Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı/E-Posta:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 2,561
» Son Üye: idsoixdemxlp
» Toplam Konular: 681
» Toplam Yorumlar: 685

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 3 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 3 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Nuri Killigil: Bir Türk S...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: gakko
08-07-2018, Saat:05:16 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 81
Çocuklarımıza Yedirdiğimi...
Forum: SAĞLIK
Son Yorum: delidumrul
03-29-2018, Saat:12:22 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 243
EŞİNİ DOĞRU SEÇ
Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ
Son Yorum: delidumrul
03-26-2018, Saat:06:55 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 258
Müslüman ol demeden, İnsa...
Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER
Son Yorum: merve
03-26-2018, Saat:11:31 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 256
Feodalitenin ortaya çıkış...
Forum: İLGİNÇ TARİHİ BİLGİLER
Son Yorum: merve
03-25-2018, Saat:09:24 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 242
Mustafa Ertuğrul Aker Tar...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: merve
03-24-2018, Saat:08:44 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 258
1788 Osmanlı-Avusturya sa...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: gakko
03-24-2018, Saat:08:41 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 228
Zengin Girişimcilerden Ha...
Forum: BAŞARI HİKAYELERİ VE ÖNERİLERİ
Son Yorum: merve
03-22-2018, Saat:01:01 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 152
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN’IN ...
Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
Son Yorum: merve
03-18-2018, Saat:10:20 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 285
Eksik Yapılan Dua...
Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER
Son Yorum: intikamcı
03-15-2018, Saat:12:53 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 166

 
  ANTİKACI
Yazar: merve - 10-28-2016, Saat:09:06 PM - Forum: KISA İBRETLİK HİKAYELER - Yorum Yok

Genç adam, antika merakı sebebiyle Anadolu'nun en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu. Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat, bu seferki hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam, antikacının yürümesine yardım ederken:
- Günlerdir hasta olduğumdan, odun kesmek için ilk defa dışarıya çıktım, dedi. Meğer seni bulmak için iyileşmişim.Diz boyuna varan karla boğuşup kulübeye geldiklerinde, antikacının beyaz göre göre donuklaşan gözleri faltaşı gibi açıldı. Odanın orta yerindeki kuzinenin etrafını saran üç-dört iskemle, onun şimdiye kadar gördüğü en güzel antikalar olmalıydı. Saatlerdir kar içinde kalan vücudu bir anda ısınmış, buzları bir türlü çözülmeyen patlıcan moru suratını ateşler kaplamıştı. Yaşlı adam, misafirini yatırmak için acele ediyordu. Ona birkaç lokma ikram edip sedirdeki yatağını hazırlarken:
- Bugün soba yakamadım evladım, dedi. Ama bu yorganlar seni ısıtacaktır.
Ev sahibi, yıllar önce vefat eden eşiyle paylaştıkları odaya geçerken, antikacı da tiftikten örülen battaniyelerin arasına gömüldü. Ancak bütün yorgunluğuna rağmen bir türlü uyuyamıyordu. Ertesi gün gitmeden önce ne yapıp yapıp o iskemleleri almalı, bunun için de iyi bir senaryo uydurmalıydı. Mesela, hayatını kurtarmasına karşılık ihtiyara birkaç koltuk satın alabilir ve eskimiş olduğu bahanesiyle dışarıya çıkarttığı iskemleleri, çaktırmadan minibüsün arkasına atabilirdi. Hatta onları kaptığı gibi kaçmak bile mümkündü. Yürümeye dahi mecali olmayan ihtiyar, sanki onun peşinden koşacak mıydı?
Genç adam, kafasındaki fikirleri olgunlaştırmaya çalışırken dalıp dalıp gidiyor ve rüzgarın sesiyle uyandığı zamanlar, kaldığı yerden devam ediyordu. Bu arada yaşlı adamın sabah namazına kalktığını farketmiş, hatta hayal meyal olsa bile odun parçaladığını duymuştu. Gözlerini açtığında, onun kuzine üzerinde yemek pişirdiğini gördü ve etrafına bakınırken, birden iskemleleri hatırladı. Hafifçe doğrulup çevresine baktı: Aman Allahım..! Antikalardan hiçbiri ortada yoktu.
İhtiyar kurt, herhalde planını hissetmiş ve belki de uykudaki konuşmasını duyarak onları emin bir yere kaldırmıştı. Sakin görünmeye çalışarak:
- İliğim kemiğim ısınmış, dedi. Çorbanız da güzel koktu doğrusu. Ama akşamki iskemleleri göremiyorum.
Yaşlı adam, odanın köşesine yığdığı iskemle parçalarından birini daha sobaya atarken:
- İskemle dediğin, dünya malı be evladım, dedi. Biz misafirimizi üşütür müyüz?

