. Yoluna çıkan engelleri bir atlet gibi tek tek aştı. Bay Honda 1938 yılında piston halkası üretip bunu Toyota şirketine satmayı hayal eden fakir bir öğrenciydi. Gündüzleri okula gidiyor geceleri ise dirseklerine kadar yağ ile kirlenmiş vaziyette projesi üzerine çalışıyordu. Projeye tüm parasını yatırmıştı ama hala hazır değildi. Sonunda devam edebilmek için eşinin mücevherlerini rehin vermek zorunda kaldı. Yıllarca uğraştıktan sonra Toyota'nın alacağından emin olduğu piston halkasının yapımını tamamladı. Bunları Toyota'ya götürdüğünde ise reddettiler. Onu böyle komik bir projeyi yapmaya çalıştığından dolayı kınadılar.<br />
<br />
Sizce umutsuzluğa mı düştü? Elbette parasızdı? Teslim oldu mu? Kesinlikle hayır. Bunun yerine sonraki 2 yıl boyunca pistonu nasıl daha fazla mükemmelleştirebileceği üzerine çalıştı.<br />
<br />
Başarıya giden yolu biliyordu:<br />
1- Ne istediğine karar verdi.<br />
2- Bunun üzerine çalıştı.<br />
3- Bunun çalışıp çalışmadığını kontrol etti. Ve başarısız olduğunda,<br />
4- Sürekli olarak izlediği yöntemi değiştirdi.<br />
<br />
Gittiği amaca paralel yöntemlerinde hep esnek oldu ve bunun sonucunda projesini ondan sonraki 2 yıl içinde sürekli geliştirdi ve Toyota'ya sattı! Honda'nın piston halkaları fabrikasının yapımı için tonlarca beton gerekiyordu ancak o dönemlerde Japonya hükümeti 2. dünya savaşına hazırlandığı için çimentoyu bulmak zordu.<br />
Rüyası yine gerçekleşmeyecek gibi görünüyordu. Ona kimse yardım etmeyecek gibiydi. Teslim olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır. Fabrikayı kurmaya karar vermişti bir kere. Teslim olması mümkün değildi. Bir grup arkadaşıyla kafa kafaya verip haftalar boyunca gece gündüz çalışarak birçok metot deneyerek yeni bir beton üretme yöntemi buldular. Fabrikayı kurdu ve piston halkalarını üretmeye başladı.<br />
<br />
Hikaye burada bitmiyor. Savaş sırasında Amerikalılar fabrikasını bombaladı ve kısmen fabrikayı harabeye döndürdüler. Honda bu durumda dahi yenilmişlik duygusuna teslim olmadı. Tüm çalışanları toplayıp söyle dedi: Dışarı çıkın ve uçakları izleyin. Mutlaka benzin bidonlarını dışarı atacaklar. Onları bulmalıyız. Çünkü onların içinde bizim üretimimiz için gerekli ham madde var. Bu Japonya'da o dönemde bulunmayan bir hammaddeydi. Honda hayatın ona sunduğu her şeyi kullanmanın bir şeklini bulmuştu. Bunların üstüne fabrika sonraki depremde yıkıldı ve piston üretimini Toyota'ya satmak zorunda kaldı.<br />
<br />
Ancak hayat bir kapıyı açmadan diğerini kapatmıyor. Hayatın bize sunduğu fırsatları görebilmek için daima uyanık olmalıyız. Savaş bittiği zaman Japonya tam bir kaos içindeydi. Ülke ham madde krizindeydi benzin karneyle dağıtılıyordu ve buna rağmen bulmak mümkün değildi. Honda ailesine yiyecek almak için pazara gidecek benzini dahi bulamıyordu. Ama bu yüzden kendini yenilmiş ve aciz görmedi, sadece yeni bir karar verdi. Böylesi bir yaşamı kabullenmeyecekti.<br />
Kendisine çok önemli bir soru sordu: Ailemi başka hangi şekilde geçindirebilirim? Bunun için elimin altındaki şeyleri nasıl kullanabilirim? Evinde küçük bir motorun olduğunu fark etti, bahçede çim biçme makinesi için kullanılanlardan. Onu bisiklete bağlamaya çalıştı bu anda ilk motorlu bisiklet ortaya çıkmış oldu. Onunla pazara gitti ve kısa bir süre sonrada onu gören arkadaşları ondan kendileri içinde böyle bir şey yapmasını istediler.<br />
<br />
Kısa bir süre sonra bulabildiği motorları motosiklet için kullandı ve bunun için bir fabrika kurmaya karar verdi. Ancak parası yoktu ve Japonya darmadağındı, nasıl yapmalıydı?<br />
<br />
Kader ağlarını kararlar verirken örer. Yenilgiyi kabul edip, olmuyor demek yerine bir çıkış yolu ararken aklına dahice bir fikir geldi.. Japonya'daki tüm bisiklet üreticilerine bir mektup yazmaya karar verdi. Onlara Japonya'yı tekrar nasıl harekete geçireceğini bulduğunu yazdı. Onun motosikletinin ucuz olacağını ve insanların bununla istedikleri yere gidebileceğini belirtti. Onlardan yatırım yardımı istedi.<br />
<br />
Toplam 18000 bisiklet satan dükkan sahibinden 3000'i Honda'ya para yolladı ve o ilk üretimini yapmaya başladı. Sonrada başarı geldi, öyle değil mi, öyle mi sanıyorsunuz? Hayır! Motosiklet çok büyüktü ve onu çok az Japon satın aldı. Honda ise tekrar neyin yolunda gitmediğini buldu, teslim olmak yerine uyguladığı yöntemi değiştirdi. Motosikletleri daha hafif ve küçük olarak üretmeye karar verdi. Başarı hemen arkasından geldi. Bu Honda'ya imparator nişanı ödülünü kazandırdı.<br />
Herkes ona kıskançlıkla bakarak böyle bir dahiyane fikir aklına geldiği için onun ne kadar şanslı olduğunu düşündü. ŞansIımıydı? Belki. Fakat ondan önce büyük fedakarlık ve zahmetli çalışma vardı. HONDA şirketi dünyadaki en başarılı şirketlerden biridir ve şirketin bünyesinde 100.000 den fazla insan çalışıyor. Honda'nın arabaları Amerika'da Toyota'dan daha fazla satan bir markaya dönüştü. Honda insanın bir şeyi gerçekten istediğinde ce çaba gösterdiğinde başarısının mutlaka geleceğini göstermiş oldu.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.imgur.com/LQynzWX.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: LQynzWX.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başarıyı Engelleyen 5 Zehirli Düşünce]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-basariyi-engelleyen-5-zehirli-dusunce-806.html</link>
			<pubDate>Wed, 22 Jun 2016 16:25:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=11">gakko</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-basariyi-engelleyen-5-zehirli-dusunce-806.html</guid>
			<description><![CDATA[Başarı, herkesten farklı düşünmeyle başlar. Eğer diğerlerinden daha başarılı olmak istiyorsanız daha farklı düşünmeye başlamalısınız.<br />
Farklı düşünmek gerçekten zordur. İnsanları diğerlerinden ayıran ve çoğu zaman başarılı insanları başarısız insanlardan ayıran genelde küçük düşünce farklılıklarıdır. Ancak buna rağmen insanları başarıdan alı tutan bilinen kötü düşünce şekilleri ortaya çıkmış durumdadır. İşte çoğu insanın başarısını engelleyen yanlış düşünce kalıpları.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 Doğru İmkanları Bulamıyorum</span><br />
<br />
İmkansızlıktan yakınanlar kervanına hoş geldiniz. Dışarıdan nasıl görüldüğü umursamaksızın çoğu insan sahip olduğu imkanların yetersizliğine odaklanmış durumdadır ve bundan dert yanmaktadır. Ancak belkide kimsenin itiraf edemediği bir gerçek var. O da imkanların durup dururken size gelmeyeceği ve aranılan olanakların ancak kazanabilecek olmasıdır. Tabi ki istisnalar kaideyi bozmaz şanslı azınlıktan bahsetmiyoruz.<br />
Belki de bundan bir yıl önce, bir yerlere kabul edilmeyi, yeni bir unvan almayı ya da keşfedilmeyi bekliyordunuz. Bu beklentileriniz gerçekleşmiş olsa da olmasa da bazı şeylerin farkında olmadığınız açık. Eğer göstermek istediğiniz bir şeyler varsa bunu çıkıp göstermek günümüz dünyasında oldukça basit. Sosyal medyayı ve interneti kullanarak neredeyse aklınıza gelen herkesle iletişim kurma şansına sahipsiniz. Eğer gösterecek bir şeyiniz varsa bunu çıkıp göstermeli, keşfedilmeyi beklememelisiniz.<br />
İmkansızlıkları kendi kafanızda yarattığınızın farkına varmalısınız. Tarihin hiç bir döneminde insanlar sizin sahip olduğunuz imkanlara sahip olmadı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2 Birileri Beni Sürekli Engelliyor</span><br />
<br />
Belkide birileri imkanlarınızı sizden aldı ya da size ait olan fikirleri çaldı. Belki de beklediğiniz ve hakkınız olan terfiyi alamadınız ya da ortağınız sizi yarı yolda bıraktı. Hiç fark etmez, diğer insanları kontrol edemezsiniz, kontrol edebileceğiniz tek kişi kendiniz siniz.<br />
Bir başarısızlıkla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken şey başarısızlığı kabullenmektir. Başarısızlığın nedenleri tamamen diğer insanlarla alakalı görünüyor olsa bile bundan ders çıkarmalı ve kendi hatalarınızı keşfetmelisiniz. Sonuç olarak sizi başarısız kılan bir başkası ise, bir başkasına sizi başarısızlığa uğratabilecek fırsatlar vermişsiniz demektir.<br />
Hatalarınızı kabullenin, onları kucaklayın, ders çıkarın ve sorumluluktan kaçmayın. Bir dahaki sefer bu hataları yapmamak için ne gibi önlemler alacağınızı düşünün ve herşeye yeniden başlamaktan kaçınmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 Yeterli Zamanım Yok</span><br />
<br />
Tabiki var! Herkesin sahip olduğu zamana sahipsiniz. Burada anahtar kavram sahip olduğunuz zamanı nasıl değerlendirdiğinizle alakalı.<br />
Herkes planlar yapar ve bu planlara uymaya çalışır ancak planlar genelde şaşar. Bunun başlıca nedeni plandaki bir işin belirlenenden daha uzun zaman alması ve diğer planlara zaman bırakmamasıdır. Bu noktada bir plan yapıyorsanız plan öğelerine belirli zamanlar vermek yerine sadece sıralamasını yapın ve belirlediğiniz işleri elinizden geldiğince verimli ve çabuk yapmaya çalışın. Zamanın sizi kontrol ettiğini değil sizin zamanı kontrol ettiğinizi düşünün.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4 Eğer Buna Değeceğini Bilsem Yaparım</span><br />
<br />
Hiç etrafınızdaki birinin, “Eğer zam alacağımı bilsem çok daha fazla çalışırım” ya da ” Kar getireceğini bilsem bu işi yaparım” dediğini duydunuz mu ?<br />
Başarılı girişimciler ve çalışanlar kazandıkları başarıyı ilk etapta çok çalışmaya borçlular. Bunu sakın unutmayın çok çalışmak gerekiyor. Sakıp Sabancı’nın da dediği gibi. Başarı çalışmadan olmuyor ve eğer gerçekten hayaliniz buysa ve çok çalışmayı düşünmüyorsanız, Milli Piyango bileti almaya devam etseniz iyi olur.<br />
Bir çok insan çok çalışmadan önce ne kadar kazanacağına bakar. Ancak çok çalışan bir insanın hangi konuda olursa olsun neler kazanacağı tahmin edilemez. Bunun bir çok örneği de vardır. Çok çalışmayı adet edinin ve benimseyin. Bunu neler kazanacağınızı düşünerek değil kendiniz için yapın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 Bende Özel Bir şey Yok</span><br />
<br />
Her yerde okuduğumuz gördüğümüz başarı hikayelerindeki insanların sahip olduğu bazı yeteneklere sahip olmadığınızı düşünüyorsunuz. İlginç fikirler, yetenekler, yaratıcılık vs. Bu ancak çok nadir olarak doğru olabilecek bir şeydir. Başarı, kazanıldıktan sonra görüldüğü kadar kolay ve bir kaç yeteneğe bağlı bir şey değildir.<br />
Tabiki diğer insanlarda farklı ve sizde olmayan yetenekler olabilir ancak herkesin dikkat çeken ve oldukça yatkın olduğu bir konu vardır. Ayrıca her yetenek doğuştan gelmez, bir çok başarılı insan başarısızlıkları sayesinde başarılı olmuş ve yeteneklerini geliştirmiştir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/v46gXp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: v46gXp.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Başarı, herkesten farklı düşünmeyle başlar. Eğer diğerlerinden daha başarılı olmak istiyorsanız daha farklı düşünmeye başlamalısınız.<br />
Farklı düşünmek gerçekten zordur. İnsanları diğerlerinden ayıran ve çoğu zaman başarılı insanları başarısız insanlardan ayıran genelde küçük düşünce farklılıklarıdır. Ancak buna rağmen insanları başarıdan alı tutan bilinen kötü düşünce şekilleri ortaya çıkmış durumdadır. İşte çoğu insanın başarısını engelleyen yanlış düşünce kalıpları.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 Doğru İmkanları Bulamıyorum</span><br />
<br />
İmkansızlıktan yakınanlar kervanına hoş geldiniz. Dışarıdan nasıl görüldüğü umursamaksızın çoğu insan sahip olduğu imkanların yetersizliğine odaklanmış durumdadır ve bundan dert yanmaktadır. Ancak belkide kimsenin itiraf edemediği bir gerçek var. O da imkanların durup dururken size gelmeyeceği ve aranılan olanakların ancak kazanabilecek olmasıdır. Tabi ki istisnalar kaideyi bozmaz şanslı azınlıktan bahsetmiyoruz.<br />
Belki de bundan bir yıl önce, bir yerlere kabul edilmeyi, yeni bir unvan almayı ya da keşfedilmeyi bekliyordunuz. Bu beklentileriniz gerçekleşmiş olsa da olmasa da bazı şeylerin farkında olmadığınız açık. Eğer göstermek istediğiniz bir şeyler varsa bunu çıkıp göstermek günümüz dünyasında oldukça basit. Sosyal medyayı ve interneti kullanarak neredeyse aklınıza gelen herkesle iletişim kurma şansına sahipsiniz. Eğer gösterecek bir şeyiniz varsa bunu çıkıp göstermeli, keşfedilmeyi beklememelisiniz.<br />
İmkansızlıkları kendi kafanızda yarattığınızın farkına varmalısınız. Tarihin hiç bir döneminde insanlar sizin sahip olduğunuz imkanlara sahip olmadı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2 Birileri Beni Sürekli Engelliyor</span><br />
<br />
Belkide birileri imkanlarınızı sizden aldı ya da size ait olan fikirleri çaldı. Belki de beklediğiniz ve hakkınız olan terfiyi alamadınız ya da ortağınız sizi yarı yolda bıraktı. Hiç fark etmez, diğer insanları kontrol edemezsiniz, kontrol edebileceğiniz tek kişi kendiniz siniz.<br />
Bir başarısızlıkla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken şey başarısızlığı kabullenmektir. Başarısızlığın nedenleri tamamen diğer insanlarla alakalı görünüyor olsa bile bundan ders çıkarmalı ve kendi hatalarınızı keşfetmelisiniz. Sonuç olarak sizi başarısız kılan bir başkası ise, bir başkasına sizi başarısızlığa uğratabilecek fırsatlar vermişsiniz demektir.<br />
Hatalarınızı kabullenin, onları kucaklayın, ders çıkarın ve sorumluluktan kaçmayın. Bir dahaki sefer bu hataları yapmamak için ne gibi önlemler alacağınızı düşünün ve herşeye yeniden başlamaktan kaçınmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 Yeterli Zamanım Yok</span><br />
<br />
Tabiki var! Herkesin sahip olduğu zamana sahipsiniz. Burada anahtar kavram sahip olduğunuz zamanı nasıl değerlendirdiğinizle alakalı.<br />
Herkes planlar yapar ve bu planlara uymaya çalışır ancak planlar genelde şaşar. Bunun başlıca nedeni plandaki bir işin belirlenenden daha uzun zaman alması ve diğer planlara zaman bırakmamasıdır. Bu noktada bir plan yapıyorsanız plan öğelerine belirli zamanlar vermek yerine sadece sıralamasını yapın ve belirlediğiniz işleri elinizden geldiğince verimli ve çabuk yapmaya çalışın. Zamanın sizi kontrol ettiğini değil sizin zamanı kontrol ettiğinizi düşünün.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4 Eğer Buna Değeceğini Bilsem Yaparım</span><br />
<br />
Hiç etrafınızdaki birinin, “Eğer zam alacağımı bilsem çok daha fazla çalışırım” ya da ” Kar getireceğini bilsem bu işi yaparım” dediğini duydunuz mu ?<br />
Başarılı girişimciler ve çalışanlar kazandıkları başarıyı ilk etapta çok çalışmaya borçlular. Bunu sakın unutmayın çok çalışmak gerekiyor. Sakıp Sabancı’nın da dediği gibi. Başarı çalışmadan olmuyor ve eğer gerçekten hayaliniz buysa ve çok çalışmayı düşünmüyorsanız, Milli Piyango bileti almaya devam etseniz iyi olur.<br />
Bir çok insan çok çalışmadan önce ne kadar kazanacağına bakar. Ancak çok çalışan bir insanın hangi konuda olursa olsun neler kazanacağı tahmin edilemez. Bunun bir çok örneği de vardır. Çok çalışmayı adet edinin ve benimseyin. Bunu neler kazanacağınızı düşünerek değil kendiniz için yapın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 Bende Özel Bir şey Yok</span><br />
<br />
Her yerde okuduğumuz gördüğümüz başarı hikayelerindeki insanların sahip olduğu bazı yeteneklere sahip olmadığınızı düşünüyorsunuz. İlginç fikirler, yetenekler, yaratıcılık vs. Bu ancak çok nadir olarak doğru olabilecek bir şeydir. Başarı, kazanıldıktan sonra görüldüğü kadar kolay ve bir kaç yeteneğe bağlı bir şey değildir.<br />
