Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı/E-Posta:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 2,562
» Son Üye: delidumrul23
» Toplam Konular: 685
» Toplam Yorumlar: 689

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 2 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 2 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Seyit Onbaşının (Kocaseyi...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: merve
03-04-2019, Saat:09:59 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
Osmanlı ordusunda bir Ven...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: ahmetsahin
02-04-2019, Saat:12:10 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
KAĞIT BARDAK..
Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER
Son Yorum: mevthawk
01-02-2019, Saat:06:33 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 118
Başkalarının olumsuz duyg...
Forum: BAŞARI HİKAYELERİ VE ÖNERİLERİ
Son Yorum: ahmetsahin
01-02-2019, Saat:06:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 97
Nuri Killigil: Bir Türk S...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: gakko
08-07-2018, Saat:05:16 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 236
Çocuklarımıza Yedirdiğimi...
Forum: SAĞLIK
Son Yorum: delidumrul
03-29-2018, Saat:12:22 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 400
EŞİNİ DOĞRU SEÇ
Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ
Son Yorum: delidumrul
03-26-2018, Saat:06:55 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 436
Müslüman ol demeden, İnsa...
Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER
Son Yorum: merve
03-26-2018, Saat:11:31 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 411
Feodalitenin ortaya çıkış...
Forum: İLGİNÇ TARİHİ BİLGİLER
Son Yorum: merve
03-25-2018, Saat:09:24 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 464
Mustafa Ertuğrul Aker Tar...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: merve
03-24-2018, Saat:08:44 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 391

 
  HAFIZANIZI GELİŞTİRMENİN 10 KOLAY YOLU
Yazar: mevthawk - 11-24-2016, Saat:11:22 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Randevularınızı mı unutuyorsunuz? Otomobilinizin anahtarlarını nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Tanıdığınız biriyle karşılaştığınızda adı bir türlü aklınıza gelmiyor mu? Bu soruların yanıtı "evet"se, hafızanıza sahip çıkmanın zamanı gelmiş de geçiyor...

Bu sorulara evet yanıtını veriyorsanız, Betty Fielding''in yazdığı Hafıza Elkitabı tam size göre. Dharma Yayınları''ndan çıkan Hafıza Elkitabı, 10 yöntemle hafızanızı geliştirmenizi sağlıyor...

1. Hafızanızın araç gereç çantasını doldurun

Örneğin; kendi kendinize konuşmak, sözel hafıza izleri yaratır. Kelimelerin baş harflerinden oluşturulan kelimeler ya da tekerlemeler hafızanızı uyarmaya yardımcı olur. Gruplamak da, hatırlamaya yardım edecek bağlantı izlerini oluşturmak için önemlidir. Tekrarlamak, bilginin kısa süreli hafızanızda kalmasına yardım eder.

2. Motive edicinizi bulun ve girişimde bulunun


Hafızanızın gelişmesi motivasyona dayanır. İnsanlar motive edildiklerinde, yaşadıkları şey kalıcı anılarıyla birleşsin diye dikkat ederler ve konsantre olurlar.

3. Hayattan keyif alın


Hayattan keyif almak için, öncelikle yaşadığınız acılarla başa çıkabilmeniz gerekir. Hayatı anlamaya çalışmak ise, sizi yeni bilgi arayışına ve bu bilgiyi hatırlama isteğine götürür. İlişkiler hayatımızın zenginleşmesine katkıda bulunduğundan, hafıza için önemlidir.

4. Odaklanma gücünüzü artırın


Dikkatinizi odaklamak, bazı şeylerin siz istediğiniz sürece zihninizde kalmasını sağlar.

5. Zihinsel müdahaleleri geçersiz kılın


Konsantre olmak, dikkat dağınıklıklarını ve müdahaleleri gözardı ederek, dikkat etmeyi sürdürmektir. Hafıza yardımcılarınızı daha çok kullanmak, aynı anda birden çok şeye odaklanmamak ve atacağınız adımların hızını belirlemek, dikkat dağınıklığıyla ve müdahalerle başa çıkma stratejileridir.

6. Öğrenmenize ve hayatınıza önem verin


Hafızanız zaten düzenlidir. Hafıza izleri halihazırda düzenli olarak depo edilir ve siz olayları, insanları ve bilgiyi düzenli birimler halinde hatırlarsınız. Öğrenmeye düzen vermenin dışında zamanınızı ve çevrenizi de düzenlemek hafızanızı geliştirecektir.

7. Sağlığınıza önem verin


Sağlığı korumak için plan yapmak hafızanın iyi çalışması için esastır. Bu plan dengeli beslenmeyi, egzersiz yapmayı, toksik maddelere maruz kalmayı en aza indirmeyi ve düzenli doktor kontrolünden geçmeyi kapsar.

8. Stres ve depresyonla başa çıkın


Ruhsal durumlar ve duygular, hafızayı olumsuz yönde etkiler. Bunlardan korunma yollarını denemelisiniz.