UL0q2Rw.jpg

Bu konuyu yazdır

  Çocuğumuzu Nasıl Yanlış Yetiştiririz!
Yazar: ahmetsahin - 10-22-2016, Saat:01:11 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Çocuğunuz;
– Varsın, bir çivi bile çakamasın…ama, dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın…ama, matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin…ama, notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın…ama, fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün…ama, sınıfın birincisi olsun.
– Varsın,kendisinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin…ama, öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “ Ya siz nasılsınız efendim…” diyemesin…ama, yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın…ama, sınavlarda “on” çeksin.
– Varsın;
– Taziye nedir,bilmesin,
– Başın sağ olsun ne demek, anlamasın,
– Geçmiş olsun kime denir,niçin denir, haberi olmasın,
– Uğurlar olsun, ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama… karneleri süper olsun.
– Evet…varsın, tek dostu olmasın…ama, iyi gelir getiren bir mesleği olsun…öyle mi…

Bu çocuğu bu hale nasıl mı getirdiniz:

– Bandı üç ay geriye sararak, çocuğunuzla “nelerden ibaret” olan iletişiminizi dinlemek ister misiniz;
– “Oğlum, çıkar üstünü-başını…doğru derslerinin başına…
– Kızım, öğrenemedin gitti şu işi…hafta içi sokak-mokak yasak…
– Ne gezmesi…sen önce ödevlerini bitir.
– Oyun mu…gelmeyeyim yanına…
– Geçen dönemin berbat karnesini unuttuğumu sanma…
– Birazdan tek tek bakacağım ödevlerine…
– Yavrum, bıktım ama her akşam ders çalış demekten…
– Şu odanın hali ne küçük bey…
– Hayır efendim…siz de ana-baba olunca her akşam bol bol televizyon izlersiniz…
– Haftaya veli toplantısı var biliyorsun değil mi küçük hanım…
– Çocuklar…kesin şamatayı da elime sopa almayayım…
Çocuğunuzla bilmem ama,bu tarzınızla kimseyle iletişim kuramazsınız.

Mesela, çocuğunuz hakkında şunları hiç merak ettiniz mi:
– Elinin neye yatkın olduğunu,
– Gönlünün neler arzuladığını,
– Dilinin neye uyumlu olduğunu,
– Gözlerinin zevkini,
– Hangi oyunlardan hoşlandığını,
– Neleri “merak” ettiğini,
– Arkadaşları ile en çok hangi oyunları oynadıklarını,
– Hangi oyunlarda başarılı olduğunu,
– Futbolla ilgisini, basketle arasını, satrançla havasını…hiç merak ettiniz mi acaba.
– Bisiklet sürmeyi öğrenip öğrenmediğini,
– Resim dersiyle ilgisini,
– Müzikle arasını…hiç mi sormadınız…
- Öyleyse çocuğunuzla:
– Ayağı yere basan bir iletişim kuramazsınız.
– Her sözünüze tepkili olması,
– Lafı ağzınıza tıkaması,
– Bazen de sizi terslemesi,
– Hayallerinizin suya düşmesi…hep bundandır…canım kardeşim.

Hb1FX0n.png
ÜSTÜN DÖKMEN

Bu konuyu yazdır

  Durdurulamaz Özgüveni İnşa Etmenin 10 Güçlü Yolu
Yazar: ahmetsahin - 10-22-2016, Saat:01:07 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Korkutucu bir düşünce, değil mi? “Hayallerimi gerçekleştirmek için gereken şey bende yok” – Başarı, ün, zenginlik; tüm hayalleriniz yerlerinde kalabilirler. Aslında, sadece boş hayaller. Daha çok kendine güvenen biri olmayı istersiniz; haklarında bir şeyler duyduğunuz ve gerçekten başarılı olan tüm o insanlar gibi.

Flaş Haber – Söz konusu insanlar esasında sizden daha kendinden emin değiller. Onlar bunu zamanla geliştirdiler. Sen, evet evet, sen, aynısını sen de yapabilirsin! Bu kendinden eminlik nereden geliyor? Kendinden eminlik, meydan okumaları göğüslemenize, önemli insanların saygılarını kazanmanıza ve daha yaratıcı olmanıza yardımcı olan bir histir, bir duygudur.

Peki, bu kendinden eminlik duygusunun kaynağı nedir? Harekete geçmekten gelen gerçek kendine güven hissi – gerçek sonuçlar alabileceğiniz doğru şeyleri yapmak. Doğru yolda olduğunuz bilgisine sahip olmaktır. Ve işte en iyi kısmı: Bu kendinden eminliği arttırma işi düşündüğünüzden çok daha kolay.