Tabiki diğer insanlarda farklı ve sizde olmayan yetenekler olabilir ancak herkesin dikkat çeken ve oldukça yatkın olduğu bir konu vardır. Ayrıca her yetenek doğuştan gelmez, bir çok başarılı insan başarısızlıkları sayesinde başarılı olmuş ve yeteneklerini geliştirmiştir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/v46gXp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: v46gXp.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Terkedilen Bir Yönetici Olmanın 5 Sırrı]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-terkedilen-bir-yonetici-olmanin-5-sirri-801.html</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jun 2016 10:54:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-terkedilen-bir-yonetici-olmanin-5-sirri-801.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 – İletişim hataları</span><br />
<br />
Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli. Çalışanlarınızdan memnun olduğunuzu söylerken bile, tam tersi bir anlaşılmaya sebebiyet verebilirsiniz. Bu sebepten dolayı seçeceğiniz sözcükler çok önemli. Doğru bir iletişim çalışanlarınızın sizi tercih etmesi için çok büyük bir sebep. Siz çalışanlarınızla ne kadar doğru iletişim kurabiliyorsunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2 – Takdir etmemek</span><br />
<br />
Ayşe, çok farklı bir proje üretiyor, Mehmet yüklü bir satış yapıyor. Zeynep ise verdiğiniz işleri zamanından önce bitiriyor ve siz tüm bunlar olduktan sonra sade bir tepki veriyorsunuz… Yapınız gereği ciddi ve bu tür şeyleri doğal karşılayan biri olabilirsiniz. Çalışanlarıma zaten bunları yapsınlar diye tonla para ödüyorum diyebilirsiniz. Fakat şunu unutmayın ki, insanlar makine değildir ve takdir beklerler. Bir aferin sözcüğü, onlarla gurur duyduğunuzu dile getirmek ya da sırtlarını sıvazlamak bile çalışanlarınızda mucizevi etkiler yaratabilir. Siz bunlardan hangilerini yapıyorsunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 – Duygusal zeka eksikliği</span><br />
<br />
Empati bir yöneticide olabilecek en güçlü özelliklerden biridir. İnsanların duygularından anlamak, onlarla duygu yönünden güçlü bağlar kurabilmek, takdiri gerektiren özelliklerdir. Çalışanlarınıza gülümseyerek günaydın diyebilmek, işten önce onların hatırlarını sormak ve yeri geldiğinde onları çok sevdiğinizi söylemek tahmin edemeyeceğiniz kadar olumlu bir ortam yaratmanızı sağlayabilir. Bugüne kadar kaç kez çalışanlarınıza onları çok sevdiğinizi söylediniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4 – Kıskançlık</span><br />
<br />
Sizin başaramadığınız işleri başaran çalışanlara sahip olabilirsiniz. Hatta herkes tarafından sizden daha fazla sevilen ve sayılan çalışanlarınız bile olabilir. İçinizdeki kıskançlık canavarı çalışanlarınıza hak etmedikleri davranışlar sergilemenize sebep olabilir. Sonuçta bir bakmışsınız tüm işlerle tek başınıza mücadele etmek zorunda kalmışsınız. Siz kıskanç bir yönetici misiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 – Aşırı ego</span><br />
<br />
Fazlaca üstün meziyetlere sahip olabilirsiniz. Tüm güç ve kumanda sizin elinizde de olabilir. Fakat bunu çalışanlarınıza karşı yıkıcı bir silah olarak kullanmanız gerekmez. Sevdiğim bir söz vardır: “Bir insanın gerçek karakterini görmek için, ona güç verin” Siz elinize geçen ilk fırsatta egolarınıza yenik mi düşüyorsunuz?<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/6nq05l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6nq05l.jpg]" class="mycode_img" /></div>
Yazan: Kerem Koryürek]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1 – İletişim hataları</span><br />
<br />
Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli. Çalışanlarınızdan memnun olduğunuzu söylerken bile, tam tersi bir anlaşılmaya sebebiyet verebilirsiniz. Bu sebepten dolayı seçeceğiniz sözcükler çok önemli. Doğru bir iletişim çalışanlarınızın sizi tercih etmesi için çok büyük bir sebep. Siz çalışanlarınızla ne kadar doğru iletişim kurabiliyorsunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2 – Takdir etmemek</span><br />
<br />
Ayşe, çok farklı bir proje üretiyor, Mehmet yüklü bir satış yapıyor. Zeynep ise verdiğiniz işleri zamanından önce bitiriyor ve siz tüm bunlar olduktan sonra sade bir tepki veriyorsunuz… Yapınız gereği ciddi ve bu tür şeyleri doğal karşılayan biri olabilirsiniz. Çalışanlarıma zaten bunları yapsınlar diye tonla para ödüyorum diyebilirsiniz. Fakat şunu unutmayın ki, insanlar makine değildir ve takdir beklerler. Bir aferin sözcüğü, onlarla gurur duyduğunuzu dile getirmek ya da sırtlarını sıvazlamak bile çalışanlarınızda mucizevi etkiler yaratabilir. Siz bunlardan hangilerini yapıyorsunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3 – Duygusal zeka eksikliği</span><br />
<br />
Empati bir yöneticide olabilecek en güçlü özelliklerden biridir. İnsanların duygularından anlamak, onlarla duygu yönünden güçlü bağlar kurabilmek, takdiri gerektiren özelliklerdir. Çalışanlarınıza gülümseyerek günaydın diyebilmek, işten önce onların hatırlarını sormak ve yeri geldiğinde onları çok sevdiğinizi söylemek tahmin edemeyeceğiniz kadar olumlu bir ortam yaratmanızı sağlayabilir. Bugüne kadar kaç kez çalışanlarınıza onları çok sevdiğinizi söylediniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4 – Kıskançlık</span><br />
<br />
Sizin başaramadığınız işleri başaran çalışanlara sahip olabilirsiniz. Hatta herkes tarafından sizden daha fazla sevilen ve sayılan çalışanlarınız bile olabilir. İçinizdeki kıskançlık canavarı çalışanlarınıza hak etmedikleri davranışlar sergilemenize sebep olabilir. Sonuçta bir bakmışsınız tüm işlerle tek başınıza mücadele etmek zorunda kalmışsınız. Siz kıskanç bir yönetici misiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 – Aşırı ego</span><br />
<br />
Fazlaca üstün meziyetlere sahip olabilirsiniz. Tüm güç ve kumanda sizin elinizde de olabilir. Fakat bunu çalışanlarınıza karşı yıkıcı bir silah olarak kullanmanız gerekmez. Sevdiğim bir söz vardır: “Bir insanın gerçek karakterini görmek için, ona güç verin” Siz elinize geçen ilk fırsatta egolarınıza yenik mi düşüyorsunuz?<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/6nq05l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6nq05l.jpg]" class="mycode_img" /></div>
Yazan: Kerem Koryürek]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Pazartesi sendromunu yenmenin 13 yolu]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-pazartesi-sendromunu-yenmenin-13-yolu-797.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Jan 2016 13:07:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-pazartesi-sendromunu-yenmenin-13-yolu-797.html</guid>
			<description><![CDATA[Her Pazartesi’ye aynı sıkıntı ile başlayanlar bugünden bakmanız gereken 13 şey var.<br />
<br />
Pazartesi sendromu hakkında bilmeniz gereken birkaç şey var.<br />
<br />
Twitter kullanan beyaz yakalılar üzerinde yapılan araştırmaya göre Pazartsi günleri sabah 11:16’ya kadar çalışanların çoğu gülümsemiyor bile. Pazartesi sendromu diye adlandırdığımız şeyin Salı günleri de devam edebileceğinin anlatıldığı araştırmada Japonya’daki intihar vakalarının en yüksek olduğu günün Pazartesi olduğuna da vurgu yapılmış.<br />
<br />
Neyse ki bir planımız var.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
1. Hafta sonları için yaşamayın.</span><br />
<br />
Çalışırken stres altında olanların hafta sonları çok ama çok daha fazla mutlu oldukları bir araştırmayla gözlemlenmiş. Bunun sebebi hafta boyu çalışmanın sonunda hafta sonunda yapılacak bazı aktivitelerin ödül olarak görülmesi. O zaman bunu değiştirmek mümkün. Hafta içlerine de küçük aktiviteler sığdırın, yeni ödülleriniz olsun. Çarşamba günü örneğin, çok sevdiğim bir arkadaşım Çarşamba için küçük Cumartesi derdi ve mutlaka bir aktivitesi olurdu. Deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sakin ol şampiyon, her zaman gecelerin insanı olma.</span><br />
<br />
Her Cuma ve Cumartesi sabaha kadar dışarıya çıkmanıza gerek yok. Bu hem vücudunuzun uyku dengesini bozacak hem de zamanı doğru kullanma alışkanlığınızı bozacak. Bir gece çıkın, diğerini ise daha sakin ev aktiviteleri ile geçirmeyi deneyin. Ya da evinize yakın bir yerlerde bir şeyler planlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Aşırı uyku, aşırı yorgunluk</span><br />
<br />
Öğlene kadar uyuyup enerji dolu olmayı mı bekliyorsunuz? Bütün hafta boyunca aynı uyku düzenine uymaya çalışın. Geç yattığınız günler de bile normalde uyandığınız saatte uyanmayı deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Pazar gecesinden Pazartesi’yi halledin.</span><br />
<br />
Sabah giyeceğiniz kıyafetler, hatta belki öğle yemeğinde ne yiyeceğiniz (yani bu benim için bir stres kalemi örneğin) gibi fikriniz olmadığında sizi strese sokacak işlere Pazar gecesinden karar verin. Bakın bu madde en önemlisi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Pazartesi uykunuz sağlam olsun.</span><br />
<br />
Bir kaç günlük tatilin ardından koca bir haftaya başlayacaksınız. Bunun için 7 saatlik bir uyku çekmekte yarar var. Kısa süreli uykulara dayanan bir yapınız olabilir, tebrik ederim. Ancak bu yazının başlığı sendromsuz Pazartesiler ve sendromsuz bir Pazartesi istiyorsanız haftaya iyi bir uyku çekip başlayın. Nokta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Kahvaltınız olmadan asla.</span><br />
<br />
Sabah aç karnına çalışarak stresinizi iki katına çıkarmayın. Güzel, hafif bir kahvaltı ile güne bomba gibi başlarsınız. Dünyada kahvaltıdan daha güzel sadece birkaç şey var. <img src="https://www.siberbilgi.net/images/smilies/smile.gif" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Müziği ihmal etmeyin.</span><br />
<br />
İş başı yapmadan önce güzel, modunuzu yükseltecek bir müzik açın. Keyiflenin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Tatlı bir spor?</span><br />
<br />
Egzersiz yapmanın endorfin seviyenizde artış yaptığı bir gizem değil. Günde 4-5 dakikada yapabileceğiniz hafif programlarla güne başlamayı bir deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Jilet gibi olun.</span><br />
<br />
Yeni elbiseler, yeni bir hafta. Pazartesi günü şık olmaya çalışın. Hatta enerjinizi yükseltmek için kırmızı renk tercih edin. Özgüveniniz artarken, sendromunuz yok olsun. smile ifade simgesi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Gülümseyin.</span><br />
<br />
Duş alırken, kahvaltı ederken, sabah kalktığınızda eşinize, sevgilinize, anne babanıza gülümseyin, Starbucks’tan kahve alırken baristaya gülümseyin, size yol veren o güzel insana gülümseyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. Pazartesi ödül günü olsun.</span><br />
<br />
Diyetinizi ucundan bozacak şeyleri bugün yiyin, biraz çikolata hakkınız bugün olsun, öğle arası online alışveriş yapın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12. Gün boyu küçük molalar verin.</span><br />
<br />
Çalışmalara küçük aralar vermek oldukça faydalı olacaktır. Bu bir çay – kahve molası olabilir, 30 dakikalık bir yürüyüş olabilir, eğer şanslı bir plaza çalışanıysanız havuz ya da spor salonunda ter atılabilir. Hiçbir şeyiniz yoksa bir yanınıza kitap alıp okuyabilirsiniz. Hatta şiir kitabı olsun, şiir okuyan kaç kişi kaldık? Kitap seçimi yapamayanlar için daha önce hazırladığımız bir listeye şuradan ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. Neden sendrom yaşadığınızı tekrar analiz edin</span><br />
<br />
Eğer bütün bunlara rağmen hala sendromunuz devam ediyorsa o zaman sorun sizde değil, sorun işinizde olabilir. O zaman Kariyer‘e bir göz atın.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/5MyZvl.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5MyZvl.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Her Pazartesi’ye aynı sıkıntı ile başlayanlar bugünden bakmanız gereken 13 şey var.<br />
<br />
Pazartesi sendromu hakkında bilmeniz gereken birkaç şey var.<br />
<br />
Twitter kullanan beyaz yakalılar üzerinde yapılan araştırmaya göre Pazartsi günleri sabah 11:16’ya kadar çalışanların çoğu gülümsemiyor bile. Pazartesi sendromu diye adlandırdığımız şeyin Salı günleri de devam edebileceğinin anlatıldığı araştırmada Japonya’daki intihar vakalarının en yüksek olduğu günün Pazartesi olduğuna da vurgu yapılmış.<br />
<br />
Neyse ki bir planımız var.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
1. Hafta sonları için yaşamayın.</span><br />
<br />
Çalışırken stres altında olanların hafta sonları çok ama çok daha fazla mutlu oldukları bir araştırmayla gözlemlenmiş. Bunun sebebi hafta boyu çalışmanın sonunda hafta sonunda yapılacak bazı aktivitelerin ödül olarak görülmesi. O zaman bunu değiştirmek mümkün. Hafta içlerine de küçük aktiviteler sığdırın, yeni ödülleriniz olsun. Çarşamba günü örneğin, çok sevdiğim bir arkadaşım Çarşamba için küçük Cumartesi derdi ve mutlaka bir aktivitesi olurdu. Deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sakin ol şampiyon, her zaman gecelerin insanı olma.</span><br />
<br />
Her Cuma ve Cumartesi sabaha kadar dışarıya çıkmanıza gerek yok. Bu hem vücudunuzun uyku dengesini bozacak hem de zamanı doğru kullanma alışkanlığınızı bozacak. Bir gece çıkın, diğerini ise daha sakin ev aktiviteleri ile geçirmeyi deneyin. Ya da evinize yakın bir yerlerde bir şeyler planlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Aşırı uyku, aşırı yorgunluk</span><br />
<br />
Öğlene kadar uyuyup enerji dolu olmayı mı bekliyorsunuz? Bütün hafta boyunca aynı uyku düzenine uymaya çalışın. Geç yattığınız günler de bile normalde uyandığınız saatte uyanmayı deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Pazar gecesinden Pazartesi’yi halledin.</span><br />
<br />
Sabah giyeceğiniz kıyafetler, hatta belki öğle yemeğinde ne yiyeceğiniz (yani bu benim için bir stres kalemi örneğin) gibi fikriniz olmadığında sizi strese sokacak işlere Pazar gecesinden karar verin. Bakın bu madde en önemlisi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Pazartesi uykunuz sağlam olsun.</span><br />
<br />
Bir kaç günlük tatilin ardından koca bir haftaya başlayacaksınız. Bunun için 7 saatlik bir uyku çekmekte yarar var. Kısa süreli uykulara dayanan bir yapınız olabilir, tebrik ederim. Ancak bu yazının başlığı sendromsuz Pazartesiler ve sendromsuz bir Pazartesi istiyorsanız haftaya iyi bir uyku çekip başlayın. Nokta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Kahvaltınız olmadan asla.</span><br />
<br />
Sabah aç karnına çalışarak stresinizi iki katına çıkarmayın. Güzel, hafif bir kahvaltı ile güne bomba gibi başlarsınız. Dünyada kahvaltıdan daha güzel sadece birkaç şey var. <img src="https://www.siberbilgi.net/images/smilies/smile.gif" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Müziği ihmal etmeyin.</span><br />
<br />
İş başı yapmadan önce güzel, modunuzu yükseltecek bir müzik açın. Keyiflenin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Tatlı bir spor?</span><br />
<br />
Egzersiz yapmanın endorfin seviyenizde artış yaptığı bir gizem değil. Günde 4-5 dakikada yapabileceğiniz hafif programlarla güne başlamayı bir deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Jilet gibi olun.</span><br />
<br />
Yeni elbiseler, yeni bir hafta. Pazartesi günü şık olmaya çalışın. Hatta enerjinizi yükseltmek için kırmızı renk tercih edin. Özgüveniniz artarken, sendromunuz yok olsun. smile ifade simgesi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Gülümseyin.</span><br />
<br />
Duş alırken, kahvaltı ederken, sabah kalktığınızda eşinize, sevgilinize, anne babanıza gülümseyin, Starbucks’tan kahve alırken baristaya gülümseyin, size yol veren o güzel insana gülümseyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. Pazartesi ödül günü olsun.</span><br />