9. Yaşlanma sürecini anlayın


Yaşla bağlantılı duyusal değişiklikler hafızanız için önemli. Stratejilerle bundan kurtulabilirsiniz.

10. Kendinizin rehberi olun


Tutumunuzda ve hayat tarzınızda hafızanızın daha iyi olmasını sağlayacak olumlu değişiklikleri yapabilirsiniz.
53ohJ04.jpg

Bu konuyu yazdır

  Y Kuşağı Neden Kariyer Planlamadan Önce Hayatını Tasarlıyor?
Yazar: delidumrul - 11-16-2016, Saat:07:52 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

“Eğer 30 yaşına gelmeden çok para kazanabilir ve bu curcunadan kurtulabilirsem, Çin’e doğru motosikletimle yolculuğa çıkacağımı düşünüyorum.” – Bud Fox, Wall Street

Y kuşağı, diğer bir deyişle Milenyum kuşağı, son zamanlarda internet üzerinde biraz tokat yemiştir. Biz şımarık, bencil, narsist ve işi yoluna koymak için hazırlıksız olarak anıldık.

Ama, bu yorumcuların farkına varamadığı nokta; batı dünyası geri dönüşümü olmayan ve açıkçası gecikmiş paradigma kaymalarını deneyimlerken tam da şu anda kariyerimizin inşasının ilk basamaklarındayız.

Olası yanlış anlaşılmaları önlemek için açıklama yapmanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum.

Tembel değiliz, tasarımcıyız. Ve güncel projemiz kariyerimizdir.

Yazar Tim Ferriss’e göre, yaşam tarzı tasarımı yirminci yüzyılın ertelenmiş yaşam planını reddederek emekliliğe kadar beklemeden seyahat etme lüksü, macera ve boş zamanın hayatlarımızda şimdiden imal edildiği yeni bir yaşam tarzını yaratma pratiğidir.

Ferriss “4 Saatlik Hafta – Az Çalış, Çok Kazan ve İyi Yaşa!” adlı kitabında bu yaşam tarzını oluşturmak için insanların yapabildikleri köklü değişiklikler hakkında yazarken (Hindistan’da saati £5 için çalışan sanal yardımcıları düşünün), bu konseptin gerçekliği pratikte 200 yıldan fazla süredir var olan bir kariyer yaklaşımını yeniden tanımlayan bir jenerasyon tarafından özümsenen prensiplerdir.

Yaşam tarzı tasarımı, teknoloji erişimli 21. yüzyıl kariyerini betimleyen paradigma kaymalarından yalnızca birisidir.

Kısaca, 20. yüzyılın doğrusal kariyer patikasının bittiğinin bir onayı ve hayatımız ile kariyerimize yaklaşımımızın bir kalibrasyonudur.

Bu tektonik kaymalar arasından üç tanesine bakalım.

Paradigma: Şimdi çok çalış, zamanın ve enerjin karşılığında para kazan, emeğinin meyvelerini emekliliğe kadar ertele çünkü ikisi bir arada olmaz.
Paradigma kayması: Şimdi çok çalışarak kariyerini inşa etmek için ektiğin tohumların ve emeğinin meyvelerini karşılıklı bağımlılık içerisinde şimdi ve burada toplayabilirsin.
Olanak tanıyan: Teknoloji bizim değerimizi zamandan ve mekandan ayırmamıza olanak tanımıştır, istediğiniz yerden çalışabilirsiniz ve edilgen bir gelir üretebilirsiniz.
Paradigma: Yıl içerisinde egzotik maceralar, uluslararası seyahatler ve boş zaman sadece çok zenginler için rezerve edilmiş bir yaşam tarzıdır.
Paradigma kayması: Macera ve seyahat yinelenen hayallerdir ve şu an burada var olabilir. Seyahat, macera ve nasıl isterseniz harcayacağınız boş zamanın coşkulu patlamalar sonrası karantina altına alınması gerekmiyor, aylık veya senelik yaşam tarzınız içerisinde tasarlanması gerekiyor. Mevcut paradigmada, bunlar hayatımızın aksesuarları, elbise veya mobilya tüketir gibi onları da tüketiyoruz.
Olanak tanıyan: Teknoloji mülkiyet ihtiyacını ciddi anlamda düşürmüştür, böylece minimumda yaşama imkanı doğmuştur ve Airbnb gibi işbirlikçi tüketim platformları kanalıyla maceraya erişim ve diğer anlamlı deneyimler artmıştır.
Paradigma: Para (ve diğer maddi birimler) zenginliğin tek göstergesidir.
Paradigma kayması: Zaman zenginliği gerçek bir fenomendir; zaman bizim en kıymetli ve sınırlı kaynağımızdır ve kazanmaya değerdir.
Olanak tanıyan: Yazar Rolf Potts’un alıntısına göre; 21. yüzyıl teknolojisini ve refahını kişisel seçeneklerimizi artırmak için kullanabiliriz, kişisel varlıklarımızı artırmak için değil.