Durdurulamaz kendinden eminliği inşa etmenin 10 güçlü yolu:

Grubunuzu bulun
Bunu tek başınıza başarmaya mı çalışıyorsunuz? Hayallerinizi ve aynı zamanda korkularınızı ve kafa karışıklıklarınızı paylaşan arkadaşlarınız olsaydı, daha kolay olmaz mıydı? Sizi inişlerinizde ve çıkışlarınızda destekleyen insanlar… Grubunuzu bulmak için, sizinle aynı yolda yürüyen tutkulu insanlardan oluşan bir topluluğa katılın. Eğer bir işe girişecekseniz, girişimciler toplantılarına katılın. Başarılı bir blogger olmak istiyorsanız, çevrimiçi bir blogger topluluğuna katılın. Onlarca akıllı insanın kolektif tecrübelerine erişime sahip olacaksınız. Müthiş püf noktaları keşfedecek ve gereksiz hatalardan kaçınacaksınız. Aynı zamanda şunu fark edeceksiniz: Eğer size benzeyen diğer insanlar başarılı olabiliyorlarsa, neden siz olamayasınız? Grubunuz, sizi hedefinize doğru ilerletmek adına fevkalade bir kaynak olacak. Yalnız değilsiniz!

“Özgüven her zaman haklı olmaktan ileri gelmez, bazen de yanlış olmaktan korkmamaktan ileri gelir.” –Peter T. Mcintyre

Doğru mücadeleleri seçin
Güçsüzlüklerinizi “tamir etmek” için çok fazla mı zaman harcıyorsunuz? Örneğin, pazarlama konusunda harika olabilirsiniz, ancak teknoloji sizin kâbusunuzdur. Teknoloji problemlerini çözmeye çalışmak size çaresizlik hissettirebilir ve kendinizi işi savsaklar halde bulabilirsiniz. Sonuçlar olmadan zaman ve enerjiyi amacınıza adamak, genel anlamda güven seviyelerinizi de etkileyecektir. Bunun yerine neden dışarıdan destek almıyor ya da işi dışarıya bırakmıyorsunuz? Bazen daha iyi bir güvenin anahtarı, bir şeyler yapmaktan ziyade bir şeylerden kaçınmak olabilir. Güçlü olduğunuz şeylere odaklanın ve kendinize duyduğunuz güvenin hızla yükseldiğini görün!

Başarısızlığı göğüsleyin
Edison ampulü icat etmeden önce kaç defa başarısız oldu? Binden fazla kez! Süper başarılı insanların hepsi sayısız başarısızlık tattılar. Başardılar, çünkü inat ettiler. Hatalarından ders aldılar, yaklaşımlarını değiştirdiler ve doğrusunu elde edene kadar denemeye devam ettiler. Basit gerçek: Her yeni bir şey yaptığınızda, hata yapmak zorundasınız. Bu gerçeği kabullenin ve böylece başarısızlığı bir kararlılık kaynağına dönüştüreceksiniz, umutsuzluğa değil.

Küçük adımlar atın
Amacınızın altında eziliyor gibi hissettiniz mi hiç? Çok zor mu görünüyor? Büyük ve ağır bir girişimle başa çıkabilmenin en iyi yolu, onu daha küçük amaçlara bölmektir – başarabileceğinizi bildiğiniz daha küçük projeler. General Electric firmasının efsanevi eski CEO’su Jack Welch, küçük günlük başarıların önemi üzerinde ısrarla dururdu. Bu küçük kazanımlar, güveninizi daha büyük amaçlara kafa tutması için ateşler!

Doğru başlayın
Güne nasıl başladığınızın, günün geri kalanındaki ruh haliniz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Güne, en önemli görevinizi ele alarak başlayın. Sabah ne üzerinde çalışmak istediğinize, bir önceki akşamdan karar verin; böylece sabah ilk iş o şeye başlayabilirsiniz. En önemli görevin üzerine bir çizik atmak, oyunun ilk golünü atmak gibi bir şey! Bu, sizi daha fazla hareket için gaza getirir!

“Başarılı insanların korkuları vardır, başarılı insanların şüpheleri vardır ve başarılı insanların endişeleri vardır. Onlar bu şeylerin onları durdurmalarına izin vermezler, hepsi bu.” – T. Harv Eker

Gerçekçi olun
Yapmak istediğiniz şey aşırı mı? Güveniniz üzerindeki en büyük yıkımlardan biri, kendi hedeflerinizi gerçekleştirmek konusunda sürekli olarak başarısız olmaktır. Bunun yerine, başarabileceğinizi bildiğiniz hedefler koyun. Steve Jobs’ın da dediği gibi: “Her şeyi yapmayı denemek yerine, maksimum randımanı veren birkaç şeye odaklanın”. Sınırlarınızı zorlamak önemlidir, ancak kendinizi (ve kendinize olan güveni) sınırların ötesine itmeyin!