<br />
Diyetinizi ucundan bozacak şeyleri bugün yiyin, biraz çikolata hakkınız bugün olsun, öğle arası online alışveriş yapın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12. Gün boyu küçük molalar verin.</span><br />
<br />
Çalışmalara küçük aralar vermek oldukça faydalı olacaktır. Bu bir çay – kahve molası olabilir, 30 dakikalık bir yürüyüş olabilir, eğer şanslı bir plaza çalışanıysanız havuz ya da spor salonunda ter atılabilir. Hiçbir şeyiniz yoksa bir yanınıza kitap alıp okuyabilirsiniz. Hatta şiir kitabı olsun, şiir okuyan kaç kişi kaldık? Kitap seçimi yapamayanlar için daha önce hazırladığımız bir listeye şuradan ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. Neden sendrom yaşadığınızı tekrar analiz edin</span><br />
<br />
Eğer bütün bunlara rağmen hala sendromunuz devam ediyorsa o zaman sorun sizde değil, sorun işinizde olabilir. O zaman Kariyer‘e bir göz atın.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/5MyZvl.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5MyZvl.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Depresyondan Çıkıp Nasıl 300 Milyon Dolarlık Bir İş Kurdu?]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-depresyondan-cikip-nasil-300-milyon-dolarlik-bir-is-kurdu-794.html</link>
			<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 19:27:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-depresyondan-cikip-nasil-300-milyon-dolarlik-bir-is-kurdu-794.html</guid>
			<description><![CDATA[Bundan tam 5 yıl önce, Annie Lawless yataktan bile çıkmakta zorluk çekiyordu. Hukuk okuyordu ve mutsuzdu. Dersleri çok iyi olmasına karşın kendisini derin bir depresyon içinde hissediyordu ve çaresizdi.<br />
<br />
Kendisini yoracak işler yerine, mutlu edecek bişeyler yapması gerektiğini biliyordu. O da zorunlu hobisi olan beslenme işini seçti. Lawless, küçükken çölyak hastasıydı ve bu da onu beslenme uzmanı olacak kadar çok araştırmaya itti. Küçük yaştan itibaren, meyve sularını sıkarak gerekli doğru beslenmeyi sağlamaya çalışıyordu. Özellike meyveleri manuel sıkıcılarla sıkıyordu çünkü motorlu olanlar ısı üretiyor ve meyvenin vitamin değerlerini düşürüyordu.<br />
<br />
Lawless, tıpkı kendisi gibi arkadaşı Eric Ethans’ında meyvelere karşı tutkusu olduğunu keşfetti. İkili, manavdan aldıkları tamamen organik meyvelerle kendi uydurdukları tarifler yaratarak çeşitli meyve suları ürettiler. Yaptıkları meyve sularını önce Yoga sınıfına dağıttılar, ardından kendi arabasıyla kapıya teslim satış yapmaya başladılar.<br />
<br />
Talep çok hızlı büyüdü. İkilinin müşterilerinden birinin kocası, James Brennan, çok saygın ve başarılı bir işadamı idi ve meyve suyu işindeki potansiyeli gördü. İkiliye kendisinin de katılmasını arzuladığını iletti. Lawless ve Ethans, talebe karşılık vermekte zorlanıyorlardı ve Brennan’ın iş tecrübesinden faydalanabileceklerini düşündüler. Brennan, çok kısa sürede NIKA sularının kurucusu Jeff Church’ü ortak etti ve böylece Suja markası doğdu.<br />
<br />
Raf ömrü, organik ve GDOsuz Suja ürünlerinin, büyük kitlelere dağıtımı için çok kritik bir sorundu. Manuel makinelerle sıkılan meyve sularının raf ömrü sadece 3 gündü ve bu ulusal dağıtım için sorun teşkil ediyordu. Teknolojik meyve suyu sıkıcıları kullanıp, daha uzun ömürlü ürünler üretebilirdi fakat diğer yandan besin değerlerinden feragat etmesi gerekiyordu. Bunu yapmak yerine, firma misyonuyla aynı çizgide olan bir çözüm buldu. Bakteri oluşumunu tamamen ortadan kaldıran Yüksek Basınçlı Eziciler (YBE). Bu şekilde meyve suları 30 güne kadar ilk günki besin değerleri ile muhafaza edilebiliyordu ve bu sayede ulusal dağıtım sorunu da çözülmüş oluyordu.<br />
<br />
2012 yılında, yani kuruluşdan tam 1 yıl sonra, Suja, Whole Foods oldu. Artık 10.000’den fazla markette satılıyordu. Yıllık ciroları &#36;80- &#36;90 milyonu bulmuştu. Bu büyüme yatırımcıların iştahını kabarttı. Geçtiğimiz Ağustos ayında şirketin %30’unu Coca-Cola &#36;90 milyona, %20’sini ise Goldman Sachs &#36;60 milyona satın aldı. Bu da şirketin değerini &#36;300 milyon olarak onayladı. Coca-Cola ile olan ortaklık, Suja’ya daha büyük bir tesis, daha ucuz toplu alım gücü ve devasa bir dağıtım ağı sağladı.<br />
<br />
Tüm bu olanların ardından Lawless 30 yaşında bile değil. Yaşından çok daha olgun düşünceleri ve hayat felsefesi birçoğumuza ışık tutabilir. Birkaçını sizler için derledik. Daha fazlasını Lawless’ın kendi bloğunda bulabilirsiniz: BLAWNDE<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Korku Yerine Sevgiyi Seç</span><br />
<br />
Annie’nin ailesi hukukçu. Bu da Annie’nin üzerinde hukuk okuması konusunda çok baskı yapıyordu ve onlara hayal kırıklığı yaşatmaktan korkuyordu. Fakat o yinede sevidiği işe – beslenmeye gönül verdi. Okulu sebepsizce ve plansızca bıraktığını ailesine hemen mi söyledi yoksa daha sonra mı söyledi bilinmez ama verdiği kararın ne kadar doğru olduğunu zaman gösterdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Vücudunu Dinle</span><br />
<br />
Annie’nin yorgunluğu ve depresyonda hissetmesi, hukuk okumanın onun tutkusu olmadığını ve kendi sevdiği işi ve yolu seçmesi gerektiğinin sinyallerini veriyordu. Vücudunuz sizin pusulanızdır. Eğer onu nasıl dinleyeceğinizi çözerseniz, size ne zaman yoldan çıktığınızı ve ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Basamakları Birer Birer Çık</span><br />
<br />
Lawless, okulu 5 yılda &#36;300 milyonluk iş kurmak için bırakmadı. Depresyonla mücadele edebilmek için bir küçük adım attı. Lao Tzu’nun dediği gibi ” Bin millik yolculuk, bir küçük adım ile başladı“. Başaracağınıza inandığınız hedefler koymak, kendinize olan güveni perçinleyecektir. Lawless, kendine olan saygısını, hedefine adım adım yaklaşarak kazandığını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Evrene Teslim Ol</span><br />
<br />
Senkronize olun. Lawless’ın hayatında ki fırsatlar bir tesadüf değildi. Doğru yerde doğru zamanda olmak ve fırsatları görmekle alakalı idi. Çevresinden gelen yardımları geri çevirmedi ve onlardan faydalanma yolunu seçti. Tam aksine egosuna yenik düşerek, ben tek başıma başarırım demedi. Başarı, güven, cesaret ve belki de biraz da pazarlık ile geldi.<br />
<br />
Evrenin size ne sunacağını bilemezsiniz. Ona teslim olmayı deneyin. Mesela bir sonraki akşam yemeğinizde nereye gideceğinize bırakın bir başkası karar versin. Belki de hayat boyu sahip olacağınız bir dostunuz veya gelecekteki ortağınız sizi orada bekliyor olacak.<br />
<br />
Steve Job’un dediği gibi ” Eğer hayatımdaki son gün bugün olsaydı, yapmak üzere olduğum şeyi yapar mıydım? Eğer cevabım üstüste birkaç gün “Hayır” ise, birşeyleri değiştirme vaktinin geldiğini anlardım.”<br />
<br />
Şimdi sıra sizde. Ya korkuyu ya sevgiyi seçin. Vücudunuzu dinleyin. Basamakları birer birer çıkın ve evrene teslim olun. Kim bilir, belki de kendinizi &#36;300 milyonluk işinizin başında bulursunuz.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://lh3.googleusercontent.com/tfn3KOwTLm9TzUmFQh7fSA6skNv65Nu83L-bRbQEDAVcsXH0BYrPLVQTozpYCnH9bst3pvL6EH8HdkvhqTqr8g_8CmagQZYT-5GdnrvABh2A1UQfM11VxgzOFcRbx47zsfEAMvdlCb2KiYCiqldQQieGlQhKpBIp_rBppMOFZWoU38ENQbwHV7Pzv6kOFlwTZi8m4BRzxH_V4LNXf92qwcfDbHnCKbj1FyrNJ8MVxWt2dxdoYgXHPM32vds2ktWR50TZ-6kV9uSM_njY-QIhPfvFlNvXePl-PU1USBTxspOiHL3SgiadQtbGw1fLwAUtr88cWP5Wf4d15syQixYGCFJ72ZrbdWxm5kIcX52kPhyp20q56gUPrHh8A9gzHE8tMzGEqJosak8wksqhAdNQUfF2oXnwSbVldl_sfGpUFNyCyeOKqwtnTPXUHHd6VVuccnxKRpjWy05wUHjbnMN97oPy_WMD9JSkD-YKY_1qu7t7f1DWbz95i0QAI1YsaEmqBGOcXNrujhUnTLbokYyYCdN6saoYjXqbNL_w_Wp8cg=w494-h387-no" loading="lazy"  alt="[Resim: tfn3KOwTLm9TzUmFQh7fSA6skNv65Nu83L-bRbQE...94-h387-no]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bundan tam 5 yıl önce, Annie Lawless yataktan bile çıkmakta zorluk çekiyordu. Hukuk okuyordu ve mutsuzdu. Dersleri çok iyi olmasına karşın kendisini derin bir depresyon içinde hissediyordu ve çaresizdi.<br />
<br />
Kendisini yoracak işler yerine, mutlu edecek bişeyler yapması gerektiğini biliyordu. O da zorunlu hobisi olan beslenme işini seçti. Lawless, küçükken çölyak hastasıydı ve bu da onu beslenme uzmanı olacak kadar çok araştırmaya itti. Küçük yaştan itibaren, meyve sularını sıkarak gerekli doğru beslenmeyi sağlamaya çalışıyordu. Özellike meyveleri manuel sıkıcılarla sıkıyordu çünkü motorlu olanlar ısı üretiyor ve meyvenin vitamin değerlerini düşürüyordu.<br />
<br />
Lawless, tıpkı kendisi gibi arkadaşı Eric Ethans’ında meyvelere karşı tutkusu olduğunu keşfetti. İkili, manavdan aldıkları tamamen organik meyvelerle kendi uydurdukları tarifler yaratarak çeşitli meyve suları ürettiler. Yaptıkları meyve sularını önce Yoga sınıfına dağıttılar, ardından kendi arabasıyla kapıya teslim satış yapmaya başladılar.<br />
<br />
Talep çok hızlı büyüdü. İkilinin müşterilerinden birinin kocası, James Brennan, çok saygın ve başarılı bir işadamı idi ve meyve suyu işindeki potansiyeli gördü. İkiliye kendisinin de katılmasını arzuladığını iletti. Lawless ve Ethans, talebe karşılık vermekte zorlanıyorlardı ve Brennan’ın iş tecrübesinden faydalanabileceklerini düşündüler. Brennan, çok kısa sürede NIKA sularının kurucusu Jeff Church’ü ortak etti ve böylece Suja markası doğdu.<br />
<br />
Raf ömrü, organik ve GDOsuz Suja ürünlerinin, büyük kitlelere dağıtımı için çok kritik bir sorundu. Manuel makinelerle sıkılan meyve sularının raf ömrü sadece 3 gündü ve bu ulusal dağıtım için sorun teşkil ediyordu. Teknolojik meyve suyu sıkıcıları kullanıp, daha uzun ömürlü ürünler üretebilirdi fakat diğer yandan besin değerlerinden feragat etmesi gerekiyordu. Bunu yapmak yerine, firma misyonuyla aynı çizgide olan bir çözüm buldu. Bakteri oluşumunu tamamen ortadan kaldıran Yüksek Basınçlı Eziciler (YBE). Bu şekilde meyve suları 30 güne kadar ilk günki besin değerleri ile muhafaza edilebiliyordu ve bu sayede ulusal dağıtım sorunu da çözülmüş oluyordu.<br />
<br />
2012 yılında, yani kuruluşdan tam 1 yıl sonra, Suja, Whole Foods oldu. Artık 10.000’den fazla markette satılıyordu. Yıllık ciroları &#36;80- &#36;90 milyonu bulmuştu. Bu büyüme yatırımcıların iştahını kabarttı. Geçtiğimiz Ağustos ayında şirketin %30’unu Coca-Cola &#36;90 milyona, %20’sini ise Goldman Sachs &#36;60 milyona satın aldı. Bu da şirketin değerini &#36;300 milyon olarak onayladı. Coca-Cola ile olan ortaklık, Suja’ya daha büyük bir tesis, daha ucuz toplu alım gücü ve devasa bir dağıtım ağı sağladı.<br />
<br />
Tüm bu olanların ardından Lawless 30 yaşında bile değil. Yaşından çok daha olgun düşünceleri ve hayat felsefesi birçoğumuza ışık tutabilir. Birkaçını sizler için derledik. Daha fazlasını Lawless’ın kendi bloğunda bulabilirsiniz: BLAWNDE<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Korku Yerine Sevgiyi Seç</span><br />
<br />
Annie’nin ailesi hukukçu. Bu da Annie’nin üzerinde hukuk okuması konusunda çok baskı yapıyordu ve onlara hayal kırıklığı yaşatmaktan korkuyordu. Fakat o yinede sevidiği işe – beslenmeye gönül verdi. Okulu sebepsizce ve plansızca bıraktığını ailesine hemen mi söyledi yoksa daha sonra mı söyledi bilinmez ama verdiği kararın ne kadar doğru olduğunu zaman gösterdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Vücudunu Dinle</span><br />
<br />
Annie’nin yorgunluğu ve depresyonda hissetmesi, hukuk okumanın onun tutkusu olmadığını ve kendi sevdiği işi ve yolu seçmesi gerektiğinin sinyallerini veriyordu. Vücudunuz sizin pusulanızdır. Eğer onu nasıl dinleyeceğinizi çözerseniz, size ne zaman yoldan çıktığınızı ve ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Basamakları Birer Birer Çık</span><br />
<br />
Lawless, okulu 5 yılda &#36;300 milyonluk iş kurmak için bırakmadı. Depresyonla mücadele edebilmek için bir küçük adım attı. Lao Tzu’nun dediği gibi ” Bin millik yolculuk, bir küçük adım ile başladı“. Başaracağınıza inandığınız hedefler koymak, kendinize olan güveni perçinleyecektir. Lawless, kendine olan saygısını, hedefine adım adım yaklaşarak kazandığını söylüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Evrene Teslim Ol</span><br />
<br />
Senkronize olun. Lawless’ın hayatında ki fırsatlar bir tesadüf değildi. Doğru yerde doğru zamanda olmak ve fırsatları görmekle alakalı idi. Çevresinden gelen yardımları geri çevirmedi ve onlardan faydalanma yolunu seçti. Tam aksine egosuna yenik düşerek, ben tek başıma başarırım demedi. Başarı, güven, cesaret ve belki de biraz da pazarlık ile geldi.<br />
<br />
Evrenin size ne sunacağını bilemezsiniz. Ona teslim olmayı deneyin. Mesela bir sonraki akşam yemeğinizde nereye gideceğinize bırakın bir başkası karar versin. Belki de hayat boyu sahip olacağınız bir dostunuz veya gelecekteki ortağınız sizi orada bekliyor olacak.<br />
<br />
Steve Job’un dediği gibi ” Eğer hayatımdaki son gün bugün olsaydı, yapmak üzere olduğum şeyi yapar mıydım? Eğer cevabım üstüste birkaç gün “Hayır” ise, birşeyleri değiştirme vaktinin geldiğini anlardım.”<br />
<br />
Şimdi sıra sizde. Ya korkuyu ya sevgiyi seçin. Vücudunuzu dinleyin. Basamakları birer birer çıkın ve evrene teslim olun. Kim bilir, belki de kendinizi &#36;300 milyonluk işinizin başında bulursunuz.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://lh3.googleusercontent.com/tfn3KOwTLm9TzUmFQh7fSA6skNv65Nu83L-bRbQEDAVcsXH0BYrPLVQTozpYCnH9bst3pvL6EH8HdkvhqTqr8g_8CmagQZYT-5GdnrvABh2A1UQfM11VxgzOFcRbx47zsfEAMvdlCb2KiYCiqldQQieGlQhKpBIp_rBppMOFZWoU38ENQbwHV7Pzv6kOFlwTZi8m4BRzxH_V4LNXf92qwcfDbHnCKbj1FyrNJ8MVxWt2dxdoYgXHPM32vds2ktWR50TZ-6kV9uSM_njY-QIhPfvFlNvXePl-PU1USBTxspOiHL3SgiadQtbGw1fLwAUtr88cWP5Wf4d15syQixYGCFJ72ZrbdWxm5kIcX52kPhyp20q56gUPrHh8A9gzHE8tMzGEqJosak8wksqhAdNQUfF2oXnwSbVldl_sfGpUFNyCyeOKqwtnTPXUHHd6VVuccnxKRpjWy05wUHjbnMN97oPy_WMD9JSkD-YKY_1qu7t7f1DWbz95i0QAI1YsaEmqBGOcXNrujhUnTLbokYyYCdN6saoYjXqbNL_w_Wp8cg=w494-h387-no" loading="lazy"  alt="[Resim: tfn3KOwTLm9TzUmFQh7fSA6skNv65Nu83L-bRbQE...94-h387-no]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İrade ve Başarının Mükemmel Birlikteliği]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-irade-ve-basarinin-mukemmel-birlikteligi-793.html</link>
			<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 19:15:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=14">ahmetsahin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-irade-ve-basarinin-mukemmel-birlikteligi-793.html</guid>
			<description><![CDATA[Bazı insanlar vardır aklına koyduğunu yapan. Sihir gibi. Gıpta ile izleriz onları. Sihir neresindedir? Aklına koyduklarında mı? Yoksa yaptıklarında mı? Bence ikisi de… İrade başarının olmazsa olmazıdır.<br />
<br />
Pazartesi günü sigarayı bırakıyorum deyip bir daha içmeyen, önümüzdeki ay diyete başlıyorum deyip başlayan ve bir daha bırakmayan, İspanyolca öğreneceğim deyip öğrenen, ispanya’ya gidip ilerleten insanlar var etrafımızda.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biz de öyle olmak istiyoruz ama nasıl?</span><br />
<br />
Önce aklımıza koyduklarımız önemli. Herkesin ayrı ayrı sebepleri var bunları istemek için. Önce neden istediğimiz sonra da ne kadar istediğimiz önemli. Bizim için önemli olan her şey zihnimizde kalıcı bir yer kaplar. İrademizin de işini kolaylaştırır.<br />
<br />
İhtiyacımız olduğunu düşündüğümüz istekler karara dönüştükten sonra, zihnimizde, bir de olgunlaşma süresine ihtiyaç duyarlar.<br />
O zaman aklımıza koyacaklarımız; hem çok istediğimiz hem de uzun zamandır yapmayı planladığımız şeyler olmalı; ancak o zaman iradenin yükü azalır.<br />