Profesyonelliğin zirvesinde oldukları göz önünde bulundurulan büyük şirketler ve organizasyonlar ilk defa mezun kotalarını doldurabilmek için mücadele ediyorlar.

Neden?

Çünkü, firmalarının adı hala prestiji işaret ediyor olabilir; ama günde 12-16 saatte sundukları çalışma ve yaşam deneyimi çalışan için çok az anlamlı bir zaman zenginleşmesi içeriyor. Karşılığında, bu şirketler genellikle çalışanlarına ortalamanın üzerinde bir gelir sunarak onları nakit zengini yaparken onları zaman fakirliğinin içerisine atıyorlar.

Y kuşağı bir tercihimizin olduğunun farkında, ve başarılı bir kariyer sahibi olmak anlamına gelen kültürel değerlendirmenin öncesinde daha geniş bir çalışma ve yaşam tecrübesini ön planda tutmayı seçiyor. Çünkü, gerçek şu ki ikisi birbiriyle eşleşmiyor.

Y kuşağı şımarık mı?
Çok fazla şey mi istiyoruz? “Tutku”, “tatmin olma” ve “çalışma” kelimelerini tek nefeste dile getirerek dünyanın gerçekte nasıl işlediğini bilmezlikten gelen şımarık hayalperestler miyiz aslında?

Yaşam tarzı tasarımındaki bu vurguyla işimizin ve kariyerimizin düşük itibara sahip olduğunu düşünmüş olabilirsiniz.

Gerçek aslında tam da bunun tersi.

Kurumsal bilgi işçisinin çarmıha gerilmesinden önce bile, 20. yüzyıl iş sektöründen doğan bir dünyanın yaratıldığını gördü ve endüstriyel işçi örgütünün ana prensibi kolayca öğrenilip takip edilebilen saptanmış talimatlar koyarak üretim sürecindeki insan girdisinin rolünü azaltmaktı. Başka bir deyişle, endüstriyel iş gücü süreçleri insanların yeri doldurulabilir olmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

İngiltere’deki çalışanların %87’sinin işlerine bağlı olmadıklarını itiraf etmeleri bir sürpriz mi? Sonuç olarak, geleneksel iş dünyası kurumsal uyuşukluk, profesyonel durağanlık ve büyük bir dengesizlikle nitelenmektedir.

Kariyer planlamadan önce hayatlarımızı tasarlamakla göstermek istediğim sadece Y kuşağının bu dengesizliği yeniden gündeme getirmedeki ısrarıdır.

“The 7 Habits of Highly Effective People” kitabının yazarı Stephen Covey, üretim (emeğimizin sonucu) ve üretim kapasitesi (sonuçları imkanlı kılan kaynak ve varlıklar) arasındaki dengeyi sağlamanın öneminden bahsediyor. Bu bakış açısını örneklemek için, Ezop fabllarından altın yumurtlayan kazdan yararlanmaktadır. Fakir bir çiftçi kazlarından birinin her gün altın yumurtladığını gördüğünde çok şaşırır ve içerisinde altından büyük bir tabaka olduğunu düşünür. Kazı öldürür, ancak kazın diğerleri gibi olduğunu görür. Aptal çiftçi, hemen zengin olmayı umut ederek, kendini her gün garanti olan bir kazançtan mahrum etmiştir.

Yakın zamanda, İsveç’teki şirketlerin standart uygulama olarak günde 6 saat çalışmayı önerdiği ortaya çıktı. Bu, verimliliğin fiziksel, ruhsal ve manevi olarak iyi hissetmeyi gerektiren bir bütün olduğunu gösteren paradigma kaymasının pozitif bir belirtisidir. Bu durumun karşı tarafında ise, Japon kültüründeki gerektiğinden fazla saat iş yerinde bulunma durumu (özellikle de insanın işiyle ilgili bir güvensizliğin tezahürü olarak) bulunmaktadır.

Üretkenliğin düştüğü seviyeler karşısında, iş yerinde “bütünlük” çağrısı ruhsal bir durum olmaktan çıkmış, bir iş olmuştur.

Bütünlüğün zorunluluğunu fark edenler o şekilde davranıyor; çünkü sağlıklı bir dengeyi sürdürerek iş yerinde maksimum verimi sağlayabiliyorlar, en azını değil.

Gördüğünüz gibi, kendi tasarımımızla hayatlarımızı ve kariyerlerimizi inşa etmemiz narsistlik ya da tembellik değildir, proaktifliktir ve gereklidir.

30 yaşın altındaki her kişi proaktif ve hırslı bir birey midir? Kesinlikle hayır. Ama, geleceğin şirketlerini inşa eden ve güçlendiren kişilerin proaktif ve hırslı olduğuna emin olabilirsiniz, zaman içerisinde ayakta kalacak şirketler DNA’larına “bütünlük” ve “denge” kavramlarını inşa edenler olacaktır.

Bu daha az yaptığı anlamına gelmez, daha çok yaptığı anlamına gelir.