Film çekin
Yaklaşan bir projenin, müşteri görüşmesinin ya da sunumun düşüncesi sizi ürkütüyor mu? Michael Phelps’e 22 olimpiyat madalyası kazandıran bu yöntemi deneyin. Gözlerinizi 2 dakikalığına kapatın ve zihninizde yaklaşan görevinizin bir filmini oynatın. Zorlukları önceden görün, ona göre davranın ve zorlukları başarıyla alt ettiğinizi gözünüzde canlandırın. Michael Phelps bunu her yarıştan önce yapıyordu. Bu basit görselleştirme, size bir şampiyonun güvenini sağlayabilir.

Fiziksel müdahalede bulunun
Vücudunuzun ruh haliniz üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Kuşku sancılarını hissettiğiniz her seferde ayaklanın ve birkaç şınav çekin ya da yerinizde koşu hareketi yapın. Vücudunuza adrenalin pompalamak, mücadeleci ruhunuzu ön plana çıkarmanın garanti bir yoludur. Güven konusunda kalıcı bir gelişim görmek istiyorsanız, her gün 10-15 dakika egzersiz yapmaya başlayın. Doğu Ontario Araştırma Enstitüsü’ndeki bir araştırma, 10 hafta boyunca haftada 2 defa egzersiz yapan insanların hayatın birçok alanında (sosyal, akademik ve atletik olarak) daha yetkin olduklarını ortaya koydu.

Koç edinin
Size kişisel olarak yol gösterecek kimseniz var mı? Doğru amaçları ve hedefleri oluşturmanıza yardım edecek, bu amaçlara ulaşmanız için sizi destekleyip ilerletecek, yanlış yaptığınızda sizi düzeltecek birisi? Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt, yeni CEO’lara verebileceği en iyi tavsiyenin bir koç edinmeleri olduğunu söyledi. Bir koç size doğru yolda olduğunuza dair güven verebilir, çok daha az hata yapmanıza yardım edebilir ve başarınızı ciddi ölçüde hızlandırabilir. Neden denemiyorsunuz?

Korkuyu arkadaşınız haline getirin
‘Verimli Paranoya’ diye bir şey duydunuz mu? Çok Satanlar listesine giren ‘Great by Choice’ adlı kitabında Jim Collins’in kullandığı bir kavram. Şu anlama geliyor: Eğer korkarsanız, korkunun sebebini belirlemek için aksiyona geçersiniz. Bill Gates, geçmişte, bilinmeyen bir çocuğun, kendi evinin garajında, var olan teknolojiyi kullanılmaz hale getirecek neler üzerinde çalışıyor olabileceği konusunda endişelendiğini söyledi. Bu endişesini, daha fazla çalışmaya kanalize etti. Korkunuzu, harekete geçmek için kullanın. Daha fazla çaresiz hissetmeyecek, kontrol sahibi hissedeceksiniz. Tam da bu noktada güveniniz büyük bir atılım yapıyor. Bunun üstesinden gelebilirsiniz!

“Başarıya giden yol, büyük çaplı ve adanmış bir aksiyona geçme eylemidir.” – Tony Robbins

Kendine güven havadan kucağınıza düşecek bir şey değil. Yaptığımız şeylerden, her gün uyguladığımız küçük aksiyonlardan kazanılıyor. Durdurulamaz bir güven inşa edebilirsiniz. Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için gereken şeye zaten sahipsiniz.

W9kowU8.jpg

Bu konuyu yazdır

  Mutlu Bir Evlilik İçin Neleri Dikkate Almalıyız
Yazar: mevthawk - 10-22-2016, Saat:01:00 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