<br />
İrademizin gücüne hep ihtiyaç duyacağız. O, başarının olmazsa olmazıdır.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/Ngr00Q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Ngr00Q.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Yazan: Berrin Özyılmaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bazı insanlar vardır aklına koyduğunu yapan. Sihir gibi. Gıpta ile izleriz onları. Sihir neresindedir? Aklına koyduklarında mı? Yoksa yaptıklarında mı? Bence ikisi de… İrade başarının olmazsa olmazıdır.<br />
<br />
Pazartesi günü sigarayı bırakıyorum deyip bir daha içmeyen, önümüzdeki ay diyete başlıyorum deyip başlayan ve bir daha bırakmayan, İspanyolca öğreneceğim deyip öğrenen, ispanya’ya gidip ilerleten insanlar var etrafımızda.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biz de öyle olmak istiyoruz ama nasıl?</span><br />
<br />
Önce aklımıza koyduklarımız önemli. Herkesin ayrı ayrı sebepleri var bunları istemek için. Önce neden istediğimiz sonra da ne kadar istediğimiz önemli. Bizim için önemli olan her şey zihnimizde kalıcı bir yer kaplar. İrademizin de işini kolaylaştırır.<br />
<br />
İhtiyacımız olduğunu düşündüğümüz istekler karara dönüştükten sonra, zihnimizde, bir de olgunlaşma süresine ihtiyaç duyarlar.<br />
O zaman aklımıza koyacaklarımız; hem çok istediğimiz hem de uzun zamandır yapmayı planladığımız şeyler olmalı; ancak o zaman iradenin yükü azalır.<br />
<br />
İrademizin gücüne hep ihtiyaç duyacağız. O, başarının olmazsa olmazıdır.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/Ngr00Q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Ngr00Q.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Yazan: Berrin Özyılmaz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En az çabayla maksimum verim için: Yalınlaştırmak!]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-en-az-cabayla-maksimum-verim-icin-yalinlastirmak-792.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 20:29:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-en-az-cabayla-maksimum-verim-icin-yalinlastirmak-792.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.capital.com.tr/content/haberler/vrmlk13-296.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: vrmlk13-296.jpg]" class="mycode_img" />Yalın bir yönetim anlayışı geliştirildiğinde iş hayatındaki başarı kaçınılmaz olabilir. Yönetimde yalınlığı en basit olarak şu şekilde açıklayabiliriz. “Daha az çaba, daha fazla olanı yapmak..” Peki bu açıklamayı geliştirdiğimizde karşımıza tam olarak neler çıkıyor. İşte yönetimi yalınlaştırmanın 7 altın kuralı…<br />
Yalın Olmak<br />
<br />
İş dünyasında başarı elde edebilmek için yalın olmak gerektiği üzerine çok fazla kitap ve yazı yazıldı. Peki nedir bu yalınlık, nasıl olunur ve başarıyı nasıl getirir kısaca bakalım. İngilizce “lean” olarak geçen yalın yönetim anlayışının yaygınlaşması, Jeff Liker’ın Toyota’nın 2001-2004 yılları arasında bu yöntemle elde ettiği başarıları anlatan The Toyota Way kitabıyla oldu. Aslında yalın yönetim anlayışını Toyota icat etmedi, sade ve yalınlığı bir yaşam biçimi olarak kabul etmiş Japon halkının yıllardır uyguladığı bazı prensipler, iş dünyasının yine çok uzun zamandır kabul edip kullandığı yöntemlerle harmanlanarak oluşturuldu.<br />
<br />
Yalın yönetimi tek bir cümleyle açıklamak gerekirse daha azı ile daha fazla yapmak olarak özetlenebilir. Nedir daha az olan? Daha az zaman, daha az çaba, daha az masraf, daha az malzeme vb. Daha azlar burada sayılanlar sınırlı değil elbette, istediğimiz kadar daha az biz de ekleyebiliriz. Peki, daha azla daha çoğu nasıl yapacağız?<br />
İşte burada temel yalın prensipleri devreye giriyor<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrafı azalt.</span> “Hangi kurum israf yapmak ister ki?” diyebilirsiniz ama yalın yönetim anlayışında israf biraz daha geniş olarak “değer katmayan her türlü faaliyet ve ürün israftır” şeklinde özetleniyor. Örneğin üretilen arabaya yedek lastiğin yanı sıra bir de pompa koymak müşteri açısından değer getirmiyorsa bu israftır. Ya da belli miktardan daha fazla stok tutmak israftır. Japon anlayışına göre yedi temel israf (muda) var:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla stok bulundurmak.</span> Bu stok ürün ya da hammadde stoku olabileceği gibi, fazla personel tutmak da bu kapsamda değerlendirilebilir. Stok fazlası buldurmak hem bunların korunması açısından maliyetli, hem de kullanılmama/satılamama ihtimallerinden dolayı risklidir. Stok fazlasını sadece ürün olarak da düşünmemek lazım. Örneğin gereğinden fazla sayıda ya da gereğinden fazla yetkinlikte personel bulundurmak da stok fazlası olarak sayılabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla taşıma yapmak. </span>Burada her türlü gereksiz hareket israf olarak değerlendirilir. Örneğin bir restoranda mutfağın uzak olması veya depo ile mutfak arasının uzaklığı israftır. Aynı şekilde fakrikada üretim hattı ile deponun uzaklığı israftır. Hatta mümkün olduğunca üretim ya da servis müşteriye en yakın lokasyonda yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla hareket etmek.</span> Süreç içinde gerekli her şey el atında olmalıdır. Bir aşçının her bıçak için 4-5 adım atması gerektiğini düşünsenize. Japonlar en az hareketle çalışabilmek için U şeklinde çalışma ortamları planlamıştır. Bu şekilde hazırlanan tezgahlarda çalışanlar 270 derecelik alan içerisinde ihtiyaçları olan tüm araç ve gereçlere ulaşabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beklemek. </span>He türlü beklemeyi yok etmek gerekir. Bekleme bir darboğaz göstergesidir. Beklemelerin nedenlerini tespit edip yavaş kalan bütün kaynakları hızlandırmak için çalışmalıyız. Fakat beklemeleri azaltmak sadece kaynakları hızlandırmakla olmaz. İş süreçlerimizin akışlarına da bakmamız, olabildiğince paralel çalışır hale getirmemiz gerekiyor. Ancak paralel çalışmak da beklemeleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Örneğin birden çok adımda ilerleyen bir iş süreci düşünün. İlk adımda iş yapılıyor, daha sonra ikinci adıma geçiliyor. İkinci adım çalışmaya başladığında ilk adım yeni bir işe başlayabiliyor. İlk bakışta paralellik var, ama yine de ilk adım işini bitirene kadar ikinci adım beklemek zorunda kalıyor. Bu gibi durumlarda da her adımda, işi olabildiğince küçük parçalara bölmek işe yarayacaktır. Bu adımlarda ne kadar sıra süreli iş yapılırsa bekleme o kadar az olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yönetimde yalınlaştırmak</span><br />
Hataları düzeltmek. İşletmemizde oluşan hataları ve bunları düzeltmek için harcadığımız çabaları düşününce, daha az hata olduğu takdirde ne kadar tasarruf sağlayacağımızı da görmüş oluruz. Hataları tamamen yok etmek mümkün olmasa da, en azından olduğu anda haberdar olabilmek bile çok şey kazandıracaktır. Bir hata ne kadar erken farkedilirse oluşturacağı zarar da o kadar küçük olur. Araba üretim hattında kalitesiz bir somun kullanımını düşünün, bu durumun farkedilip düzeltilmesi belki üretimi aksatacaktır. Yeni somun tedarik edilecek, test edilecek, onaylanacak, bu aşamadan sonra üretim durduğu yerden tekrar başlayacak. Bir de kalitesiz somun yüzünden oluşacak kazaları, daha sonra üretilen sorunlu araçların tekrar yetkili servislere çağırılıp ücretsiz değişim yapılmasını ve hepsinden kötüsü, memnuniyetsiz müşteri ve kötü üretilmiş ürün algısını düşünün. Somunu baştan değiştirmenin, hataları olabildiğince erken bulup düzeltmenin bizi ne kadar büyük bir israftan kurtaracağı yeterince açık, değil mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazlasını üretmek.</span> İlk bakışta fazla üretimin sonucu stok büyümesi gibi görünse de burada asıl tehlike bu ürünün satılmama ihtimalidir. Yalın yönetimin bu sorun için çözümü, ihtiyaç oldukça üretim yaparak satılamayacak ürün ya da hizmet bulundurma israfını ortadan kaldırmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla çabalamak. </span>Pek çok kurum elinde yeterli araç olmadığı için fazladan çaba göstermek zorunda kalır. Özellikle teknolojinin az kullanılması, fazladan çaba sarf etme sonucunu doğurur. Bilgisayar kullanmayan bir kurumun basit muhasebe işlemleri için bile ne kadar çaba harcayacağını düşünün. Aynı şekilde, yeterince eğitime ya da uygun yetkinliklere sahip olmayan çalışanlar da fazla çaba sonucu doğururlar.<br />
<br />
İsrafları azaltmanın ilk adımı bunları görünür hale getirmekten geçer. Daha sonra değişik yalın yönetim araçları kullanılarak bu israfların bertaraf edilmesine başlamak gerekir. İsrafların yok edilmesi, tek seferlik ve kısa vadeli uygulamalarla mümkün olmaz; iyiye doğru ve sürekli bir çaba gerektirir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süreçleri basitleştir.</span> Yalın yönetimin temelinde süreç bazlı yönetim yer alır. Buradaki önemli noktaysa, süreçlerin karmaşıklıktan çıkarılarak olabildiğince basit ve sade olmalarının amaçlanmasıdır. Bu pek çok kurum için bir dönüşüm anlamına gelir; tüm süreçlerin masaya yatırılıp nasıl daha basit olabileceğinin değerlendirilmesi ve yeni, basit ve uygun süreçlerin kurgulanması ve uygulanması kolay olmayacaktır.<br />
<br />
Süreçlerin basitleşmesi, standart prosedürlerin hazırlanıp uygulanmasıyla mümkün olur. Her çalışanın aynı prosedürü uygulaması servis/ürün kalitesini arttırır, hata sayısını azaltır ve her şeyden önemlisi, yönetim kolaylığı sağlar. Aynı şekilde basitlik, roller için sorumluluklarının daha net tanımlanabilmesi avantajını getirir. Yalın yönetim insan odaklıdır; çalışanlara süreç içerisinde net sorumluluklar yüklemenin yanı sıra yalın yönetim prensiplerine aykırı bir durum oluştuğunda, gerekirse süreci durdurma ve üretime baştan başlama yetkisi de tanır.<br />
<br />
En önemlisi de basit ve standart süreçlerin otomasyonlarını sağlamak da daha kolay olur. Ancak yalın yönetim kavramında bir işin otomasyonunu sağlamak, o işi sahipsiz bırakmak anlamına da gelmez. Her işin sahibi, yürüyen sürecin kalite ve verimliliğini izlemekten, devamlı iyileştirme çalışmaları yapmaktan sorumludur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sürekli gelişim sağla.</span> Japonlar bir şeyi devamlı geliştirmek için sürekli çaba gösterme, devamlı daha iyiyi arama felsefesine Kaizen der (kai: sürekli, zen: iyi). Kaizen bu anlamda yalın yönetimin ayrılmaz bir parçasıdır. Burada süreçlerin devamlı iyileştirilmesi amaçlanır; eğer süreç iyileşirse, bu durum zaten çıktı olan servis ya da ürün kalitesine yansıyacaktır.<br />
Kazien felsefesinde büyük adımlar atılması hedeflenmez, asıl önemli olan iyileşmenin devamlı olmasıdır. Sonuçların da hemen kısa vadede ortaya çıkması beklenmez, daha uzun vadeli, sabırlı olmak gerekir. Kaizen uygulanması çok geniş kapsamlı olduğu için bir sonraki yazıda bu konuda yazmaya devam edeceğim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.capital.com.tr/content/haberler/vrmlk13-296.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: vrmlk13-296.jpg]" class="mycode_img" />Yalın bir yönetim anlayışı geliştirildiğinde iş hayatındaki başarı kaçınılmaz olabilir. Yönetimde yalınlığı en basit olarak şu şekilde açıklayabiliriz. “Daha az çaba, daha fazla olanı yapmak..” Peki bu açıklamayı geliştirdiğimizde karşımıza tam olarak neler çıkıyor. İşte yönetimi yalınlaştırmanın 7 altın kuralı…<br />
Yalın Olmak<br />
<br />
İş dünyasında başarı elde edebilmek için yalın olmak gerektiği üzerine çok fazla kitap ve yazı yazıldı. Peki nedir bu yalınlık, nasıl olunur ve başarıyı nasıl getirir kısaca bakalım. İngilizce “lean” olarak geçen yalın yönetim anlayışının yaygınlaşması, Jeff Liker’ın Toyota’nın 2001-2004 yılları arasında bu yöntemle elde ettiği başarıları anlatan The Toyota Way kitabıyla oldu. Aslında yalın yönetim anlayışını Toyota icat etmedi, sade ve yalınlığı bir yaşam biçimi olarak kabul etmiş Japon halkının yıllardır uyguladığı bazı prensipler, iş dünyasının yine çok uzun zamandır kabul edip kullandığı yöntemlerle harmanlanarak oluşturuldu.<br />
<br />
Yalın yönetimi tek bir cümleyle açıklamak gerekirse daha azı ile daha fazla yapmak olarak özetlenebilir. Nedir daha az olan? Daha az zaman, daha az çaba, daha az masraf, daha az malzeme vb. Daha azlar burada sayılanlar sınırlı değil elbette, istediğimiz kadar daha az biz de ekleyebiliriz. Peki, daha azla daha çoğu nasıl yapacağız?<br />
İşte burada temel yalın prensipleri devreye giriyor<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrafı azalt.</span> “Hangi kurum israf yapmak ister ki?” diyebilirsiniz ama yalın yönetim anlayışında israf biraz daha geniş olarak “değer katmayan her türlü faaliyet ve ürün israftır” şeklinde özetleniyor. Örneğin üretilen arabaya yedek lastiğin yanı sıra bir de pompa koymak müşteri açısından değer getirmiyorsa bu israftır. Ya da belli miktardan daha fazla stok tutmak israftır. Japon anlayışına göre yedi temel israf (muda) var:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla stok bulundurmak.</span> Bu stok ürün ya da hammadde stoku olabileceği gibi, fazla personel tutmak da bu kapsamda değerlendirilebilir. Stok fazlası buldurmak hem bunların korunması açısından maliyetli, hem de kullanılmama/satılamama ihtimallerinden dolayı risklidir. Stok fazlasını sadece ürün olarak da düşünmemek lazım. Örneğin gereğinden fazla sayıda ya da gereğinden fazla yetkinlikte personel bulundurmak da stok fazlası olarak sayılabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla taşıma yapmak. </span>Burada her türlü gereksiz hareket israf olarak değerlendirilir. Örneğin bir restoranda mutfağın uzak olması veya depo ile mutfak arasının uzaklığı israftır. Aynı şekilde fakrikada üretim hattı ile deponun uzaklığı israftır. Hatta mümkün olduğunca üretim ya da servis müşteriye en yakın lokasyonda yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla hareket etmek.</span> Süreç içinde gerekli her şey el atında olmalıdır. Bir aşçının her bıçak için 4-5 adım atması gerektiğini düşünsenize. Japonlar en az hareketle çalışabilmek için U şeklinde çalışma ortamları planlamıştır. Bu şekilde hazırlanan tezgahlarda çalışanlar 270 derecelik alan içerisinde ihtiyaçları olan tüm araç ve gereçlere ulaşabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beklemek. </span>He türlü beklemeyi yok etmek gerekir. Bekleme bir darboğaz göstergesidir. Beklemelerin nedenlerini tespit edip yavaş kalan bütün kaynakları hızlandırmak için çalışmalıyız. Fakat beklemeleri azaltmak sadece kaynakları hızlandırmakla olmaz. İş süreçlerimizin akışlarına da bakmamız, olabildiğince paralel çalışır hale getirmemiz gerekiyor. Ancak paralel çalışmak da beklemeleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Örneğin birden çok adımda ilerleyen bir iş süreci düşünün. İlk adımda iş yapılıyor, daha sonra ikinci adıma geçiliyor. İkinci adım çalışmaya başladığında ilk adım yeni bir işe başlayabiliyor. İlk bakışta paralellik var, ama yine de ilk adım işini bitirene kadar ikinci adım beklemek zorunda kalıyor. Bu gibi durumlarda da her adımda, işi olabildiğince küçük parçalara bölmek işe yarayacaktır. Bu adımlarda ne kadar sıra süreli iş yapılırsa bekleme o kadar az olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yönetimde yalınlaştırmak</span><br />