Bu, onsuz hiçbir şeyin mümkün olmayacağı varlığı terbiye etmek hakkındadır. Kendimizi.

0mzYQW.jpg

Bu konuyu yazdır

  Çöldeki Gerçek Dostluk...
Yazar: delidumrul - 11-16-2016, Saat:01:09 AM - Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER - Yorum Yok

Hikaye Arabistan çöllerinde geçmekteymiş. İki iyi arkadaş çölde yürüyorlarmış. Yolda, bilinmeyen bir sebepten dolayı aralarında tartışmaya başlamışlar.

Gittikçe büyüyen tartışma esnasında bu iki kişiden birisi diğerini tokatlamış. Bir anlık bir şaşkınlık sonrasında adam yere oturmuş ve kumların üzerine;

"Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı" yazmış.
Yürümeye devam etmişler ve birkaç saat sonra bir vahaya varmışlar. Vahadaki gölette yüzmeye giren iki arkadaştan tokatlanmış olanı birden suyun içindeçırpınmaya başlamış. Arkadaşı bunu görüp onu kurtarmış ve kıyıya çıkarmış. Adam kendine gelir gelmez belindeki hançeri çıkarıp büyük bir taşın üstüne;

"Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı" yazmış.

Arkadaşı merak ile sormuş: "Seni kırdığımda ve tokatladığımda kuma yazdın, şimdi neden taşa yazıyorsun?"
Diğeri ona gülümseyerek cevap vermiş:

"En iyi dostlarımız bizi kıracak birşey yaptıklarında bunu kuma yazmalıyız, unutmanın ve affetmenin rüzgarı yazdıklarımızı silsin diye. Diğer taraftan da yaşanan güzellikleri taşların kalbine yontmalıyız, rüzgarların hiçbiri onları silemesin diye..."

Belki bu hikayeyi okuduktan sonra ( varsa ) kırgın olduğunuz bir dostunuzu affedip eski günlere dönmek için bir adım atmanız Dileğiyle...

rgEK49a.jpg?1
alıntı

Bu konuyu yazdır

  HAYALLER GERÇEKLEŞİR(Soichiro HONDA Başarısı)
Yazar: merve - 11-06-2016, Saat:02:24 PM - Forum: BAŞARI HİKAYELERİ VE ÖNERİLERİ - Yorum Yok

Bay Honda hiç bir zaman yoluna engellerin, trajedilerin ve problemlerin çıkmasına müsaade etmedi. Yoluna çıkan engelleri bir atlet gibi tek tek aştı. Bay Honda 1938 yılında piston halkası üretip bunu Toyota şirketine satmayı hayal eden fakir bir öğrenciydi. Gündüzleri okula gidiyor geceleri ise dirseklerine kadar yağ ile kirlenmiş vaziyette projesi üzerine çalışıyordu. Projeye tüm parasını yatırmıştı ama hala hazır değildi. Sonunda devam edebilmek için eşinin mücevherlerini rehin vermek zorunda kaldı. Yıllarca uğraştıktan sonra Toyota'nın alacağından emin olduğu piston halkasının yapımını tamamladı. Bunları Toyota'ya götürdüğünde ise reddettiler. Onu böyle komik bir projeyi yapmaya çalıştığından dolayı kınadılar.

Sizce umutsuzluğa mı düştü? Elbette parasızdı? Teslim oldu mu? Kesinlikle hayır. Bunun yerine sonraki 2 yıl boyunca pistonu nasıl daha fazla mükemmelleştirebileceği üzerine çalıştı.

Başarıya giden yolu biliyordu:
1- Ne istediğine karar verdi.
2- Bunun üzerine çalıştı.
3- Bunun çalışıp çalışmadığını kontrol etti. Ve başarısız olduğunda,
4- Sürekli olarak izlediği yöntemi değiştirdi.

Gittiği amaca paralel yöntemlerinde hep esnek oldu ve bunun sonucunda projesini ondan sonraki 2 yıl içinde sürekli geliştirdi ve Toyota'ya sattı! Honda'nın piston halkaları fabrikasının yapımı için tonlarca beton gerekiyordu ancak o dönemlerde Japonya hükümeti 2. dünya savaşına hazırlandığı için çimentoyu bulmak zordu.
Rüyası yine gerçekleşmeyecek gibi görünüyordu. Ona kimse yardım etmeyecek gibiydi. Teslim olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır. Fabrikayı kurmaya karar vermişti bir kere. Teslim olması mümkün değildi. Bir grup arkadaşıyla kafa kafaya verip haftalar boyunca gece gündüz çalışarak birçok metot deneyerek yeni bir beton üretme yöntemi buldular. Fabrikayı kurdu ve piston halkalarını üretmeye başladı.