-Evlendikten sonra birincil aileniz, eşiniz ve çocuklarınızdır!
• Evlenen değişir. Evlendiği halde bekârlığını sürdürmeye çalışan, evliliği hazmedememiştir.
• Evlilik, güç birliğidir, güç savaşı değildir.
• Evlilikte iki tarafın da kendine ait özel alanı olmalıdır. Bu kafasına göre takılmak değil, birey olmasının koşuludur.
• Evlilikte kadın-erkek eşit değildir. Eştir. Ego yapmaya, her konuda yarışmaya gerek yoktur.
• Bir evliliğin düzelmesi için iki tarafın da çabalaması gerekir. Aksi taktirde yerinde sayar. İki kürekli teknede bir kişinin bir küreği çekmesiyle teknenin kendi ekseninde dönmesi gibi.
• Her evlilik, parmak izi gibidir. Başka evliliklere benzemez. Bu nedenle kıyaslamak asla doğru değildir.
• Evlilikte, eşler birbirinin ailelerine saygı göstermezse zamanla birbirlerine de saygı göstermezler.
• Eşini seven, onun mutlu olduğu konulara saygı duyar.
• Eşinizin ailesine mesafe koymak, eşinizin size daha çok ait olmasını, sizi daha çok sevmesini sağlamaz.
• Onaylamayan, takdir etmeyen, var olanın kıymetini bilmeyen eş, zamanla var olanı da arar hale gelir.
• Evliliğin ilk yılları, sistemi oturtma ve diş geçirme sürecidir. Sabırlı olmak gerekir.
• Kayınvalidesiyle yarışan gelin, eşini annesine daha da yaklaştırır.
• Eşinin güçlü ve kararlı olmasını istiyorsan önce sen hükmetmekten vazgeçeceksin.
• Eşini sürekli eleştiren, zamanla aynı tip eleştirilerin gelmesine kapı açar.
• Bir eş istediğini söylerse, zamanla istemediklerini de duymaya başlar.
• Eşini hayalindeki eşe çevirmeye çalışırsan, zamanla seni yok saymaya başlayacaktır.
• Kavgada ayıpları döken, sonrasında toplamak zorunda kalır.
• Çoğu tartışma mevcut olaydan çok eski olaylarla bağlantı kurulması ile uzar.
• Hatasını kabul etmeyen eş, o konuyu bunu sürekli duymak zorunda kalır.
• Kendi aileni üstün tutarsan zamanla eşin ailene tepki koyar.
• Aldatma, aldatının kusurudur, mağdurun değil. Evliliğin kötü gidiyorsa ya iyileştir ya bitir ama aldatma.
• Kendini mutlu edemeyen, başkasını mutlu edemez sadece fedakârlık yapar.
• Daha iyisine layık olduğunu düşünüyorsan o zaman elindekinden vazgeç ya da kabullen.
• Acaba daha iyisi seni kendine layık görüyor mu?
• Kıskanmak ve kontrol etmek, sadakati arttırmaz. Korkuyu arttırır. Korku ile gelen sadakat, cesaretle gider.

2lTQEhn.png

SERHAT YABANCI
Aile-Evlilik-Yetişkin Terapisti

Bu konuyu yazdır

  Kan Grubunu Söyle, Karakterini Öğren
Yazar: mevthawk - 09-15-2016, Saat:08:44 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Son yıllarda yapılan incelemeler doğrultusunda insanların karakterlerinin  taşıdıkları kanla doğru orantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Şu durumda kan grubunuzun sizi ve hayatınızı ne yönde etkileyeceğini bilmek önemlidir. 
Kişiliğiniz aşağıda verilen kan grubu-kişilik eşleştirmesiyle birebir örtüşmeyebilir fakat unutmayın ki kendinizi ve özellikle karşınızdaki insanı tanımak için bu ipuçlarından faydalanabilirsiniz. 

"0" GRUBU  "SICAK"

OLUMLU YÖNLERİ: Öz güven sahibi, güçlü karar mekanizmasına sahip, sadık, kendi kararını kendi veren, eleştirici.

OLUMSUZ YÖNLERİ: İşkolik, duygusal, inatçı, soğuk, bencil, geçimsiz, endişeli

GERÇEKLER: Dünyadaki insanların %38’ı 0 negatif, %62’sı ise 0 pozitiftir.

ÖZELLİKLERİ: Sosyal, enerji dolu, çok hareketli, gerçekçi, arkadaş canlısı, gösterişli, uçuk. Önüne çıkan şansları anında kullanır. Yeni bir projeye hemen atılabilir, yeni fikirler üretmeye yatkındır. Dikkati çabuk dağılır, kuvvetli duygulara sahiptir ve kendini iyi ifade edebilir.
Her an muhalefet olabilir ama bu duruşundan hemen vazgeçebilir. Diğer kan gruplarından olan kişilere çabuk kapılabilir. Hırslı ve detaycı olan bu kişilik ortama kolay adapte olabilir. Hissettiklerini kolayca ortaya çıkartabilir, doğuştan zariftir.

ÖZET: Olumlu, aktif, bağımsız, risk almayı seven, dramatik bir yaşama sahip, zaman zaman bencil, romantik, arkadaşlarından etkilenen, organizasyon yeteneği gelişmiş, gururlu, birilerine dokunmayı ve birilerinin ona dokunmasını seven, hedefe kitlenen, boyun eğmeyi sevmeyen, açık sözlü.


“A” GURUBU “SERİN..”


OLUMLU YÖNLERİ: Dikkatli, sempatik, özverili, kibar, dürüst, sadık, uyumlu, em pati kurabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ: Çok kuruntulu, duygusal, sinirli, kararsız, içine kapalı, sulu.

GERÇEKLER: Dünyadaki insanların %34’ü A negatif, %6’sı ise A pozitiftir.