Hataları düzeltmek. İşletmemizde oluşan hataları ve bunları düzeltmek için harcadığımız çabaları düşününce, daha az hata olduğu takdirde ne kadar tasarruf sağlayacağımızı da görmüş oluruz. Hataları tamamen yok etmek mümkün olmasa da, en azından olduğu anda haberdar olabilmek bile çok şey kazandıracaktır. Bir hata ne kadar erken farkedilirse oluşturacağı zarar da o kadar küçük olur. Araba üretim hattında kalitesiz bir somun kullanımını düşünün, bu durumun farkedilip düzeltilmesi belki üretimi aksatacaktır. Yeni somun tedarik edilecek, test edilecek, onaylanacak, bu aşamadan sonra üretim durduğu yerden tekrar başlayacak. Bir de kalitesiz somun yüzünden oluşacak kazaları, daha sonra üretilen sorunlu araçların tekrar yetkili servislere çağırılıp ücretsiz değişim yapılmasını ve hepsinden kötüsü, memnuniyetsiz müşteri ve kötü üretilmiş ürün algısını düşünün. Somunu baştan değiştirmenin, hataları olabildiğince erken bulup düzeltmenin bizi ne kadar büyük bir israftan kurtaracağı yeterince açık, değil mi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazlasını üretmek.</span> İlk bakışta fazla üretimin sonucu stok büyümesi gibi görünse de burada asıl tehlike bu ürünün satılmama ihtimalidir. Yalın yönetimin bu sorun için çözümü, ihtiyaç oldukça üretim yaparak satılamayacak ürün ya da hizmet bulundurma israfını ortadan kaldırmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla çabalamak. </span>Pek çok kurum elinde yeterli araç olmadığı için fazladan çaba göstermek zorunda kalır. Özellikle teknolojinin az kullanılması, fazladan çaba sarf etme sonucunu doğurur. Bilgisayar kullanmayan bir kurumun basit muhasebe işlemleri için bile ne kadar çaba harcayacağını düşünün. Aynı şekilde, yeterince eğitime ya da uygun yetkinliklere sahip olmayan çalışanlar da fazla çaba sonucu doğururlar.<br />
<br />
İsrafları azaltmanın ilk adımı bunları görünür hale getirmekten geçer. Daha sonra değişik yalın yönetim araçları kullanılarak bu israfların bertaraf edilmesine başlamak gerekir. İsrafların yok edilmesi, tek seferlik ve kısa vadeli uygulamalarla mümkün olmaz; iyiye doğru ve sürekli bir çaba gerektirir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süreçleri basitleştir.</span> Yalın yönetimin temelinde süreç bazlı yönetim yer alır. Buradaki önemli noktaysa, süreçlerin karmaşıklıktan çıkarılarak olabildiğince basit ve sade olmalarının amaçlanmasıdır. Bu pek çok kurum için bir dönüşüm anlamına gelir; tüm süreçlerin masaya yatırılıp nasıl daha basit olabileceğinin değerlendirilmesi ve yeni, basit ve uygun süreçlerin kurgulanması ve uygulanması kolay olmayacaktır.<br />
<br />
Süreçlerin basitleşmesi, standart prosedürlerin hazırlanıp uygulanmasıyla mümkün olur. Her çalışanın aynı prosedürü uygulaması servis/ürün kalitesini arttırır, hata sayısını azaltır ve her şeyden önemlisi, yönetim kolaylığı sağlar. Aynı şekilde basitlik, roller için sorumluluklarının daha net tanımlanabilmesi avantajını getirir. Yalın yönetim insan odaklıdır; çalışanlara süreç içerisinde net sorumluluklar yüklemenin yanı sıra yalın yönetim prensiplerine aykırı bir durum oluştuğunda, gerekirse süreci durdurma ve üretime baştan başlama yetkisi de tanır.<br />
<br />
En önemlisi de basit ve standart süreçlerin otomasyonlarını sağlamak da daha kolay olur. Ancak yalın yönetim kavramında bir işin otomasyonunu sağlamak, o işi sahipsiz bırakmak anlamına da gelmez. Her işin sahibi, yürüyen sürecin kalite ve verimliliğini izlemekten, devamlı iyileştirme çalışmaları yapmaktan sorumludur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sürekli gelişim sağla.</span> Japonlar bir şeyi devamlı geliştirmek için sürekli çaba gösterme, devamlı daha iyiyi arama felsefesine Kaizen der (kai: sürekli, zen: iyi). Kaizen bu anlamda yalın yönetimin ayrılmaz bir parçasıdır. Burada süreçlerin devamlı iyileştirilmesi amaçlanır; eğer süreç iyileşirse, bu durum zaten çıktı olan servis ya da ürün kalitesine yansıyacaktır.<br />
Kazien felsefesinde büyük adımlar atılması hedeflenmez, asıl önemli olan iyileşmenin devamlı olmasıdır. Sonuçların da hemen kısa vadede ortaya çıkması beklenmez, daha uzun vadeli, sabırlı olmak gerekir. Kaizen uygulanması çok geniş kapsamlı olduğu için bir sonraki yazıda bu konuda yazmaya devam edeceğim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayakta çalışmanın 5 faydası]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-ayakta-calismanin-5-faydasi-791.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 20:01:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-ayakta-calismanin-5-faydasi-791.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://i.hizliresim.com/8QBkE1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8QBkE1.jpg]" class="mycode_img" />Oturarak okuduğunuz bu satırların size bir mesajı var: Ayağa kalkın! Üstelik hemen şimdi… Uzmanlar oturarak çalışma sürelerinin uzamasının sigara kadar zararlı bir alışkanlık olduğu konusunda uyarıyor…<br />
<br />
‘Sitting is the new smoking’ yani ‘sigaranın yerini oturmak aldı’. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonucu ortaya çıkan yeni ve yaygın bir söz bu. Uzmanlar özetle ‘sürekli oturmak, sağlığa sigara kadar zararlı’ demeye getiriyorlar.<br />
<br />
Yetişkin bir insan günde ortalama 8 saat oturuyormuş, iş yerinde, otobüste, kafede, evde... Bu tabii bir ortalama, çalışan insanlar için bu süre 10 belki 12 saate çıkıyor. Doktorlar, başta hareketsizliği bağlı obizete ve kalp-damar hastalıklarının yanısıra, pek çok sorunu oturmaya bağlıyorlar. Google, Facebook gibi kimi ‘in’ şirketler çalışanları için ‘ayaküstü ofisler’ tasarlarken, siz de en azından ayakta çalışmanın şu 5 faydası hakkında bilgi sahibi olun:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Daha sağlıklı yaşamak: </span>Hareket etmek, kan deveranını arttırır. Hareketsizlik yerine oturup kalkmak şeker, kanser, kalp sorunları gibi kimi riskleri azaldır. Kilo riskini ve sırt ağrılarını da tabii ki.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Daha verimli olmak:</span><br />
Araştırmalar (pro-aktif bir mantaliteyi geliştirdiği düşünülen) ayakta çalışmanın insanın verimliliğini yüzde 10 arttırdığını gösteriyor. Bu pozisyonda kendini derhal harekete geçmeye hazır hisseden insan, daha pragmatik oluyormuş ve yapacağı işe yoğunlaşıyormuş.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yeni enerji almak: </span><br />
Öğle yemeğinden sonra içi geçmeyen var mı? Ayakta çalışmak bunu engelliyormuş. İnsan daha dinamik oluyor, gün içinde enerjisi düşmüyormuş. Bir iki hafta sonra çalışan daha neşeli oluyor çünkü enerjisi düşmediği için sorunların üstesinden daha kolay geliyormuş.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Sigarayı bırakmak: </span><br />
Sigarayı bırakmaya çalışanlar, yemekten sonra içecekleri kahveden korkarlar. Ayakta durmak (hareketsiz kalmadığınız için) sigara arzusunu azaltıyormuş. (Olmadı, çıkıp bir yürüşüş de yapabilirsiniz.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Kilo vermek (veya almamak): </span>Günde 30 dakika egzersiz şart, diyor uzmanlar. Spor veya cimnastik kadar olmasa da, ayakta durmak yüzde 50 daha çok kalori yakmanızı sağlıyor.<br />
Özetle, sürekli oturarak çalışmamak, sık sık ayağa kalmak, mümkünse mesai arasında biraz hareket etmek... hem sağlığınız, hem kariyeriniz, hem de şirketiniz için iyi bir yatırım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://i.hizliresim.com/8QBkE1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8QBkE1.jpg]" class="mycode_img" />Oturarak okuduğunuz bu satırların size bir mesajı var: Ayağa kalkın! Üstelik hemen şimdi… Uzmanlar oturarak çalışma sürelerinin uzamasının sigara kadar zararlı bir alışkanlık olduğu konusunda uyarıyor…<br />
<br />
‘Sitting is the new smoking’ yani ‘sigaranın yerini oturmak aldı’. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonucu ortaya çıkan yeni ve yaygın bir söz bu. Uzmanlar özetle ‘sürekli oturmak, sağlığa sigara kadar zararlı’ demeye getiriyorlar.<br />
<br />
Yetişkin bir insan günde ortalama 8 saat oturuyormuş, iş yerinde, otobüste, kafede, evde... Bu tabii bir ortalama, çalışan insanlar için bu süre 10 belki 12 saate çıkıyor. Doktorlar, başta hareketsizliği bağlı obizete ve kalp-damar hastalıklarının yanısıra, pek çok sorunu oturmaya bağlıyorlar. Google, Facebook gibi kimi ‘in’ şirketler çalışanları için ‘ayaküstü ofisler’ tasarlarken, siz de en azından ayakta çalışmanın şu 5 faydası hakkında bilgi sahibi olun:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Daha sağlıklı yaşamak: </span>Hareket etmek, kan deveranını arttırır. Hareketsizlik yerine oturup kalkmak şeker, kanser, kalp sorunları gibi kimi riskleri azaldır. Kilo riskini ve sırt ağrılarını da tabii ki.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Daha verimli olmak:</span><br />
Araştırmalar (pro-aktif bir mantaliteyi geliştirdiği düşünülen) ayakta çalışmanın insanın verimliliğini yüzde 10 arttırdığını gösteriyor. Bu pozisyonda kendini derhal harekete geçmeye hazır hisseden insan, daha pragmatik oluyormuş ve yapacağı işe yoğunlaşıyormuş.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yeni enerji almak: </span><br />
Öğle yemeğinden sonra içi geçmeyen var mı? Ayakta çalışmak bunu engelliyormuş. İnsan daha dinamik oluyor, gün içinde enerjisi düşmüyormuş. Bir iki hafta sonra çalışan daha neşeli oluyor çünkü enerjisi düşmediği için sorunların üstesinden daha kolay geliyormuş.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Sigarayı bırakmak: </span><br />
Sigarayı bırakmaya çalışanlar, yemekten sonra içecekleri kahveden korkarlar. Ayakta durmak (hareketsiz kalmadığınız için) sigara arzusunu azaltıyormuş. (Olmadı, çıkıp bir yürüşüş de yapabilirsiniz.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Kilo vermek (veya almamak): </span>Günde 30 dakika egzersiz şart, diyor uzmanlar. Spor veya cimnastik kadar olmasa da, ayakta durmak yüzde 50 daha çok kalori yakmanızı sağlıyor.<br />
Özetle, sürekli oturarak çalışmamak, sık sık ayağa kalmak, mümkünse mesai arasında biraz hareket etmek... hem sağlığınız, hem kariyeriniz, hem de şirketiniz için iyi bir yatırım.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Girişimci Olmadan Önce “Evet” Cevabı Vermeniz Gereken 6 Soru]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-girisimci-olmadan-once-%E2%80%9Cevet%E2%80%9D-cevabi-vermeniz-gereken-6-soru-790.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 09:38:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-girisimci-olmadan-once-%E2%80%9Cevet%E2%80%9D-cevabi-vermeniz-gereken-6-soru-790.html</guid>
			<description><![CDATA[Girişimcilik, kısa süre önce seksi ve moda olan bir konu haline geldi. Basın, hızlı çıkış yapan yeni kurulmuş işletmelerin tek boynuzlu atlarını ilahlaştırıyor ve Shark Tank gibi TV programları bütün dünyaya girişimcileri tanıtırken insanların kendilerine, “Ben de onlardan biri olabilir miyim?” diye sormalarına neden oluyor.<br />
Girişimcilik pek çok düzeyde ümit verici olsa da, bu kişi ister doğruca okuldan yeni mezun olmuş olsun, ister 9-5 işinden ayrılıp girişimci olmak istiyor olsun, başarılı olmak için belirli bir tür karakterde olması gerekiyor. Böyle bir eyleme geçmeden önce kendinize sormanız gereken pek çok soru var – ve bu soruların pek çoğu belirli koşullarla ilgili. Ancak bu kesinlikle “evet” cevabı vermeniz gereken altı soruyu sizinle paylaşıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Finansal olarak riske girme lüksünüz var mı?</span><br />
Okuldan yeni mezun olmuş, finansal yükümlülükleri olmayan bir girişimcinin, bir ailesi, bir ev kredisi, bir kaç araba kredisi ve ailelerin ödemek zorunda olduğu faturaları olan bir girişimciye göre daha az finansal riski vardır.<br />
Yeni bir iş kurmakla ilişkili bu büyük finansal riski anlamanız gerekiyor. Fikriniz başarısız olabilir, uzun bir zaman boyunca geçinmenizi sağlayacak kadar para kazanamayabilirsiniz ve her zaman için her şeyinizi kaybetme olasılığı da mevcuttur.<br />
Eğer hali hazırda pek çok finansal yükümlülüğünüz varsa, işinizi kurmaya bir ek iş olarak başlayın. Bu senaryo ideal olmayabilir ancak bu şekilde de başarıyı bulmanız mümkündür. Eğer bu tür finansal yükümlülükleriniz yoksa ve fikrinize tamamen inanıyorsanız, o zaman her şeyinizi yeni bir iş kurmaya verebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Hali hazırda güçlü bir destek sisteminiz var mı?</span><br />
Eğer bir iş kurmaya karar verdiyseniz, önünüzdeki yol her birinde birden fazla seçeneğin bulunacağı tümsekler ve kavşaklarla dolu olacaktır; aklınızda sorular olacaktır, hem de pek çok soru. Problemleri çözmek, cevaplar aramak konusunda size yardım edecek ve sadece içinizdekileri dökmek istediğinizde orada olacak bir destek sisteminizin olması önemlidir.<br />
İhtiyacınız olduğunda dönebileceğiniz bir aileye, arkadaşlara, akıl hocalarına ve sektör bağlantılarına sahip olmak, işinizin başarılı olma ihtimalini fazlasıyla artıracaktır. Sadece moral desteği bile paha biçilemezdir. Şüpheci kişileri kendinizden uzak tutun. Bu insanlar zehirlidir ve eğer başarılı olmak istiyorsanız onlardan uzak durmanız gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Eğer devamlı yere seriliyorsanız (ki serileceksiniz), ayağa kalkıp daha fazlası için uğraşmaya devam edecek misiniz?</span><br />
Yere serileceksiniz – muhtemelen bir kaç kere. Aynı zamanda, şu da ihtimal dahilinde ki, yere kapaklanmanıza neden olan sizin verdiğiniz yanlış kararlar da olabilir. Eğer ilk vuruşta hedefi vurmayı bekliyorsanız, bu oyuna hiç girmeseniz daha iyi olur. Başarısız olacaksınız. Siniriniz bozulacak.<br />
Pes eden girişimcilerle, devam edip başarıyı yaşayan girişimcileri ayıran, ikinci olarak bahsettiğimiz girişimcilerin kararlılıklarıdır – onların yıkıcı yumrukları yemeye devam etmeye ve daha fazlasını yemek için ayağa kalkmaya devam etmeye istekli olmalarıdır.<br />
Benim en sevdiğim örnek, fazlasıyla başarılı olan elektrik süpürgesinin kurucusu ve tasarımcısı olan James Dyson’dur. Dyson’un yaptığı ilk 5,126 prototip başarısız oldu ve 5,127. prototip ise Birleşik Devletlerde en çok satılan elektrikli süpürge oldu. Eğer 5,000 sefer yere serildikten sonra ayağa kalkmaktan vazgeçseydi, şu anki değeri 4.5 milyar &#36; olmazdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Kişisel lüks eşyalar ve tüketim malları olmadan da motivasyonunuzu koruyabiliyor musunuz?</span><br />
Mark Cuban genellikle, bu işe gönül verdiği ve hardal ve ketçaplı sandviçler yediği, beş arkadaşıyla paylaştığı üç odalı evde yerde uyuduğu eski günlerden bahseder. O durumda olduğunuzu düşünün. Yerde uyurken ve peynirli makarna ya da Japon eriştesi yerken, yüzde 100 motive halde kalabilir miydiniz?<br />
Eğer kalamayacağınızı düşünüyorsanız, belki de girişimcilik size göre değildir. Genellikle en büyük farkı yaratan bu kişisel fedakarlıklardır. Eğer bu işinize daha fazla para yatırımı yapmak anlamına gelseydi, arabanızı satıp ofisinize otobüsle gider miydiniz? Eğer bu işinizi daha hızlı büyütmek anlamına gelseydi, evinizi satıp daha küçük bir daireye taşınır mıydınız?<br />
Eğer bu işi bu kadar çok istiyorsanız, fazlasıyla odaklanmış ve motive kalmaya devam ederken, ne gerekiyorsa onu yapmanız gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. İlk başlarda iş/özel hayat dengenizin son derece dengesiz olacağını biliyor musunuz?</span><br />
Başlangıçta, zamanınızın çoğunu işinize ayırmanız gerekecek. Arkadaşlarınızı ve ailenizi daha az göreceksiniz ve – Cuma akşamı iş çıkışı bir kaç bira içmek için arkadaşlarınızla buluşmak ya da hafta sonları bir yerlere gitmek gibi – eskiden yaptığınız küçük şeylerin çoğunu kaçıracaksınız. Bunun yerine, ofiste uzun geceler ve iş ile dolu hafta sonları geçireceksiniz.<br />