Hikaye burada bitmiyor. Savaş sırasında Amerikalılar fabrikasını bombaladı ve kısmen fabrikayı harabeye döndürdüler. Honda bu durumda dahi yenilmişlik duygusuna teslim olmadı. Tüm çalışanları toplayıp söyle dedi: Dışarı çıkın ve uçakları izleyin. Mutlaka benzin bidonlarını dışarı atacaklar. Onları bulmalıyız. Çünkü onların içinde bizim üretimimiz için gerekli ham madde var. Bu Japonya'da o dönemde bulunmayan bir hammaddeydi. Honda hayatın ona sunduğu her şeyi kullanmanın bir şeklini bulmuştu. Bunların üstüne fabrika sonraki depremde yıkıldı ve piston üretimini Toyota'ya satmak zorunda kaldı.

Ancak hayat bir kapıyı açmadan diğerini kapatmıyor. Hayatın bize sunduğu fırsatları görebilmek için daima uyanık olmalıyız. Savaş bittiği zaman Japonya tam bir kaos içindeydi. Ülke ham madde krizindeydi benzin karneyle dağıtılıyordu ve buna rağmen bulmak mümkün değildi. Honda ailesine yiyecek almak için pazara gidecek benzini dahi bulamıyordu. Ama bu yüzden kendini yenilmiş ve aciz görmedi, sadece yeni bir karar verdi. Böylesi bir yaşamı kabullenmeyecekti.
Kendisine çok önemli bir soru sordu: Ailemi başka hangi şekilde geçindirebilirim? Bunun için elimin altındaki şeyleri nasıl kullanabilirim? Evinde küçük bir motorun olduğunu fark etti, bahçede çim biçme makinesi için kullanılanlardan. Onu bisiklete bağlamaya çalıştı bu anda ilk motorlu bisiklet ortaya çıkmış oldu. Onunla pazara gitti ve kısa bir süre sonrada onu gören arkadaşları ondan kendileri içinde böyle bir şey yapmasını istediler.

Kısa bir süre sonra bulabildiği motorları motosiklet için kullandı ve bunun için bir fabrika kurmaya karar verdi. Ancak parası yoktu ve Japonya darmadağındı, nasıl yapmalıydı?

Kader ağlarını kararlar verirken örer. Yenilgiyi kabul edip, olmuyor demek yerine bir çıkış yolu ararken aklına dahice bir fikir geldi.. Japonya'daki tüm bisiklet üreticilerine bir mektup yazmaya karar verdi. Onlara Japonya'yı tekrar nasıl harekete geçireceğini bulduğunu yazdı. Onun motosikletinin ucuz olacağını ve insanların bununla istedikleri yere gidebileceğini belirtti. Onlardan yatırım yardımı istedi.

Toplam 18000 bisiklet satan dükkan sahibinden 3000'i Honda'ya para yolladı ve o ilk üretimini yapmaya başladı. Sonrada başarı geldi, öyle değil mi, öyle mi sanıyorsunuz? Hayır! Motosiklet çok büyüktü ve onu çok az Japon satın aldı. Honda ise tekrar neyin yolunda gitmediğini buldu, teslim olmak yerine uyguladığı yöntemi değiştirdi. Motosikletleri daha hafif ve küçük olarak üretmeye karar verdi. Başarı hemen arkasından geldi. Bu Honda'ya imparator nişanı ödülünü kazandırdı.
Herkes ona kıskançlıkla bakarak böyle bir dahiyane fikir aklına geldiği için onun ne kadar şanslı olduğunu düşündü. ŞansIımıydı? Belki. Fakat ondan önce büyük fedakarlık ve zahmetli çalışma vardı. HONDA şirketi dünyadaki en başarılı şirketlerden biridir ve şirketin bünyesinde 100.000 den fazla insan çalışıyor. Honda'nın arabaları Amerika'da Toyota'dan daha fazla satan bir markaya dönüştü. Honda insanın bir şeyi gerçekten istediğinde ce çaba gösterdiğinde başarısının mutlaka geleceğini göstermiş oldu.

LQynzWX.jpg

Bu konuyu yazdır

  ANTİKACI
Yazar: merve - 10-28-2016, Saat:09:06 PM - Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER - Yorum Yok