ÖZELLİKLERİ: Sinirlense bile sakin kalmayı başarır. İçe dönük, kamuoyuna duyarlı, sorumluluk sahibi. Sinirliyken bile güvenilir ve etrafındakilerin kafası karıştığında her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilir. Utangaç olduğu zamanlar vardır. İnsanların yanında bazen sinirli olabilir. Etrafına karşı duyarlı olmasına rağmen başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir.
Bir doğa düşkünüdür ve kalabalık ortamları pek sevmez. Değişime çok açık değildir, kendine ait bir dünyaya ihtiyaç duyar hatta karamsar bile sayılabilir. Değişikliğe açık olmadığı için duygusal tarafından dolayı bu kan grubundan olan kişiler genelde yaratıcı güce sahip sanatçılardır.

ÖZET: Temkinlidir, yardımseverdir, sorumluluk sahibi, iç huzura ve güçlü bir hafızaya sahiptir, grup çalışmasında başarılıdır, resmiyeti sever, sakindir, kurallara uyar, insanlarla olan ilişkilerine değer verir, çok hassastır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.

”B” GURUBU “AKTİF”

OLUMLU YÖNLERİ: Neşeli, dışarı çıkmayı seven, olumlu, maceracı, aktif, duygusal, kibar.

OLUMSUZ YÖNLERİ: Unutkan, kararsız, dağınık, gürültücü, abartmaya yatkın, spontane.

GERÇEKLER: Dünyadaki insanların %9’u “B” negatif %2’si ise “B” pozitiftir.

ÖZELLİKLERİ: Mantıklı, organizasyon yeteneği gelişmiş, akla duygudan çok önem veren, yaratıcı. Her şeyin yolunda gittiğini gördüğünde kendini harika hisseder. Yaptığı işe konsantre olarak başka şeyleri görmezden gelebilir. Enerjik ve amaca yönelik hareket eder, herhangi bir konunun fanatiği olabilir ve o konuda sonuna kadar uğraşır.
Girişimciliğe açık olmasına rağmen takım oyunlarında ise pek başarılı değildir, çünkü o takım yapısına karşıt bağımsız bir kişiliktir. Olumsuz şeyleri dışa vurmak yerine içe atar, sorunları çözmek için gerçekleri göz önünde bulundurur, çok fazla soğuk ya da resmi olarak görülebilir, arkadaşlarına kendini pek açmaz.

ÖZET: Neşeli, bencil, kaprisli, gelenek ve göreneklere karşıdır, sosyal, eğlenceli, duygusal, özünde yalnız, kolay neşelenebilen, kibar, bağımsızlığına çok düşkün, güçlü bir kişiliğe sahip, işlerini kendi yöntemine göre yapan, geçinmesi kolay, maceracı, dokunmayı ve birinin ona dokunmasından hoşlanır.

“AB” GURUBU “RAHAT”

OLUMLU YÖNLERİ: Hassas, gururlu, diplomatik, sempatik, çabuk öğrenen, zevk sahibi, herkesle kolay anlaşabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ: Devamlı şikayet eder, farklı ve değişken ruha haline sahiptir, çok düşünür.

GERÇEKLER: Dünyadaki insanların %4’ü AB negatif, %1’i AB pozitiftir.

ÖZELLİKLERİ: Zıtlıkların bir arada olduğu bir karakterdir: Örneğin sosyaldir aynı zamanda utangaçtır. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Arkadaşlarına bağımlıdır fakat eğer çok üzerine gelinirse isyan edebilir, sosyal ortamlarda zaman zaman utangaç zaman zamansa cesurdur.
Yaratıcı/sanatçı bir yönü vardır. Zorlayıcıdır. Psikoloji, astroloji ve falla ilgilenir, iyi bir politikacı ya da diplomat olabilir. Çok geniş tavırlar sergileyebilir, problemleri sezmek ve engellemek konusunda çok başarılıdır.
Şehir atmosferini sever ama bazen kapalı alanlarda kalmaktan hoşlanmaz. Yaşadığı ev onu düşünmeye ve hareket etmeye motive etmeli, yaptığı her şeyde başarıya ulaşır.


ÖZET: Gizemlidir, mantıklıdır, ekonomiktir, etkilidir, genelde eleştiricidir, analitik bir düşünce yapısına sahiptir, duygusuzdur, orijinaldir, yalnız kalmayı sever, çabuk sıkılır, çevresine kolay uyum sağlar, içgüdüsel duygulardan nefret eder, insanlara faydalı olmaya çalışır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.

HelxVLw.jpg

Bu konuyu yazdır

  'Dolap Çevirmek' Deyiminin Çıkmasını Sağlayan Osmanlı'daki Yemek Servisi
Yazar: ahmetsahin - 07-30-2016, Saat:12:35 PM - Forum: BİLİNMEYEN TARİHİMİZ - Yorum Yok

Günlük dilde sık sık kullanılan "dolap çevirmek" deyiminin çıkış noktası Osmanlı'ya dayanıyor.