Başlangıçta, işiniz için zaman harcamak ve çaba göstermek için istekli olmak zorundasınız. Yeni bir iş kurduğunuzda, her şeyin yükü sizin omuzlarınızda olur. Bu, bazı kişilerin baş edemeyeceği derecede muazzam bir baskıdır. Zaman içinde, daha sağlıklı bir iş/özel hayat dengesi yaratmayı başaracaksınız ancak ilk yıllarda hayatınızın çok dengesiz olacağını bilin. Ben de ancak kısa süre önce, hafta sonlarımın yüzde yüzünü pazarlama ajansımda geçirmek yerine kendime, aileme ve arkadaşlarıma zaman ayırmaya başlayabildim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Başarınızı gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?</span><br />
İnanırsanız, yolun yarısını aşmış olursunuz. – Theodore Roosevelt<br />
Bu, başarının göz önüne getirilmesi ile ilgili en sevdiğim alıntılardan biridir. Eğer başarıyı gözünüzün önüne getiremiyorsanız, o zaman hazır değilsiniz demektir. Bunu gözünüzün önüne getirmeniz ve gözünüzde canlı bir şekilde canlandırmanız gerekir. Sabahları, başarıyı gözünüzde canlandırarak uyanmanız gerekir. Bu görüntüyü zihninize kazımanız gerekir. Uykuya daldığınızda, rüyanızda başarınızı görmeniz gerekir.<br />
Peki, siz henüz “evet” cevabını verdiniz mi?<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/ZJmgWV.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ZJmgWV.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Girişimcilik, kısa süre önce seksi ve moda olan bir konu haline geldi. Basın, hızlı çıkış yapan yeni kurulmuş işletmelerin tek boynuzlu atlarını ilahlaştırıyor ve Shark Tank gibi TV programları bütün dünyaya girişimcileri tanıtırken insanların kendilerine, “Ben de onlardan biri olabilir miyim?” diye sormalarına neden oluyor.<br />
Girişimcilik pek çok düzeyde ümit verici olsa da, bu kişi ister doğruca okuldan yeni mezun olmuş olsun, ister 9-5 işinden ayrılıp girişimci olmak istiyor olsun, başarılı olmak için belirli bir tür karakterde olması gerekiyor. Böyle bir eyleme geçmeden önce kendinize sormanız gereken pek çok soru var – ve bu soruların pek çoğu belirli koşullarla ilgili. Ancak bu kesinlikle “evet” cevabı vermeniz gereken altı soruyu sizinle paylaşıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Finansal olarak riske girme lüksünüz var mı?</span><br />
Okuldan yeni mezun olmuş, finansal yükümlülükleri olmayan bir girişimcinin, bir ailesi, bir ev kredisi, bir kaç araba kredisi ve ailelerin ödemek zorunda olduğu faturaları olan bir girişimciye göre daha az finansal riski vardır.<br />
Yeni bir iş kurmakla ilişkili bu büyük finansal riski anlamanız gerekiyor. Fikriniz başarısız olabilir, uzun bir zaman boyunca geçinmenizi sağlayacak kadar para kazanamayabilirsiniz ve her zaman için her şeyinizi kaybetme olasılığı da mevcuttur.<br />
Eğer hali hazırda pek çok finansal yükümlülüğünüz varsa, işinizi kurmaya bir ek iş olarak başlayın. Bu senaryo ideal olmayabilir ancak bu şekilde de başarıyı bulmanız mümkündür. Eğer bu tür finansal yükümlülükleriniz yoksa ve fikrinize tamamen inanıyorsanız, o zaman her şeyinizi yeni bir iş kurmaya verebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Hali hazırda güçlü bir destek sisteminiz var mı?</span><br />
Eğer bir iş kurmaya karar verdiyseniz, önünüzdeki yol her birinde birden fazla seçeneğin bulunacağı tümsekler ve kavşaklarla dolu olacaktır; aklınızda sorular olacaktır, hem de pek çok soru. Problemleri çözmek, cevaplar aramak konusunda size yardım edecek ve sadece içinizdekileri dökmek istediğinizde orada olacak bir destek sisteminizin olması önemlidir.<br />
İhtiyacınız olduğunda dönebileceğiniz bir aileye, arkadaşlara, akıl hocalarına ve sektör bağlantılarına sahip olmak, işinizin başarılı olma ihtimalini fazlasıyla artıracaktır. Sadece moral desteği bile paha biçilemezdir. Şüpheci kişileri kendinizden uzak tutun. Bu insanlar zehirlidir ve eğer başarılı olmak istiyorsanız onlardan uzak durmanız gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Eğer devamlı yere seriliyorsanız (ki serileceksiniz), ayağa kalkıp daha fazlası için uğraşmaya devam edecek misiniz?</span><br />
Yere serileceksiniz – muhtemelen bir kaç kere. Aynı zamanda, şu da ihtimal dahilinde ki, yere kapaklanmanıza neden olan sizin verdiğiniz yanlış kararlar da olabilir. Eğer ilk vuruşta hedefi vurmayı bekliyorsanız, bu oyuna hiç girmeseniz daha iyi olur. Başarısız olacaksınız. Siniriniz bozulacak.<br />
Pes eden girişimcilerle, devam edip başarıyı yaşayan girişimcileri ayıran, ikinci olarak bahsettiğimiz girişimcilerin kararlılıklarıdır – onların yıkıcı yumrukları yemeye devam etmeye ve daha fazlasını yemek için ayağa kalkmaya devam etmeye istekli olmalarıdır.<br />
Benim en sevdiğim örnek, fazlasıyla başarılı olan elektrik süpürgesinin kurucusu ve tasarımcısı olan James Dyson’dur. Dyson’un yaptığı ilk 5,126 prototip başarısız oldu ve 5,127. prototip ise Birleşik Devletlerde en çok satılan elektrikli süpürge oldu. Eğer 5,000 sefer yere serildikten sonra ayağa kalkmaktan vazgeçseydi, şu anki değeri 4.5 milyar &#36; olmazdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Kişisel lüks eşyalar ve tüketim malları olmadan da motivasyonunuzu koruyabiliyor musunuz?</span><br />
Mark Cuban genellikle, bu işe gönül verdiği ve hardal ve ketçaplı sandviçler yediği, beş arkadaşıyla paylaştığı üç odalı evde yerde uyuduğu eski günlerden bahseder. O durumda olduğunuzu düşünün. Yerde uyurken ve peynirli makarna ya da Japon eriştesi yerken, yüzde 100 motive halde kalabilir miydiniz?<br />
Eğer kalamayacağınızı düşünüyorsanız, belki de girişimcilik size göre değildir. Genellikle en büyük farkı yaratan bu kişisel fedakarlıklardır. Eğer bu işinize daha fazla para yatırımı yapmak anlamına gelseydi, arabanızı satıp ofisinize otobüsle gider miydiniz? Eğer bu işinizi daha hızlı büyütmek anlamına gelseydi, evinizi satıp daha küçük bir daireye taşınır mıydınız?<br />
Eğer bu işi bu kadar çok istiyorsanız, fazlasıyla odaklanmış ve motive kalmaya devam ederken, ne gerekiyorsa onu yapmanız gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. İlk başlarda iş/özel hayat dengenizin son derece dengesiz olacağını biliyor musunuz?</span><br />
Başlangıçta, zamanınızın çoğunu işinize ayırmanız gerekecek. Arkadaşlarınızı ve ailenizi daha az göreceksiniz ve – Cuma akşamı iş çıkışı bir kaç bira içmek için arkadaşlarınızla buluşmak ya da hafta sonları bir yerlere gitmek gibi – eskiden yaptığınız küçük şeylerin çoğunu kaçıracaksınız. Bunun yerine, ofiste uzun geceler ve iş ile dolu hafta sonları geçireceksiniz.<br />
Başlangıçta, işiniz için zaman harcamak ve çaba göstermek için istekli olmak zorundasınız. Yeni bir iş kurduğunuzda, her şeyin yükü sizin omuzlarınızda olur. Bu, bazı kişilerin baş edemeyeceği derecede muazzam bir baskıdır. Zaman içinde, daha sağlıklı bir iş/özel hayat dengesi yaratmayı başaracaksınız ancak ilk yıllarda hayatınızın çok dengesiz olacağını bilin. Ben de ancak kısa süre önce, hafta sonlarımın yüzde yüzünü pazarlama ajansımda geçirmek yerine kendime, aileme ve arkadaşlarıma zaman ayırmaya başlayabildim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Başarınızı gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?</span><br />
İnanırsanız, yolun yarısını aşmış olursunuz. – Theodore Roosevelt<br />
Bu, başarının göz önüne getirilmesi ile ilgili en sevdiğim alıntılardan biridir. Eğer başarıyı gözünüzün önüne getiremiyorsanız, o zaman hazır değilsiniz demektir. Bunu gözünüzün önüne getirmeniz ve gözünüzde canlı bir şekilde canlandırmanız gerekir. Sabahları, başarıyı gözünüzde canlandırarak uyanmanız gerekir. Bu görüntüyü zihninize kazımanız gerekir. Uykuya daldığınızda, rüyanızda başarınızı görmeniz gerekir.<br />
Peki, siz henüz “evet” cevabını verdiniz mi?<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/ZJmgWV.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ZJmgWV.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İş Dünyasını Değiştirecek 10 Trend!]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-is-dunyasini-degistirecek-10-trend-788.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 08:58:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-is-dunyasini-degistirecek-10-trend-788.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Ekonomi Merkezleri Değişecek</span><br />
<br />
Ekonomide liberalleşme, teknolojik ilerlemeler, sermaye piyasalarının gelişmesi ve coğrafi değişimlerin sonucu olarak, Dünya, ekonomik aktivitede yeniden gruplaşmaya başladı. Her ne kadar şoklar ve geri adımlar görülecekse de yeniden gruplaşma devam edecek. Bugün Batı Avrupa dünya GSMH?sini yüzde 30?unu oluştururken Asya (Japonya hariç) yüzde 13?ünü yaratıyor. Önümüzdeki 20 yılda iki kamp başa baş noktasına gelecek. Önümüzdeki 20 yılda ABS hala mutlak ekonomik büyümede en büyük paya sahip olacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-Yaşlı Nüfus Her Ülkenin Sorunu Haline Gelecek</span><br />
<br />
Gelişmiş Dünya nüfusundaki hızlı yaşlanma, kamu sektörünün verimlilik ve yaratıcılık konusunda yeni seviye arayışına girmesine neden olacak. Verimlilik kazançları, emekli maaşları ve sağlık yükü, vergileri artıracak. Bu durum sadece gelişmiş ekonomileri bağlamıyor. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde sosyal hizmetlerin sağlanmasına yönelik olarak, özel sektör daha çok öne çıkacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-1 Milyar Yeni Tüketici Grubu Geliyor!</span><br />
<br />
Gelişmekte olan piyasalardaki ekonomik büyüme tüketicileri yıllık 5 bin dolarlık hane geliri eşiğinden geçiyor. Bu seviye insanların keyfi harcamalarının başlama noktası olarak gösteriliyor. Buna bağlı olarak önümüzdeki 10 yılda yaklaşık bir milyar tüketicinin global pazara girmesi bekleniyor. Bugünden 2015 yılına kadarki süreçte gelişmekte olan ülke tüketicilerinin harcama gücü 4 trilyon dolardan 9 trilyon dolara yükselecek. Bu rakam Batı Avrupa?daki harcama gücüne oldukça yakın.<br />
Gelişmiş ülkelerde tüketici segmentlerindeki değişimler de oldukça büyük olacak. Nüfuslar sadece yaşlanmıyor, başka açılardan da değişime uğruyor. Örneğin 2015 yılında ABD ?deki Latin kökenli nüfusun harcama gücü, tüm Çinli tüketicilerin harcama gücünün yaklaşık yüzde 60?ına denk gelecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-Teknoloji Yaşam Tarzını Değiştirecek</span><br />
<br />
Her ne kadar teknolojik devrim daha olgunlaşmamış olsa da bireyler, kamu sektörü ve işletmeler tasarım süreçlerinde, bilgiyi geliştirme ve erişim noktasında BY?yi en iyi şekilde kullanabilmenin yollarını öğreniyor. Bioteknoloji, lazer teknolojisi ve nanoteknoloji gibi alanlardaki yeni gelişmeler, ürün ve hizmetlerin ötesinde ilerliyor.<br />
2 milyardan fazla insan mobil telefon kullanıyor. Yılda 9 trilyon adet e-posta gönderiyoruz. İngilizce dışındaki dillerin yarısından fazlasında Goggle?da günde 1 milyardan fazla arama yapıyoruz. Belki de tarihte ilk defa sosyal ve ekonomik organizasyonlarda coğrafya öncelikli sınır oluşturmuyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-Şirketler Yetenekli Çalışanlar İçin Savaşacak</span><br />
<br />
Emek ve yetenek konusunda halen devam eden değişimler, işlerin düşük maaşlı ülkelere kaymasından daha dikkat çekici olacak. Bilgi yoğun endüstrilere yönelim, eğitimli yeteneklerin önemini ve azlığını daha çok ortaya çıkarıyor. Global emek piyasalarında giderek artan bütünleşme yeni yetenek kaynakları oluşturuyor. Birçok şirket ve hükümet için global emek ve yetenek stratejisi, global kaynak ve üretim stratejileri kadar önemli hale gelecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-Büyük Şirketlere Tepki Artacak</span><br />
<br />
İşletmeler global erişimlerini genişlettikçe ve ekonomik ihtiyaçlar çevre üzerinde baskısını arttırdıkça büyük işletmeler üzerindeki toplumsal şüphe artacak. Dünyanın birçok yerinde hissedar değeri, serbest ticaret, karın ülkeye dönüşü gibi global iş ideolojisi prensipleri tam olarak anlaşılmasa da kabul edildi. Büyük işletmeler takdir edilse bile, hiçbir zaman sevilmeyecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-Doğal Kaynaklar Global Büyüme İçin Yetersiz Kalacak</span><br />
<br />
Başta gelişmekte olan piyasalarda olmak üzere ekonomik büyüme hızlandıkça doğal kaynakları daha fazla kullanmaya başlayacağız. Önümüzdeki 20 yılda petrol talebinin yüzde 50 artması bekleniyor. Su kaynakları birçok ülkenin büyümesinde en büyük baskı unsuru olacak. Teknoloji ve düzenlemede yenilikler ile kaynak kullanımı, güçlü ekonomik büyümeyi sürdüren, bir yandan da çevresel talepleri karşılayan bir dünya yaratmak için en önemli unsurlar olacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-Yeni İş Modelleri Ortaya Çıkacak</span><br />
<br />
Piyasa düzenlemelerindeki değişim ve yeni teknolojik gelişmelere karşı geleneksel olmayan iş modelleri gelişiyor ve aynı Pazar ile sektör alanında yer alıyor. Birkaç dev en tepede yerini alırken orta ölçeklilik daralıyor ve en altta küçük ve hızlı oyuncular ortaya çıkıyor. Tedarikçiler, üreticiler ve tüketicilerin eko-sistemleri birbirine bağladıkça kurumsal sınırlar karışıyor. Kazanan şirketler yeni yapısal olasılıklar ile elde ettikleri verimliliği bu dönüşümler üzerinde aktifleştirecekler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9-Bilimsel Yönetim Öne Çıkacak</span><br />
<br />
Yöneticiler, daha büyük ve karmaşık şirketleri yürütmek ve yönetebilmek için yeni araçlara ihtiyaç duyacaklar. Gelişmiş tekonoloji ve istatistiksel kontrol araçları, mega şirketleri oluşturabilecek yeni yönetim yaklaşımlarının doğmasını sağlıyor.<br />
İçgüdüsel yönetim biçimi tarihe karışıyor. Bugünün liderleri şirketlerini yönetirken algoritmik karar verme teknikleri ve lüks yazılımlardan faydalanıyor. Bilimsel yönetim şirketleri öncelikle rekabet avantajı yaratarak oyunu oynama hakkı veriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10-Bilgiye Ulaşmak Kolay, Yönetmek Zor Olacak</span><br />
<br />
Bilgi hem elde edilmesi kolay hem de uzmanlaşmış durumda. Bu trendin en büyük örneği her zaman her yerde bilgiye ulaşmayı sağlayan arama motorlarının yükselişi. Bilgiye erişim neredeyse evrensel hale geldi. Bilgi üretimi, erişimi, dağıtımı ve sahipliğinde yeni modeller gelişiyor. Bilginin toplumlara ulaştırılabilmesi için açık kaynak yaklaşımları dikkat çekiyor. Bilgi üretiminin kendisi büyüyor. Örneğin, tüm dünyada patent başvuruları 1990?dan 2004 yılına kadar ki süreçte yılda yüzde 20 arttı. Şirketlerin bu yeni bilgi evrenini veya fazla bilginin neden olacağı riski nasıl yöneteceğini öğrenmesi gerekiyor.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/680o49.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 680o49.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Ekonomi Merkezleri Değişecek</span><br />
<br />
Ekonomide liberalleşme, teknolojik ilerlemeler, sermaye piyasalarının gelişmesi ve coğrafi değişimlerin sonucu olarak, Dünya, ekonomik aktivitede yeniden gruplaşmaya başladı. Her ne kadar şoklar ve geri adımlar görülecekse de yeniden gruplaşma devam edecek. Bugün Batı Avrupa dünya GSMH?sini yüzde 30?unu oluştururken Asya (Japonya hariç) yüzde 13?ünü yaratıyor. Önümüzdeki 20 yılda iki kamp başa baş noktasına gelecek. Önümüzdeki 20 yılda ABS hala mutlak ekonomik büyümede en büyük paya sahip olacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-Yaşlı Nüfus Her Ülkenin Sorunu Haline Gelecek</span><br />
<br />