Genç adam, antika merakı sebebiyle Anadolu'nun en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu. Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat, bu seferki hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam, antikacının yürümesine yardım ederken:
- Günlerdir hasta olduğumdan, odun kesmek için ilk defa dışarıya çıktım, dedi. Meğer seni bulmak için iyileşmişim.Diz boyuna varan karla boğuşup kulübeye geldiklerinde, antikacının beyaz göre göre donuklaşan gözleri faltaşı gibi açıldı. Odanın orta yerindeki kuzinenin etrafını saran üç-dört iskemle, onun şimdiye kadar gördüğü en güzel antikalar olmalıydı. Saatlerdir kar içinde kalan vücudu bir anda ısınmış, buzları bir türlü çözülmeyen patlıcan moru suratını ateşler kaplamıştı. Yaşlı adam, misafirini yatırmak için acele ediyordu. Ona birkaç lokma ikram edip sedirdeki yatağını hazırlarken:
- Bugün soba yakamadım evladım, dedi. Ama bu yorganlar seni ısıtacaktır.
Ev sahibi, yıllar önce vefat eden eşiyle paylaştıkları odaya geçerken, antikacı da tiftikten örülen battaniyelerin arasına gömüldü. Ancak bütün yorgunluğuna rağmen bir türlü uyuyamıyordu. Ertesi gün gitmeden önce ne yapıp yapıp o iskemleleri almalı, bunun için de iyi bir senaryo uydurmalıydı. Mesela, hayatını kurtarmasına karşılık ihtiyara birkaç koltuk satın alabilir ve eskimiş olduğu bahanesiyle dışarıya çıkarttığı iskemleleri, çaktırmadan minibüsün arkasına atabilirdi. Hatta onları kaptığı gibi kaçmak bile mümkündü. Yürümeye dahi mecali olmayan ihtiyar, sanki onun peşinden koşacak mıydı?
Genç adam, kafasındaki fikirleri olgunlaştırmaya çalışırken dalıp dalıp gidiyor ve rüzgarın sesiyle uyandığı zamanlar, kaldığı yerden devam ediyordu. Bu arada yaşlı adamın sabah namazına kalktığını farketmiş, hatta hayal meyal olsa bile odun parçaladığını duymuştu. Gözlerini açtığında, onun kuzine üzerinde yemek pişirdiğini gördü ve etrafına bakınırken, birden iskemleleri hatırladı. Hafifçe doğrulup çevresine baktı: Aman Allahım..! Antikalardan hiçbiri ortada yoktu.
İhtiyar kurt, herhalde planını hissetmiş ve belki de uykudaki konuşmasını duyarak onları emin bir yere kaldırmıştı. Sakin görünmeye çalışarak:
- İliğim kemiğim ısınmış, dedi. Çorbanız da güzel koktu doğrusu. Ama akşamki iskemleleri göremiyorum.
Yaşlı adam, odanın köşesine yığdığı iskemle parçalarından birini daha sobaya atarken:
- İskemle dediğin, dünya malı be evladım, dedi. Biz misafirimizi üşütür müyüz?

UL0q2Rw.jpg

Bu konuyu yazdır

  Çocuğumuzu Nasıl Yanlış Yetiştiririz!
Yazar: ahmetsahin - 10-22-2016, Saat:01:11 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Çocuğunuz;
– Varsın, bir çivi bile çakamasın…ama, dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın…ama, matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin…ama, notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın…ama, fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün…ama, sınıfın birincisi olsun.
– Varsın,kendisinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin…ama, öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “ Ya siz nasılsınız efendim…” diyemesin…ama, yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın…ama, sınavlarda “on” çeksin.
– Varsın;
– Taziye nedir,bilmesin,
– Başın sağ olsun ne demek, anlamasın,
– Geçmiş olsun kime denir,niçin denir, haberi olmasın,
– Uğurlar olsun, ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama… karneleri süper olsun.
– Evet…varsın, tek dostu olmasın…ama, iyi gelir getiren bir mesleği olsun…öyle mi…

Bu çocuğu bu hale nasıl mı getirdiniz:

– Bandı üç ay geriye sararak, çocuğunuzla “nelerden ibaret” olan iletişiminizi dinlemek ister misiniz;
– “Oğlum, çıkar üstünü-başını…doğru derslerinin başına…
– Kızım, öğrenemedin gitti şu işi…hafta içi sokak-mokak yasak…
– Ne gezmesi…sen önce ödevlerini bitir.
– Oyun mu…gelmeyeyim yanına…
– Geçen dönemin berbat karnesini unuttuğumu sanma…
– Birazdan tek tek bakacağım ödevlerine…
– Yavrum, bıktım ama her akşam ders çalış demekten…
– Şu odanın hali ne küçük bey…
– Hayır efendim…siz de ana-baba olunca her akşam bol bol televizyon izlersiniz…
– Haftaya veli toplantısı var biliyorsun değil mi küçük hanım…
– Çocuklar…kesin şamatayı da elime sopa almayayım…
Çocuğunuzla bilmem ama,bu tarzınızla kimseyle iletişim kuramazsınız.

Mesela, çocuğunuz hakkında şunları hiç merak ettiniz mi:
– Elinin neye yatkın olduğunu,
– Gönlünün neler arzuladığını,
– Dilinin neye uyumlu olduğunu,
– Gözlerinin zevkini,
– Hangi oyunlardan hoşlandığını,
– Neleri “merak” ettiğini,
– Arkadaşları ile en çok hangi oyunları oynadıklarını,
– Hangi oyunlarda başarılı olduğunu,
– Futbolla ilgisini, basketle arasını, satrançla havasını…hiç merak ettiniz mi acaba.
– Bisiklet sürmeyi öğrenip öğrenmediğini,
– Resim dersiyle ilgisini,
– Müzikle arasını…hiç mi sormadınız…
- Öyleyse çocuğunuzla:
– Ayağı yere basan bir iletişim kuramazsınız.
– Her sözünüze tepkili olması,
– Lafı ağzınıza tıkaması,
– Bazen de sizi terslemesi,
– Hayallerinizin suya düşmesi…hep bundandır…canım kardeşim.