VYqnZP.jpgEskiden vezir, paşa, sadrazam gibi büyük adamlarla zenginlerin konakları olurdu. Bu konakların kadınlar tarafına haremlik, erkeklerin bulunduğu tarafa ise selamlık denirdi.

Kadınlar tarafı ile erkekler tarafı arasındaki duvara bir eksen etrafında dönen, silindir şeklinde kapaksız bir dolap yerleştirilirdi. Bu dolabın kapağı yoktu. Yarısı açık, yarısı kapalı olan bu dolabın içinde sıra sıra geniş raflar bulunurdu. Kadınlar kısmında pişirilen yemekler, bu dolap aracılığı ile selamlık kısmına servis edilirdi. Kadınlar, dolabın raflarını yemeklerle doldurduktan sonra, döndürerek açık tarafını erkekler kısmına çevirirlerdi. Raflar boşalıp yerlerine boş tabaklar konunca da, erkeklerce kadınlar tarafına çevirilirdi. Böylece kadınlarla erkekler birbirlerinin yüzlerini görmeden servis yapılırdı.

İşte bu dolapların zaman zaman gönül işlerinde kullanıldığı da olurmuş. Mesela, delikanlının biri sevdalısına kimselere çaktırmadan mektup, gül falan verecek olsa dolabı kullanırmış. Haremlik bölümünden bir mendil mi gönderilecek, yine dolap aracılığı ile iletilirmiş. "dolap çevirme" deyimi o devirlerden kalmaymış.

İşte dönen dolap

go3MzQ.jpg

alıntı

Bu konuyu yazdır

  BU SABAH YATAKTAN NEDEN KALKTIN?
Yazar: merve - 07-04-2016, Saat:01:29 PM - Forum: KİŞİSEL GELİŞİM-PSİKOLOJİ - Yorum Yok

Japonların bir kelimesi vardır: İKİGAİ

Anlamı: Sabahları yataktan kalkma sebebin…

Gerçekten de bu sabah yataktan kalkma amacın neydi?

Kolay bir soruyla başlayayım dedim. Ama aslında pek de kolay değil sanırım.

Biz büyüdükçe zaman daha hızlı geçiyor gibi geliyor. Hayat daha zorlaşıyor gibi geldiğinde aslında sadece daha hızlı akmaya başlıyor sanırım.

O yüzden kendimiz ile ilgili bir şeyleri değiştirmek istiyorsak da onu ertelemekten vazgeçip yapmaya başlamak gerek.

Günümüzde artık vakit nakit değil, nakit vakit ve o da geçiyor (maalesef)…Tik tak..

Her şeyi yapmak isteyip de hiçbir şey yapamıyorsan eğer, belki de durup bir bakman gerek acaba ben gerçekten ne istiyorum diye? Ya da neyi yapabilirim? Neyi başarmak istiyorum?

Hakikaten ben ne yapmak istiyorum?

Kafan karışık mı biraz?

Hala “Benim bir şeye yeteneğim yok ki, olsa da onunla para kazanamayacağımdan korkuyorum…” diyorsan eğer, evet kafanın biraz karışık olmasını anlayabiliyorum.

Benim de karışıktı bir zamanlar. Hala da bazen karışabiliyor. 
? Ama bu gibi durumlarda hemen amacımı ve başarılarımı hatırlıyorum. Daha neler yapmak istediğimi… Neler başarmak…Ve hemen silkelenip kendime geliyorum.

Yetenek deyince nedense keman çalmak, şarkı söylemek ya da resim yapmak geliyor insanın aklına. Oysa ki pek de öyle değil. Tabii ki sanatsal yetenekler ayrı ve çok özeniyoruz onlara. Fakat bir insanı iyi dinleyebilmek, etkili konuşabilmek, yaratıcı düşünebilmek, problemleri hızlı çözebilmek de yetenek.

Eğer hayatında bir şeyleri değiştirmek konusunda zorlanıyorsan, yalnız değilsin.

Çünkü konfor alanımızın dışına çıkmak istediğimizde 3 soru bizi aşağıya doğru çekiyor.

*Yapabilir miyim? (Buna yeteneğim var mı?)
*Yaparsam beğenilir mi? (Takdir edilir mi? İnsanlar ne der?)
*Yeterince kaynağım var mı? (Para, güvence…)
İşte bu sorulara verdiğimiz yanıtlar o şeyi yapıp yapmamamıza sebep oluyor. Bir nevi sabotajcımız yani. Ama aslında o kadar da kötü değil çünkü onun sayesinde bu yazıları okuyabiliyorsunuz ve hayattasınız. Sabotajcınız sizi korur. Bazal metabolizmada yaşatmaya çalışır acı çekmemeniz için ama korur. Tıpkı Metallica’nın Sad But True şarkısında olduğu gibi.