Gelişmiş Dünya nüfusundaki hızlı yaşlanma, kamu sektörünün verimlilik ve yaratıcılık konusunda yeni seviye arayışına girmesine neden olacak. Verimlilik kazançları, emekli maaşları ve sağlık yükü, vergileri artıracak. Bu durum sadece gelişmiş ekonomileri bağlamıyor. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde sosyal hizmetlerin sağlanmasına yönelik olarak, özel sektör daha çok öne çıkacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-1 Milyar Yeni Tüketici Grubu Geliyor!</span><br />
<br />
Gelişmekte olan piyasalardaki ekonomik büyüme tüketicileri yıllık 5 bin dolarlık hane geliri eşiğinden geçiyor. Bu seviye insanların keyfi harcamalarının başlama noktası olarak gösteriliyor. Buna bağlı olarak önümüzdeki 10 yılda yaklaşık bir milyar tüketicinin global pazara girmesi bekleniyor. Bugünden 2015 yılına kadarki süreçte gelişmekte olan ülke tüketicilerinin harcama gücü 4 trilyon dolardan 9 trilyon dolara yükselecek. Bu rakam Batı Avrupa?daki harcama gücüne oldukça yakın.<br />
Gelişmiş ülkelerde tüketici segmentlerindeki değişimler de oldukça büyük olacak. Nüfuslar sadece yaşlanmıyor, başka açılardan da değişime uğruyor. Örneğin 2015 yılında ABD ?deki Latin kökenli nüfusun harcama gücü, tüm Çinli tüketicilerin harcama gücünün yaklaşık yüzde 60?ına denk gelecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-Teknoloji Yaşam Tarzını Değiştirecek</span><br />
<br />
Her ne kadar teknolojik devrim daha olgunlaşmamış olsa da bireyler, kamu sektörü ve işletmeler tasarım süreçlerinde, bilgiyi geliştirme ve erişim noktasında BY?yi en iyi şekilde kullanabilmenin yollarını öğreniyor. Bioteknoloji, lazer teknolojisi ve nanoteknoloji gibi alanlardaki yeni gelişmeler, ürün ve hizmetlerin ötesinde ilerliyor.<br />
2 milyardan fazla insan mobil telefon kullanıyor. Yılda 9 trilyon adet e-posta gönderiyoruz. İngilizce dışındaki dillerin yarısından fazlasında Goggle?da günde 1 milyardan fazla arama yapıyoruz. Belki de tarihte ilk defa sosyal ve ekonomik organizasyonlarda coğrafya öncelikli sınır oluşturmuyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-Şirketler Yetenekli Çalışanlar İçin Savaşacak</span><br />
<br />
Emek ve yetenek konusunda halen devam eden değişimler, işlerin düşük maaşlı ülkelere kaymasından daha dikkat çekici olacak. Bilgi yoğun endüstrilere yönelim, eğitimli yeteneklerin önemini ve azlığını daha çok ortaya çıkarıyor. Global emek piyasalarında giderek artan bütünleşme yeni yetenek kaynakları oluşturuyor. Birçok şirket ve hükümet için global emek ve yetenek stratejisi, global kaynak ve üretim stratejileri kadar önemli hale gelecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-Büyük Şirketlere Tepki Artacak</span><br />
<br />
İşletmeler global erişimlerini genişlettikçe ve ekonomik ihtiyaçlar çevre üzerinde baskısını arttırdıkça büyük işletmeler üzerindeki toplumsal şüphe artacak. Dünyanın birçok yerinde hissedar değeri, serbest ticaret, karın ülkeye dönüşü gibi global iş ideolojisi prensipleri tam olarak anlaşılmasa da kabul edildi. Büyük işletmeler takdir edilse bile, hiçbir zaman sevilmeyecek.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-Doğal Kaynaklar Global Büyüme İçin Yetersiz Kalacak</span><br />
<br />
Başta gelişmekte olan piyasalarda olmak üzere ekonomik büyüme hızlandıkça doğal kaynakları daha fazla kullanmaya başlayacağız. Önümüzdeki 20 yılda petrol talebinin yüzde 50 artması bekleniyor. Su kaynakları birçok ülkenin büyümesinde en büyük baskı unsuru olacak. Teknoloji ve düzenlemede yenilikler ile kaynak kullanımı, güçlü ekonomik büyümeyi sürdüren, bir yandan da çevresel talepleri karşılayan bir dünya yaratmak için en önemli unsurlar olacak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-Yeni İş Modelleri Ortaya Çıkacak</span><br />
<br />
Piyasa düzenlemelerindeki değişim ve yeni teknolojik gelişmelere karşı geleneksel olmayan iş modelleri gelişiyor ve aynı Pazar ile sektör alanında yer alıyor. Birkaç dev en tepede yerini alırken orta ölçeklilik daralıyor ve en altta küçük ve hızlı oyuncular ortaya çıkıyor. Tedarikçiler, üreticiler ve tüketicilerin eko-sistemleri birbirine bağladıkça kurumsal sınırlar karışıyor. Kazanan şirketler yeni yapısal olasılıklar ile elde ettikleri verimliliği bu dönüşümler üzerinde aktifleştirecekler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9-Bilimsel Yönetim Öne Çıkacak</span><br />
<br />
Yöneticiler, daha büyük ve karmaşık şirketleri yürütmek ve yönetebilmek için yeni araçlara ihtiyaç duyacaklar. Gelişmiş tekonoloji ve istatistiksel kontrol araçları, mega şirketleri oluşturabilecek yeni yönetim yaklaşımlarının doğmasını sağlıyor.<br />
İçgüdüsel yönetim biçimi tarihe karışıyor. Bugünün liderleri şirketlerini yönetirken algoritmik karar verme teknikleri ve lüks yazılımlardan faydalanıyor. Bilimsel yönetim şirketleri öncelikle rekabet avantajı yaratarak oyunu oynama hakkı veriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10-Bilgiye Ulaşmak Kolay, Yönetmek Zor Olacak</span><br />
<br />
Bilgi hem elde edilmesi kolay hem de uzmanlaşmış durumda. Bu trendin en büyük örneği her zaman her yerde bilgiye ulaşmayı sağlayan arama motorlarının yükselişi. Bilgiye erişim neredeyse evrensel hale geldi. Bilgi üretimi, erişimi, dağıtımı ve sahipliğinde yeni modeller gelişiyor. Bilginin toplumlara ulaştırılabilmesi için açık kaynak yaklaşımları dikkat çekiyor. Bilgi üretiminin kendisi büyüyor. Örneğin, tüm dünyada patent başvuruları 1990?dan 2004 yılına kadar ki süreçte yılda yüzde 20 arttı. Şirketlerin bu yeni bilgi evrenini veya fazla bilginin neden olacağı riski nasıl yöneteceğini öğrenmesi gerekiyor.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/680o49.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 680o49.jpg]" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayatınızın kontrolünü geri kazanmak için sizi cesaretlendirecek alıntılar]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-hayatinizin-kontrolunu-geri-kazanmak-icin-sizi-cesaretlendirecek-alintilar-784.html</link>
			<pubDate>Sun, 15 Nov 2015 08:56:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=5">delidumrul</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-hayatinizin-kontrolunu-geri-kazanmak-icin-sizi-cesaretlendirecek-alintilar-784.html</guid>
			<description><![CDATA[Bazen, hayatımızın kontrolünü kaybetmiş hissederiz. Gücümüzü tekrar toplamak ve ipleri yeniden elimize almak ise cesaret ve motivasyon gerektirir. İhtiyacınız olan motivasyonu sağlayabileceğine inandığımız birbirinden güzel alıntıları sizin için derledik:<br />
<br />
1. Aynı ateşin altında kil sertleştirirken, mum erir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Francis Bacon</span><br />
2. Olmaya müsaade ettiğin kadar muhteşemsin. Tekrar edeyim, olmaya müsaade ettiğin kadar muhteşemsin . <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elizabeth Alraune</span><br />
3. Kaderinde olman gerektiği yazan tek insan, senin olmaya karar verdiğin insandır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ralph Waldo Emerson</span><br />
4. Fırsat kapıyı çalmaz, sadece siz kapıyı kırdığınızda kendini gösterir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kyle Chandler</span><br />
5. Sınırlarımız hakkında konuştukça, onları korumaya devam ederiz. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evelyn Waugh</span><br />
6. Mutluluk bir tutumdur. Kendimizi ya muhtaç ya da mutlu ve güçlü hale getiririz. İkisi için de harcanan çaba aynıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Francesca Reigler</span><br />
7. Başarı kendiliğinden gerçekleşen bir patlama değildir. Kendini ateşe vermen gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arnold Glasgow</span><br />
8. Yerleşme. Kötü kitapları bitirme. Menüyü beğenmezsen restoranı terk et. Doğru yolda değilsen, o yoldan ayrıl. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Chris Brogan</span><br />
9. Macera bir insanın dışında değil, içindedir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">George Eliot</span><br />
10. Hepimiz bir çukurdayız, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oscar Wilde</span><br />
11. Gerçekte kim olduğumuzu gösteren şey yeteneklerimizden öte, kararlarımızdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">J.K. Rowling</span><br />
12. Eğer ışığın hayatına girmesini istiyorsan, neresi aydınlık ise orada durmalısın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Guy Finley</span><br />
13. Yaşlandıkça, sadece tek bir cümle olduğunu öğrenirsin, üç kelimeden oluşur ve eğer söyleyebilirsen, herhangi bir cümlenin verebileceğinden çok daha büyük bir rahatlık verir. O cümle “En azından denedim“dir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ann Brashares</span><br />
14. Yapabileceğini de yapamayacağını da söylesen, haklısın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Walt Disney</span><br />
15. Eğer içinde “Resim yapamazsın” diyen bir ses duyuyorsan, resim yapmaya devam et. Zamanla o ses susacaktır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vincent Van Gogh</span><br />
16. Umudunu kaybetme. Ama eğer kaybedersen, umutsuzluk içinde de çalışmaya devam et. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Edmund Burke</span><br />
17. Mutlu sonları sadece umut edemezsin. Onlara inanmak zorundasın. Sonrasında ise çalışır, risk alırsın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nora Roberts</span><br />
18. İnsanların, kendi güçlerinden vazgeçmelerinin en yaygın sebebi, hiç güçleri olmadığına inanmalarıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alice Walker</span><br />
19. Konuştuğum her başarılı insanın hayatında bir yol ayrımı olduğunu fark ettim. Bu yol ayrımı, açık, belirgin ve tartışmasız bir tercih yaptıkları yerdeydi. Bu kararın ardından, hayatları bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Bazıları bu kararı 15 yaşında, bazıları 50 yaşında vermişti. Ama çoğu insan bu kararı hayatı boyunca hiç veremiyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Brian Tracy</span><br />
20. Kendinle savaşmayı bırak ve kendin için savaş. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">The Revolutionary Impact</span><br />
21. Bazı günler yüreğinizde hiç şarkı olmayacak. Siz yine de söyleyin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Emory Austin</span><br />
22. Karar bizim: Ya yeni toprak süreriz, ya da otların büyümesine izin veririz.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Virginia Department of Agriculture brochure, 1959</span><br />
23. Ayağa kalk ve geçmişinin dışına çık. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Phil McGraw</span><br />
24. Çok fazla seçeneğin var. Eğer sabahları yatağından kalkmak angaryaysa ve düzenli olarak gülümsemiyorsan, başka bir seçenek dene. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Steven D. Woodhull</span><br />
25. Eğer kendini yanlış bir hikayenin içinde bulursan, ayrıl. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mo Williems</span><br />
26. Bekar kalmak, dışarıda seni tamamlayacak ve sonunda hayatının kontrolünü ele alacak bir insan olduğu yanılgısını atlatmaktır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Omkar Phatake</span><br />
27. Geçmişinizin tutsağı olmayı bırakın. Geleceğinizin mimarı olun. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Robin Sharma</span><br />
28. Eğer hayat seni yere sererse, sırtüstü düşmeye çalış. Çünkü yukarıyı görürsen, ayağa kalkabilirsin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eric Thomas</span><br />
29. Bizler olmaya karar verdiğimiz kişileriz. Kimse seni kurtarmaya gelmeyecek. Kendi kendini kurtarmak zorundasın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barry Manilow</span><br />
30. Sana hizmet etmeyen, seni geliştirmeyen ve mutlu etmeyen bir şeyi hayatından çıkarabilecek kadar kendine saygı duy. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Robert Tew</span><br />
31. Hayatta kaldım, çünkü içimdeki ateş beni çevreleyen ateşten daha kuvvetli yandı. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Joshua Graham</span><br />
32. Olabileceğin kişi olmak için hiçbir zaman geç değildir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">George Eliot</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://psikoloji.yasar.edu.tr/wp-content/uploads/2014/11/118.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 118.jpg]" class="mycode_img" /></div>
Kaynak:Thought Catalog]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bazen, hayatımızın kontrolünü kaybetmiş hissederiz. Gücümüzü tekrar toplamak ve ipleri yeniden elimize almak ise cesaret ve motivasyon gerektirir. İhtiyacınız olan motivasyonu sağlayabileceğine inandığımız birbirinden güzel alıntıları sizin için derledik:<br />
<br />
1. Aynı ateşin altında kil sertleştirirken, mum erir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Francis Bacon</span><br />
2. Olmaya müsaade ettiğin kadar muhteşemsin. Tekrar edeyim, olmaya müsaade ettiğin kadar muhteşemsin . <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elizabeth Alraune</span><br />
3. Kaderinde olman gerektiği yazan tek insan, senin olmaya karar verdiğin insandır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ralph Waldo Emerson</span><br />
4. Fırsat kapıyı çalmaz, sadece siz kapıyı kırdığınızda kendini gösterir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kyle Chandler</span><br />
5. Sınırlarımız hakkında konuştukça, onları korumaya devam ederiz. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evelyn Waugh</span><br />
6. Mutluluk bir tutumdur. Kendimizi ya muhtaç ya da mutlu ve güçlü hale getiririz. İkisi için de harcanan çaba aynıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Francesca Reigler</span><br />
7. Başarı kendiliğinden gerçekleşen bir patlama değildir. Kendini ateşe vermen gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arnold Glasgow</span><br />
8. Yerleşme. Kötü kitapları bitirme. Menüyü beğenmezsen restoranı terk et. Doğru yolda değilsen, o yoldan ayrıl. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Chris Brogan</span><br />
9. Macera bir insanın dışında değil, içindedir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">George Eliot</span><br />
10. Hepimiz bir çukurdayız, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oscar Wilde</span><br />
11. Gerçekte kim olduğumuzu gösteren şey yeteneklerimizden öte, kararlarımızdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">J.K. Rowling</span><br />
12. Eğer ışığın hayatına girmesini istiyorsan, neresi aydınlık ise orada durmalısın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Guy Finley</span><br />
13. Yaşlandıkça, sadece tek bir cümle olduğunu öğrenirsin, üç kelimeden oluşur ve eğer söyleyebilirsen, herhangi bir cümlenin verebileceğinden çok daha büyük bir rahatlık verir. O cümle “En azından denedim“dir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ann Brashares</span><br />
14. Yapabileceğini de yapamayacağını da söylesen, haklısın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Walt Disney</span><br />
15. Eğer içinde “Resim yapamazsın” diyen bir ses duyuyorsan, resim yapmaya devam et. Zamanla o ses susacaktır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vincent Van Gogh</span><br />
16. Umudunu kaybetme. Ama eğer kaybedersen, umutsuzluk içinde de çalışmaya devam et. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Edmund Burke</span><br />
17. Mutlu sonları sadece umut edemezsin. Onlara inanmak zorundasın. Sonrasında ise çalışır, risk alırsın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nora Roberts</span><br />