Hb1FX0n.png
ÜSTÜN DÖKMEN

Bu konuyu yazdır

  Durdurulamaz Özgüveni İnşa Etmenin 10 Güçlü Yolu
Yazar: ahmetsahin - 10-22-2016, Saat:01:07 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Korkutucu bir düşünce, değil mi? “Hayallerimi gerçekleştirmek için gereken şey bende yok” – Başarı, ün, zenginlik; tüm hayalleriniz yerlerinde kalabilirler. Aslında, sadece boş hayaller. Daha çok kendine güvenen biri olmayı istersiniz; haklarında bir şeyler duyduğunuz ve gerçekten başarılı olan tüm o insanlar gibi.

Flaş Haber – Söz konusu insanlar esasında sizden daha kendinden emin değiller. Onlar bunu zamanla geliştirdiler. Sen, evet evet, sen, aynısını sen de yapabilirsin! Bu kendinden eminlik nereden geliyor? Kendinden eminlik, meydan okumaları göğüslemenize, önemli insanların saygılarını kazanmanıza ve daha yaratıcı olmanıza yardımcı olan bir histir, bir duygudur.

Peki, bu kendinden eminlik duygusunun kaynağı nedir? Harekete geçmekten gelen gerçek kendine güven hissi – gerçek sonuçlar alabileceğiniz doğru şeyleri yapmak. Doğru yolda olduğunuz bilgisine sahip olmaktır. Ve işte en iyi kısmı: Bu kendinden eminliği arttırma işi düşündüğünüzden çok daha kolay.

Durdurulamaz kendinden eminliği inşa etmenin 10 güçlü yolu:

Grubunuzu bulun
Bunu tek başınıza başarmaya mı çalışıyorsunuz? Hayallerinizi ve aynı zamanda korkularınızı ve kafa karışıklıklarınızı paylaşan arkadaşlarınız olsaydı, daha kolay olmaz mıydı? Sizi inişlerinizde ve çıkışlarınızda destekleyen insanlar… Grubunuzu bulmak için, sizinle aynı yolda yürüyen tutkulu insanlardan oluşan bir topluluğa katılın. Eğer bir işe girişecekseniz, girişimciler toplantılarına katılın. Başarılı bir blogger olmak istiyorsanız, çevrimiçi bir blogger topluluğuna katılın. Onlarca akıllı insanın kolektif tecrübelerine erişime sahip olacaksınız. Müthiş püf noktaları keşfedecek ve gereksiz hatalardan kaçınacaksınız. Aynı zamanda şunu fark edeceksiniz: Eğer size benzeyen diğer insanlar başarılı olabiliyorlarsa, neden siz olamayasınız? Grubunuz, sizi hedefinize doğru ilerletmek adına fevkalade bir kaynak olacak. Yalnız değilsiniz!

“Özgüven her zaman haklı olmaktan ileri gelmez, bazen de yanlış olmaktan korkmamaktan ileri gelir.” –Peter T. Mcintyre

Doğru mücadeleleri seçin
Güçsüzlüklerinizi “tamir etmek” için çok fazla mı zaman harcıyorsunuz? Örneğin, pazarlama konusunda harika olabilirsiniz, ancak teknoloji sizin kâbusunuzdur. Teknoloji problemlerini çözmeye çalışmak size çaresizlik hissettirebilir ve kendinizi işi savsaklar halde bulabilirsiniz. Sonuçlar olmadan zaman ve enerjiyi amacınıza adamak, genel anlamda güven seviyelerinizi de etkileyecektir. Bunun yerine neden dışarıdan destek almıyor ya da işi dışarıya bırakmıyorsunuz? Bazen daha iyi bir güvenin anahtarı, bir şeyler yapmaktan ziyade bir şeylerden kaçınmak olabilir. Güçlü olduğunuz şeylere odaklanın ve kendinize duyduğunuz güvenin hızla yükseldiğini görün!

Başarısızlığı göğüsleyin
Edison ampulü icat etmeden önce kaç defa başarısız oldu? Binden fazla kez! Süper başarılı insanların hepsi sayısız başarısızlık tattılar. Başardılar, çünkü inat ettiler. Hatalarından ders aldılar, yaklaşımlarını değiştirdiler ve doğrusunu elde edene kadar denemeye devam ettiler. Basit gerçek: Her yeni bir şey yaptığınızda, hata yapmak zorundasınız. Bu gerçeği kabullenin ve böylece başarısızlığı bir kararlılık kaynağına dönüştüreceksiniz, umutsuzluğa değil.

Küçük adımlar atın
Amacınızın altında eziliyor gibi hissettiniz mi hiç? Çok zor mu görünüyor? Büyük ve ağır bir girişimle başa çıkabilmenin en iyi yolu, onu daha küçük amaçlara bölmektir – başarabileceğinizi bildiğiniz daha küçük projeler. General Electric firmasının efsanevi eski CEO’su Jack Welch, küçük günlük başarıların önemi üzerinde ısrarla dururdu. Bu küçük kazanımlar, güveninizi daha büyük amaçlara kafa tutması için ateşler!