Fakat tam da şu an bu sesleri en azından 3 dakika susturmanı rica ediyorum.

Yapabilir misin?

Biliyorum başkalarının sana neyi yapıp yapmayacağını söylemesinden pek de hoşlanmıyorsun, ama eğer yeteneklerini geliştirmek istiyorsan biraz araştırman gerekecek. Var olan yeteneklerini geliştirirken belki henüz bilmediğin diğer yeteneklerini de araştırmak istemez misin?

BİRİNCİ ADIM: Yeteneklerini Keşfetmek
Picasso’nun çizdiği bir resmi gören bir adam: “Fakat, bu balığa benzemiyor. “Picasso: “Zaten o balık değil, resim.”

İKİNCİ ADIM: Yeteneklerini Geliştirmek

1) Pratik Yap

Yeteneklerin tabi ki önemli ama eğer geliştirmezsen körelmeye mahkumdur. Darwin’in kullanılmayan organlar körelir hipotezi yeteneklerimiz için de geçerli. Ne kadar yetenekli olursan ol, kendini geliştirmezsen istediğin kadar iyi olamayabilirsin.

Ünlü flemenko gitaristi Paco de Lucia ölmeden önce bile her gün 8 saat gitar pratiği yapıyordu. Sence neden?

Doğuştan çok yetenekli insanlar biliyorum uzun vadede başaramıyorlar çünkü pratik yapmalarına gerek yok sanıyorlar.

Her gün belirli saat aralığını yeteneğim olduğunu düşündüğüm şeye ayırıyorum ve bunu da yapıyorum. Eğer yazmaya yeteneğin varsa, işe gitmeden önce ya da yatmadan önce yarım saatini ayır buna lütfen. Her sabah erken kalk ve yaz. Ya da akşam yarım saat geç yat. Eğer basketbol oynamaksa yeteneğin sahaya çık.

Bir de en yeteneksiz olduğun alanları düşün lütfen. Hayatta bunu yapamam dediğin şeyleri hani. Onları da dene en azından bir süre. izle ve gör. Gerçekten de o kadar yeteneksiz misin, yoksa kendini buna mı inandırmışsın?

2) Negatifliği Bir Kenara Bırak

Yetenekli ya da değil, negatif düşünme kadar potansiyelini aşağı çeken başka bir şey daha yok. Bu bakış açınla ne kadar kolay başa çıkabilirsen, yeteneklerini keşfetmen ve geliştirmen o kadar kolay olacak. Çünkü sürekli kendinden şüphe ederek vakit kaybetmeyeceksin.

Amaaan boşver deme lütfen. Kendinden özür dile, gelecekteki senden ve 5 yaşındaki halinden. Bugün, şu an bir şey yapmıyorsan eğer, kendine haksızlık ettiğinin farkına var ve üzerinde çok düşünme. Özür dile ve işe koyul! Zaman geçiyor demiştik hatırlıyorsun değil mi? tik tak.

Düşünce paternlerini izle. Negatif düşünmeyi farketmenin ilk yolu ne zaman hissettiğinin farkına varmaktır. Hemen not et böyle anları. Böyle anlarda kendin hakkında, olaylar hakkında, yeteneklerin hakkında nasıl düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun?

Her gün yatmadan önce o gün neler olduğunu bir düşün. Sabah yataktan kalkmadan o gün neler yapmak istediğini düşün. Hayal et. (Aklına excel tabloların, ödevlerin, derslerin geliyorsa ve yataktan kalkmak istemiyorsan eğer araya kendinle ilgili bir düşünce yerleştir.)

Güne başlarken ilk verdiğimiz karar o yataktan kalkmaktır. O yüzden en az 30 saniye bir düşün kalkmadan. Bugün neler yapabilirsin?

Değiştirmenin ilk yolu gözlem yapmaktır. Eğer yıkıcı bir düşünce seni yakaladıysa hemen sebebine odaklan. Değiştirebiliyor musun bu sebebi? O zaman değiştir. Kontrolün dışında mı? O zaman çok da üzerine gitme.

İnsanın en büyük düşmanı yine kendisidir. Kendini azarlarken ya da suçlarken tonunu değiştir. Daha yapıcı olmaya çalış. Nasıl mı? “Bugün hiçbir şey yapmadım” diyorsan eğer, hiçbir şey yapmaman imkansız. Geliştirmek istediğin yeteneğinle alakalı neler yaptığını fark et. Ve güçlendir.

B2gAkQ.gif
Gizem ŞAHAN
www. gizemsahan. com

Bu konuyu yazdır