18. İnsanların, kendi güçlerinden vazgeçmelerinin en yaygın sebebi, hiç güçleri olmadığına inanmalarıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alice Walker</span><br />
19. Konuştuğum her başarılı insanın hayatında bir yol ayrımı olduğunu fark ettim. Bu yol ayrımı, açık, belirgin ve tartışmasız bir tercih yaptıkları yerdeydi. Bu kararın ardından, hayatları bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Bazıları bu kararı 15 yaşında, bazıları 50 yaşında vermişti. Ama çoğu insan bu kararı hayatı boyunca hiç veremiyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Brian Tracy</span><br />
20. Kendinle savaşmayı bırak ve kendin için savaş. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">The Revolutionary Impact</span><br />
21. Bazı günler yüreğinizde hiç şarkı olmayacak. Siz yine de söyleyin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Emory Austin</span><br />
22. Karar bizim: Ya yeni toprak süreriz, ya da otların büyümesine izin veririz.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Virginia Department of Agriculture brochure, 1959</span><br />
23. Ayağa kalk ve geçmişinin dışına çık. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Phil McGraw</span><br />
24. Çok fazla seçeneğin var. Eğer sabahları yatağından kalkmak angaryaysa ve düzenli olarak gülümsemiyorsan, başka bir seçenek dene. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Steven D. Woodhull</span><br />
25. Eğer kendini yanlış bir hikayenin içinde bulursan, ayrıl. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mo Williems</span><br />
26. Bekar kalmak, dışarıda seni tamamlayacak ve sonunda hayatının kontrolünü ele alacak bir insan olduğu yanılgısını atlatmaktır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Omkar Phatake</span><br />
27. Geçmişinizin tutsağı olmayı bırakın. Geleceğinizin mimarı olun. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Robin Sharma</span><br />
28. Eğer hayat seni yere sererse, sırtüstü düşmeye çalış. Çünkü yukarıyı görürsen, ayağa kalkabilirsin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eric Thomas</span><br />
29. Bizler olmaya karar verdiğimiz kişileriz. Kimse seni kurtarmaya gelmeyecek. Kendi kendini kurtarmak zorundasın. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barry Manilow</span><br />
30. Sana hizmet etmeyen, seni geliştirmeyen ve mutlu etmeyen bir şeyi hayatından çıkarabilecek kadar kendine saygı duy. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Robert Tew</span><br />
31. Hayatta kaldım, çünkü içimdeki ateş beni çevreleyen ateşten daha kuvvetli yandı. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Joshua Graham</span><br />
32. Olabileceğin kişi olmak için hiçbir zaman geç değildir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">George Eliot</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://psikoloji.yasar.edu.tr/wp-content/uploads/2014/11/118.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 118.jpg]" class="mycode_img" /></div>
Kaynak:Thought Catalog]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Girişimcilikle İlgili Doğru Zannedilen 10 Yanlış Bilgi!]]></title>
			<link>https://www.siberbilgi.net/konu-girisimcilikle-ilgili-dogru-zannedilen-10-yanlis-bilgi-783.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Nov 2015 09:40:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.siberbilgi.net/member.php?action=profile&uid=416">merve</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.siberbilgi.net/konu-girisimcilikle-ilgili-dogru-zannedilen-10-yanlis-bilgi-783.html</guid>
			<description><![CDATA[Önyargılarımız ve konulara hakim olmamamız bizi daima yanlış inanışlara götürür. Bu yanlış inançlar kendimizi kısıtlamamıza sebep olur. Hele ki konu girişimcilik ve iş hayatıysa başarılı olamayız ve başlamaya korkarız. Kulaktan duyduklarımız ve yeterince bilgimizin olmadığı her türlü durum bizim için yanlış mitlerle çevrelenmiş uzak durmamız gereken alanlardır. Uzak durdurkça ve geri planda kaldıkça güvenli alanımızda yol almaya devam ederiz.<br />
Güvenli yollar bizi hiçbir zaman yeni açılımlara ve kazanımlara götürmez. Bugün kendi yanlış inanışlarımızı kırma ve cesaretle başlama zamanıdır. Şimdi, girişimcilikteki bu yanlış inançlara bir göz atalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Herkes Girişimci Olabilir:</span><br />
Herkes girişimci olamaz ve olmamalıdır Girişimcilikte kendimizi, yapmak istediğimiz işi ve piyasa koşullarını çok iyi algılamamız gerekir. Girişimcilik meşakatli bir iştir. Sadece hayalleri doğrultusunda girişimci olmaya karar verenlerin girişimleri başarısız olmaya mahkumdur. Başarılı girişimciler, hayallerini gerçek iş fikrine çevirip, uygulamaya dökebilenlerdir. Girişimciliğin ekonomiye katkısı çok büyüktür. Burada önemli olan gerçekten sevdiğiniz işi yapmak ve katma değer yaratan bir girişimci olabilmektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Girişimci Genç Olmalıdır:</span><br />
Tüm dünyada beğenerek izlediğimiz genç girişimciler mevcuttur. Ancak, girişimci illa genç olmak zorunda değildir. Çünkü, insanların ne istediğini bilmesi, kendi konusunda uzmanlaşması belli vakit alır. Eğer girişimimiz bizim uzmanlığımız paralelliğinde bir alanda olacaksa bunun için on bin saat çalışmamız gerektiği kuralı dikkate alınmalıdır. Bu da normal bir insan için ortalama on yıla tekamül eder. İnsanlar yaşları ilerledikçe ne istediklerini daha iyi anlar hale gelirler. Bu yüzden girişimcilik sadece gençlikle özdeşleştirilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Strateji Olmadan Girişimci Olunur:</span><br />
Girişimcinin yol haritası; hayalini iş planına dökmek ve her durum için çıkış stratejisi oluşturmaktır. Girişimci bunlar olmadan yola çıksa bile hayali salt fikir olarak kalır ve uygulama kısmında zorluklar yaşar. Strateji, girişimciye orta ve uzun vadedeki süreçleri gösterir ve olabilecek sürpriz efektlere karşı hazırlıklı kılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Girişimciler İçin Sürekli Büyümek Önemlidir:</span><br />
Her girişimci işini büyütmek ve iyi hale getirmek ister. Ancak, her türlü büyüme kontrollü olmalıdır. Kontrolün olmadığı yerde büyüme aslında ihtiyaç duyulmayan “açılmalar” olabilir. Piyasadaki koşullar ve işin niteliği baz alınarak, firmalar kendilerini konumlandırırlar. Büyüme sırasında nerede ve nasıl farklılaşılacağı göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Ekonomi Kötüyken Girişimci Olunmaz:</span><br />
Ekonominin kötü olduğu durumlar içinde gizli fırsatlar barındırır. Bu fırsatları iyi gören ve cesur davranan kişiler o dönemlerden karlı çıkmayı başarırlar. Sizin yapmak istediğiniz iş o an insanların ihtiyaçlarına cevap verebilir. İnsanların kemer sıktığı durumlarda onların düşünmediği farkındalıklar yaratabilir. Ekonomi kötüyken fırsatları görmek için gözünüz açık olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Girişimci Finansmanı Bulursa, Gerisi Kolaydır:</span><br />
Türkiye’de girişimciler aile, arkadaşlar, hibe programları, melek yatırımcılar veya banka kredilerinden yararlanarak gereken finansman desteğine ulaşmaktadırlar. Ancak, girişimcinin ilk ve tek ihtiyacı olan finansman değildir. Bu finansmanı kısa ve uzun vadede nasıl yöneteceği ve kendisi için sermayeyle beraber yatırıma nasıl dönüştüreceğidir. Finansman desteği bulmakla beraber o finansman doğru kullanmak girişimin başarısını belirlemekte rol oynayan en önemli faktörlerdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Girişimcinin İş Yaptığı Yer Gösterişli Olmalıdır:</span><br />
Girişimcinin ilk başta idareli kullanması gereken finansmanı olduğunu düşünürsek, bu paranın önemli kısmını gösterişli bir ofise harcaması mantıklı olmayacaktır. Girişimin ne olduğuna paralel olarak lükse değil ihtiyaçlara yönelik cevaplar veren, gereksinimi olan şeylere yatırım yapılmalıdır. İlk başlarda evde ofisle bile işe başlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8- Girişimciler Antisosyaldir:</span><br />
Girişimcilerle ilgili bir başka yanlış inanış, kişilik olarak girişimcilerin sosyal olmadıkları yönündedir. Aslında bu inanış tam tersi olmalıdır. Girişimci, sosyal olan kişidir, çünkü girişimci için tanıştığı her yeni kişi ve insanlarla yapılan fikir alışverişleri kendisi için ilham kaynağı olacaktır. Girişimci anti sosyal değil, bilakis sosyal hayatı dinamik ve enerjik kişidir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- Girişimci İçin Kazanç Önce Gelir:</span><br />
Girişimci için sevdiği işi yapmak önce gelir. Bundan sonrasında girişimci kar elde etmelidir ki o girişim devam edebilsin. Ancak, bu girişimci için birincil öncelik değildir. Kar, zarar tablosu her zaman girişimcinin lehine olmalıdır. Ticaret, para kazanmadan yapılamaz. Ancak, girişimci cesaretiyle riskleri göze alıp kendi hayalini gerçekleştirmeye çalışacağı için ilk etapta kazanç unsuru değil kendini gerçekleştirme güdüsü ön plandadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10- Girişimci Mükemmel Olmalıdır:</span><br />
Mükemmellik, sahip olunan değil ancak kovalanan bir şeydir. Bu dürtü insanı daha çok sorgulamaya ve hep daha iyiye sahip olmaya iter. Girişimci, kendi mükemmelini arayan kişidir. Hiç kimse mükemmel olmadığı gibi hiçbir girişim veya girişimci mükemmel değildir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/YJL0Xa.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: YJL0Xa.jpg]" class="mycode_img" /></div>
DUYGU EREN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Önyargılarımız ve konulara hakim olmamamız bizi daima yanlış inanışlara götürür. Bu yanlış inançlar kendimizi kısıtlamamıza sebep olur. Hele ki konu girişimcilik ve iş hayatıysa başarılı olamayız ve başlamaya korkarız. Kulaktan duyduklarımız ve yeterince bilgimizin olmadığı her türlü durum bizim için yanlış mitlerle çevrelenmiş uzak durmamız gereken alanlardır. Uzak durdurkça ve geri planda kaldıkça güvenli alanımızda yol almaya devam ederiz.<br />
Güvenli yollar bizi hiçbir zaman yeni açılımlara ve kazanımlara götürmez. Bugün kendi yanlış inanışlarımızı kırma ve cesaretle başlama zamanıdır. Şimdi, girişimcilikteki bu yanlış inançlara bir göz atalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Herkes Girişimci Olabilir:</span><br />
Herkes girişimci olamaz ve olmamalıdır Girişimcilikte kendimizi, yapmak istediğimiz işi ve piyasa koşullarını çok iyi algılamamız gerekir. Girişimcilik meşakatli bir iştir. Sadece hayalleri doğrultusunda girişimci olmaya karar verenlerin girişimleri başarısız olmaya mahkumdur. Başarılı girişimciler, hayallerini gerçek iş fikrine çevirip, uygulamaya dökebilenlerdir. Girişimciliğin ekonomiye katkısı çok büyüktür. Burada önemli olan gerçekten sevdiğiniz işi yapmak ve katma değer yaratan bir girişimci olabilmektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Girişimci Genç Olmalıdır:</span><br />
Tüm dünyada beğenerek izlediğimiz genç girişimciler mevcuttur. Ancak, girişimci illa genç olmak zorunda değildir. Çünkü, insanların ne istediğini bilmesi, kendi konusunda uzmanlaşması belli vakit alır. Eğer girişimimiz bizim uzmanlığımız paralelliğinde bir alanda olacaksa bunun için on bin saat çalışmamız gerektiği kuralı dikkate alınmalıdır. Bu da normal bir insan için ortalama on yıla tekamül eder. İnsanlar yaşları ilerledikçe ne istediklerini daha iyi anlar hale gelirler. Bu yüzden girişimcilik sadece gençlikle özdeşleştirilmemelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Strateji Olmadan Girişimci Olunur:</span><br />
Girişimcinin yol haritası; hayalini iş planına dökmek ve her durum için çıkış stratejisi oluşturmaktır. Girişimci bunlar olmadan yola çıksa bile hayali salt fikir olarak kalır ve uygulama kısmında zorluklar yaşar. Strateji, girişimciye orta ve uzun vadedeki süreçleri gösterir ve olabilecek sürpriz efektlere karşı hazırlıklı kılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Girişimciler İçin Sürekli Büyümek Önemlidir:</span><br />
Her girişimci işini büyütmek ve iyi hale getirmek ister. Ancak, her türlü büyüme kontrollü olmalıdır. Kontrolün olmadığı yerde büyüme aslında ihtiyaç duyulmayan “açılmalar” olabilir. Piyasadaki koşullar ve işin niteliği baz alınarak, firmalar kendilerini konumlandırırlar. Büyüme sırasında nerede ve nasıl farklılaşılacağı göz önünde bulundurulmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Ekonomi Kötüyken Girişimci Olunmaz:</span><br />
Ekonominin kötü olduğu durumlar içinde gizli fırsatlar barındırır. Bu fırsatları iyi gören ve cesur davranan kişiler o dönemlerden karlı çıkmayı başarırlar. Sizin yapmak istediğiniz iş o an insanların ihtiyaçlarına cevap verebilir. İnsanların kemer sıktığı durumlarda onların düşünmediği farkındalıklar yaratabilir. Ekonomi kötüyken fırsatları görmek için gözünüz açık olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Girişimci Finansmanı Bulursa, Gerisi Kolaydır:</span><br />
Türkiye’de girişimciler aile, arkadaşlar, hibe programları, melek yatırımcılar veya banka kredilerinden yararlanarak gereken finansman desteğine ulaşmaktadırlar. Ancak, girişimcinin ilk ve tek ihtiyacı olan finansman değildir. Bu finansmanı kısa ve uzun vadede nasıl yöneteceği ve kendisi için sermayeyle beraber yatırıma nasıl dönüştüreceğidir. Finansman desteği bulmakla beraber o finansman doğru kullanmak girişimin başarısını belirlemekte rol oynayan en önemli faktörlerdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Girişimcinin İş Yaptığı Yer Gösterişli Olmalıdır:</span><br />
Girişimcinin ilk başta idareli kullanması gereken finansmanı olduğunu düşünürsek, bu paranın önemli kısmını gösterişli bir ofise harcaması mantıklı olmayacaktır. Girişimin ne olduğuna paralel olarak lükse değil ihtiyaçlara yönelik cevaplar veren, gereksinimi olan şeylere yatırım yapılmalıdır. İlk başlarda evde ofisle bile işe başlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8- Girişimciler Antisosyaldir:</span><br />
Girişimcilerle ilgili bir başka yanlış inanış, kişilik olarak girişimcilerin sosyal olmadıkları yönündedir. Aslında bu inanış tam tersi olmalıdır. Girişimci, sosyal olan kişidir, çünkü girişimci için tanıştığı her yeni kişi ve insanlarla yapılan fikir alışverişleri kendisi için ilham kaynağı olacaktır. Girişimci anti sosyal değil, bilakis sosyal hayatı dinamik ve enerjik kişidir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- Girişimci İçin Kazanç Önce Gelir:</span><br />
Girişimci için sevdiği işi yapmak önce gelir. Bundan sonrasında girişimci kar elde etmelidir ki o girişim devam edebilsin. Ancak, bu girişimci için birincil öncelik değildir. Kar, zarar tablosu her zaman girişimcinin lehine olmalıdır. Ticaret, para kazanmadan yapılamaz. Ancak, girişimci cesaretiyle riskleri göze alıp kendi hayalini gerçekleştirmeye çalışacağı için ilk etapta kazanç unsuru değil kendini gerçekleştirme güdüsü ön plandadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10- Girişimci Mükemmel Olmalıdır:</span><br />
Mükemmellik, sahip olunan değil ancak kovalanan bir şeydir. Bu dürtü insanı daha çok sorgulamaya ve hep daha iyiye sahip olmaya iter. Girişimci, kendi mükemmelini arayan kişidir. Hiç kimse mükemmel olmadığı gibi hiçbir girişim veya girişimci mükemmel değildir.<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://i.hizliresim.com/YJL0Xa.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: YJL0Xa.jpg]" class="mycode_img" /></div>
DUYGU EREN]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>