Doğru başlayın
Güne nasıl başladığınızın, günün geri kalanındaki ruh haliniz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Güne, en önemli görevinizi ele alarak başlayın. Sabah ne üzerinde çalışmak istediğinize, bir önceki akşamdan karar verin; böylece sabah ilk iş o şeye başlayabilirsiniz. En önemli görevin üzerine bir çizik atmak, oyunun ilk golünü atmak gibi bir şey! Bu, sizi daha fazla hareket için gaza getirir!

“Başarılı insanların korkuları vardır, başarılı insanların şüpheleri vardır ve başarılı insanların endişeleri vardır. Onlar bu şeylerin onları durdurmalarına izin vermezler, hepsi bu.” – T. Harv Eker

Gerçekçi olun
Yapmak istediğiniz şey aşırı mı? Güveniniz üzerindeki en büyük yıkımlardan biri, kendi hedeflerinizi gerçekleştirmek konusunda sürekli olarak başarısız olmaktır. Bunun yerine, başarabileceğinizi bildiğiniz hedefler koyun. Steve Jobs’ın da dediği gibi: “Her şeyi yapmayı denemek yerine, maksimum randımanı veren birkaç şeye odaklanın”. Sınırlarınızı zorlamak önemlidir, ancak kendinizi (ve kendinize olan güveni) sınırların ötesine itmeyin!

Film çekin
Yaklaşan bir projenin, müşteri görüşmesinin ya da sunumun düşüncesi sizi ürkütüyor mu? Michael Phelps’e 22 olimpiyat madalyası kazandıran bu yöntemi deneyin. Gözlerinizi 2 dakikalığına kapatın ve zihninizde yaklaşan görevinizin bir filmini oynatın. Zorlukları önceden görün, ona göre davranın ve zorlukları başarıyla alt ettiğinizi gözünüzde canlandırın. Michael Phelps bunu her yarıştan önce yapıyordu. Bu basit görselleştirme, size bir şampiyonun güvenini sağlayabilir.

Fiziksel müdahalede bulunun
Vücudunuzun ruh haliniz üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Kuşku sancılarını hissettiğiniz her seferde ayaklanın ve birkaç şınav çekin ya da yerinizde koşu hareketi yapın. Vücudunuza adrenalin pompalamak, mücadeleci ruhunuzu ön plana çıkarmanın garanti bir yoludur. Güven konusunda kalıcı bir gelişim görmek istiyorsanız, her gün 10-15 dakika egzersiz yapmaya başlayın. Doğu Ontario Araştırma Enstitüsü’ndeki bir araştırma, 10 hafta boyunca haftada 2 defa egzersiz yapan insanların hayatın birçok alanında (sosyal, akademik ve atletik olarak) daha yetkin olduklarını ortaya koydu.

Koç edinin
Size kişisel olarak yol gösterecek kimseniz var mı? Doğru amaçları ve hedefleri oluşturmanıza yardım edecek, bu amaçlara ulaşmanız için sizi destekleyip ilerletecek, yanlış yaptığınızda sizi düzeltecek birisi? Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt, yeni CEO’lara verebileceği en iyi tavsiyenin bir koç edinmeleri olduğunu söyledi. Bir koç size doğru yolda olduğunuza dair güven verebilir, çok daha az hata yapmanıza yardım edebilir ve başarınızı ciddi ölçüde hızlandırabilir. Neden denemiyorsunuz?

Korkuyu arkadaşınız haline getirin
‘Verimli Paranoya’ diye bir şey duydunuz mu? Çok Satanlar listesine giren ‘Great by Choice’ adlı kitabında Jim Collins’in kullandığı bir kavram. Şu anlama geliyor: Eğer korkarsanız, korkunun sebebini belirlemek için aksiyona geçersiniz. Bill Gates, geçmişte, bilinmeyen bir çocuğun, kendi evinin garajında, var olan teknolojiyi kullanılmaz hale getirecek neler üzerinde çalışıyor olabileceği konusunda endişelendiğini söyledi. Bu endişesini, daha fazla çalışmaya kanalize etti. Korkunuzu, harekete geçmek için kullanın. Daha fazla çaresiz hissetmeyecek, kontrol sahibi hissedeceksiniz. Tam da bu noktada güveniniz büyük bir atılım yapıyor. Bunun üstesinden gelebilirsiniz!

“Başarıya giden yol, büyük çaplı ve adanmış bir aksiyona geçme eylemidir.” – Tony Robbins

Kendine güven havadan kucağınıza düşecek bir şey değil. Yaptığımız şeylerden, her gün uyguladığımız küçük aksiyonlardan kazanılıyor. Durdurulamaz bir güven inşa edebilirsiniz. Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için gereken şeye zaten sahipsiniz.

W9kowU8.jpg

Bu konuyu yazdır